Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur. (tolstoy)
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn
VİP ÜYE

Kırmızı halı 2

Yorum

Kırmızı halı 2

( 4 kişi )

3

Yorum

10

Beğeni

5,0

Puan

104

Okunma

Kırmızı halı 2

Kırmızı halı 2

Bir bayram sabahı uykulu gözlerimi açtığımda ablamı görüyorum karşımda. Ablam o sabah tatilden dönmüş, yalnız ufak bir kaza geçirmiş bir şekilde duruyor karşımda. Onu yaz evimizin olduğu köyümüzde bal arısı sokmuş ve yüzünün yarısını şişirmiş nerdeyse. Böyle garip uyanıyoruz bayram sabahına ahşap evimizde. Ama bu şişlik bile gölgelemiyor çocuksu sevincimizi.

İşte şimdi ahşap evimizdeyiz. Yine deli dolu, yine sevinçliyiz. Annemin salona koyduğu uzun kuzine sobanın tepesine çıkıp, sırayla aşağı atlıyoruz ahşap merdivenin yanından. Gülücük seslerimiz kırmızı halıya karışıyor. Belki bu yüzden çok renkli, bol çiçekli duruyor.

"Bugünlerimizi de aynı heyecanla anlatacağımıza eminim. Ama geçmiş hep yaşandıktan sonra daha çok anlam kazanıyor. Ve kaçırılan her dakika, özlemler bırakıyor mutluluğa aşina ruhlarımıza. Bu yüzden çok seviyoruz mazimizi. Kimseye göstermeden saklıyoruz hüzünlerimizi. Bir sandıktan farksız duruyor geçmiş gözlerimizde. Ağladığımız ve güldüğümüz günler hep zihnimizde..."


Annem biraz daha büyüdüğümüzde anlatıyor o günleri bize. Bayram sabahlarına dair anılar süslüyor iç dünyamızı. İçimiz cız ediyor, duyduğumuz her güzel şeyde. Ve yeniden okuyoruz hayatı işte şimdi hep birlikte.

Ablamın bir bayram sabahında sevinçle uyandığını öğreniyorum bu anılardan birinde. Yastığının altında babamın bir gün önce ilçe pazarından aldığı çoraplar. Ve yaz evini saran küçük mutluluklar. Ablam kimse almasın diye yastığının altında saklıyor çoraplarını. Ve gerçekten tarif edilemeyecek mutluluklar sarıyor bu evin dört yanını. Ben henüz çok küçük olduğum için, sonradan duyarak eşlik ediyorum bu mutluluğa. Az bir şeyle yetinmeyi bilen eski günlerimize. İçim cız ediyor şimdi bile hatırladıkça bu güzellikleri. Düşündükçe dünyamızı kaplayan almak hırsını. Tükettiği şeylerle, huzuru da tüketmeye alışmış gençliğimizi. Yine de mutlu olamayan benliğimizi. Kapatıyorum yeniden gözlerimi. Kırmızı halıyla büyütüyorum en güzel düşlerimi.

Her çocuğun geçmişi algılayışı ve geçmişe bakışı farklı farklıdır. Kimi çocuk özlemle ve iştiyakla anlatırken o günleri, kimisi sitemlerden, ihmallerden dem vurur hatırladıkça. Bakış açımız çocukluğumuz kadar, bugünlerimizi de etkiler bu yüzden. Kiminde kasırga etkisi yaparken geçmiş, kimisi için neşe saçar. Ben de çocukluğunu tüm yokluklarına rağmen güzel hatırlayanlardanım işte. En deli, en çocuk hallerimizi özlemle anımsayanlardanım. Adı üstünde sadece çocuğuz. Ve öyle saf, öyle dopdoluyuz umutlarla. Yarına kurulmuş düşlerimiz yok belki o yaşlarda. Ama her gün bizi bekleyen değişikliklerle biz rengarengiz. Plansız, tasasız ve yeni şeyler öğrenmek konusunda pek bir telaşlıyız. İçimizdeki merak bizi korkusuz yapıyor öyle ki. Ne ateşin koru, ne yol kenarındaki su arkı ve ne de bir köpeğin havlayışı ürkütmüyor bizi.


İşte ablamın gelişi çift bayram oluyor benim için o bayram sabahı. Evde bizzat bayram havası esiyor o sabah. O sabah da diğer sabahlar gibi, umutla açıyorum çapaklanmış gözlerimi. Kocaman ve sık kirpiklerimin arasından zorla bakıyorum beni sevindiren sürprizlere. Annem yetişiyor, yüzümün yıkanmasına. Bazı sabahlar dakikalar süren yıkama işine. Neyse doktorun verdiği damla yetişiyor bu defa, imdadımıza. Alerjiler de, karamsarlıklar gibi uçup gidiyor gökyüzüne. Annem eli hünerli bir terzi bir yönüyle. O bayram da annemin elinden giyiniyoruz en yeni elbiseleri. Tül eşarplardan yapılmış, kat kat eteklerimizi kah kah da uçları pileli renkli kıyafetlerimizi. Oyuncak bebeklerimiz de nasibini alıyor bayramlıklardan. Onlara da kıyafetler dikiyoruz artan kumaşlardan. Bayram tüm sıcaklığıyla geliyor bu kente. Seviniyor öyle ki, oyuncak bebekler bile.

En acı şeylerle, en tatlı şeyler unutulmazmış kolay kolay. Kırık parçalarından geçmişin, bunlar şimdilik akılda kalanlar. Geçmişin güzel yanlarıyla ancak, yeniden kurulabilir hayatlar. Bıkmadan mazisine, seyahat yapabilmeli bu yüzden her insan.


Kırmızı halı, desenlerinden çiçekler topluyorum son kez. Renklerinden yeni dünyalar. Hissettiğimiz ölçüde bayramlar göreceğimize inanıyorum seninle. Takılmadan senelere, çocuksu gülüşler bırakıyorum yine senin üstünde. Annemin beni çağıran sesiyle bölüyorum şimdilik bu güzelliği. Ve bir kez daha kapatıyorum, seninle odama açılan pencereyi. En çok senin farklı renklerine aşığız şimdi. En çok o renklere hasret. Güzel kardeşliklere muhtacız şimdi. Onunla kurulur ancak güzel bir gelecek.

Kırmızı halı, çocuk saflığıyla bir kez daha bakıyorum sana. El sallıyorum işte yeniden geçmişte kalan baharlara. Perdeyi isteyerek kapatıyorum bu kez de. Yeniden açmak ve yenilenmek istiyorum bir kez daha. Bekle beni küçük çocuk. Küsmeden hayata. Özletme bana kendini nolur. Bir daha bir daha gel yanıma.

Bayramımız bayram olsun, çocukluğumuz daimi, telaşlarımız anlamlı, huzurumuz baki...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Kırmızı halı 2 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kırmızı halı 2 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kırmızı halı 2 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
seyide cinaloğlu doyran
seyide cinaloğlu doyran, @seyidecinalogludoyran
3.3.2026 12:55:52
5 puan verdi
Ahh Şulecan ahhh nasılda zamanda yolculuk yaptım :) Kırmızı halıyı sadece bir eşya değil, çocukluk hayallerinin serildiği bir oyun alanı gibi işleyen; mutluluğun kusursuzlukta değil, bir arada olmanın verdiği o güvende saklı olduğunu hatırlatan çok güzel bir anlatım. Yastık altındaki bir çift çorabın yarattığı o büyük zenginliği bizlere yeniden duyumsattığınız için kaleminize sağlık şairem, sevgilerimle.
Etkili Yorum
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
4.3.2026 09:01:12
Yüreğinize sağlık değerli şairem. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve sevgilerimle , esenlikler dilerim.
Etkili Yorum
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
3.3.2026 08:11:50
5 puan verdi

Merhaba dost arkadaş.
Bu metin, insanın en derin yerinden gelen bir iç çekiş gibi. Okurken hem gülümsüyorsun hem de göğsünde bir sızı hissediyorsun; tam da iyi yazının yapması gereken şey bu.
Kırmızı halı burada sadece bir nesne değil; çocukluğun, kardeşliğin, yokluğun içindeki bolluğun, annenin ellerinden çıkan mucizelerin ve zamanın geri getirilemez saflığının sembolü olmuş. O halının üstünden atlayan çocuklar, bal arısı şişliğiyle bile bayram eden abla, yastık altındaki çoraplar, kat kat tül etekler… Hepsi birer küçük mucize ve hepsi aynı anda hem çok yakın, hem de geri dönülmez uzaklıkta.
Yazarın en çarpıcı yaptığı şey, nostaljiyi sadece tatlı bir özlem olarak bırakmaması. O özlemin içine bugünün tüketim hırsını, “mutlu olamayan benliğimizi”, “huzuru da tüketen gençliğimizi” öyle doğal ve acımasız bir doğrulukla yerleştiriyor ki, okuyanın yüzüne hafif bir tokat atıyor. Ama bu tokat kızdırmıyor; uyandırıyor.
Cümleler akıcı, ritmi nefes gibi. Bazen çocuksu bir coşkuyla sıçrıyor, bazen ağır ağır iç çekiyor. O geçişler o kadar organik ki, metin sanki yüksek sesle anlatılıyormuş gibi hissettiriyor. “İçim cız ediyor” cümlesi belki de bütün metnin kalbi. O kadar çok tekrarlanabilecek bir his ki, ama yazar her defasında farklı bir tonda yakalıyor onu.
Son paragraftaki “Bekle beni küçük çocuk. Küsmeden hayata. Özletme bana kendini nolur.” kısmı ise resmen yumruk. Orada metin duygusallıktan çıkıp yakarışa, neredeyse duaya dönüşüyor.
Kısacası: Bu metin hüzünlü bir bayram şekeri gibi. Ağzında erirken hem tatlı, hem buruk. Ve bittiğinde elinde sadece o kırmızı halının desenlerinden topladığın birkaç çiçek kalıyor. İnsan onları koklarken hem gülümsüyor, hem de gözleri doluyor.
Çok güzel yazılmış.
Çok içten.
Çok yalın bir şekilde derinden vuruyor.
Bayramın, çocukluğun ve o halının üstünden geçen bütün ayak izlerinin daim olsun.
Tebrik eder Selam ve sevgi bırakıyorum sayfaya. ..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL