17
Yorum
28
Beğeni
5,0
Puan
241
Okunma
Hoşça kalın…
Bir vedadan ibaret değil bu söz.
Bir kapının yavaşça kapanışı değil.
Bir çağın iç çekişi, bir insanlığın kırık aynaya bakışı.
Hoşça kalın insanlık.
Sokak aralarında unutulan merhamet,
çocukların gözlerinde yarım kalan düşler,
annelerin dualarında saklı titrek umutlar…
Siz de hoşça kalın.
Hoşça kalın barışa inananlar.
Kalabalıklar içinde yalnız kalanlar,
“bir gün” diye başlayan cümleleri yutkunarak bitirenler…
Dünyanın neresinde olursanız olun,
elleriniz titreyerek de olsa bir güvercini hayal edenler,
sizler de hoşça kalın.
Çünkü savaşın sesi daha gür artık.
Barut kokusu, manşetlerin arasından sızıyor.
Çocuk çığlıkları, istatistiklere dönüşüyor.
Ve biz,
ekranlarımızın arkasında,
bir başka yıkımı “canlı yayın” izler gibi izliyoruz.
Hoşça kalın yarından umudu olanlar.
Sabaha uyanınca daha adil bir dünya bekleyenler…
Belki de en çok siz yoruldunuz.
En çok sizin sesiniz kısıldı.
En çok sizin yüreğiniz kanadı.
Hoşça kalın gençler.
Omuzlarınıza yüklenen karanlık,
hayallerinizi gölgelediğinde bile
bir mum yakmaya çalışanlar…
Gözlerinizdeki ışık söndürülmek istendiğinde
bir adım geri atmayanlar…
Siz de hoşça kalın.
Yeni bir dünya düzeni deniyor adına.
Oysa düzen dedikleri,
yıkımın geometrisinden başka bir şey değil.
Şehirler haritadan silinirken,
vicdanlar çoktan silinmiş meğer.
Ve dünyayı dizayn etmeye kalkan güçler,
insanlığın ruhunu ölçüp biçmeye çalışırken
kılını kıpırdatmayanlar…
Sizler de hoşça kalın.
Hoşça kalın mazlumun sesi olmayanlar.
Bir çocuğun gözyaşını görmezden gelenler,
bir annenin feryadını duymazdan gelenler,
bir ülkenin çığlığını “uzak” diye susturanlar…
Siz de hoşça kalın.
Çünkü suskunluk da bir tercihtir.
Ve bazen en büyük yıkım,
sessiz kalanların omuzlarında yükselir.
Hoşça kalın ağız tadı.
Hoşça kalın sofraların bereketi.
Hoşça kalın kardeşçe bölüşülen ekmek.
Yerini öfkeye, nefrete ve bitmeyen hesaplara bıraktınız.
Hoşça kalın sevgili dostlar.
Kalemini hakikatten yana tutanlar,
satır aralarında insanlığı arayanlar…
Belki de bu çağın en ağır yükü,
hakikati yazmaya çalışanların omzunda.
Ve siz,
hiç ses çıkarmayanlar…
Sadece izleyenler…
“Bana dokunmayan yılan” diyenler…
Siz de hoşça kalın.
Bu bir veda değil aslında.
Bu bir yüzleşme.
Bu, insanlığın aynaya bakıp
kendi gözlerinin içine dayanamayışı.
Dünya yanarken,
birileri ateşe odun taşıyor,
birileri de küllerin arasından umut arıyor.
Ama umut,
her gün biraz daha dar bir sokağa sıkışıyor.
Hoşça kalın barış versinler.
Hoşça kalın “bir gün her şey güzel olacak” diyenler.
Hoşça kalın yarına inanmak isteyenler.
Belki bir gün,
bu söz bir vedadan çıkıp
bir direnişe dönüşür.
Belki bir gün,
“hoşça kalın” demek yerine
“buradayız” der insanlık.
Ama bugün…
Bugün,
savaş çığırtkanlarının sesi göğü deliyor.
Bugün,
barışa inananlar fısıltıya mahkûm.
Ve ben,
şiir tadında ama kanayan bir cümleyle bitiriyorum:
Hoşça kalın insanlık…
Eğer bir gün geri dönmeye niyetiniz olursa,
kalbimizin kapısı hâlâ açık olacak.
ALİ RIZA COŞKUN ©
5.0
100% (19)