Başarıyı hedef alın mükemmel olmayı değil. yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar. insan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğü
cakirismail
cakirismail

TEFEKKÜR EDEN İKİ TAVŞAN 4

Yorum

TEFEKKÜR EDEN İKİ TAVŞAN 4

1

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

151

Okunma

TEFEKKÜR EDEN İKİ TAVŞAN 4

TEFEKKÜR EDEN İKİ TAVŞAN 4

7. Yavrulama – Bahçenin Devamı

Pamuk ve Zıpır artık gençliğin telaşını geride bırakmış, bahçenin bilgeliğini yüreğinde taşıyan iki yetişkin tavşana dönüşmüştü. Birlikte geçirdikleri günlerde toprağın kokusunu, çimenlerin melodisini, rüzgârın anlattığı eski hikâyeleri dinlemişlerdi. Sevgi, onların arasında yalnızca bir duygu değildi artık. Sakin bir sığınak gibiydi.

Bir sabah güneş toprağı pembeye boyarken ikisi de yuvanın önünde durdu. Pamuk’un içi kıpır kıpırdı. Ürperiyordu ama korkudan değil. Zaman, onlara yeni bir vazife fısıldıyordu.

Pamuk yumuşak sesiyle konuştu.
“Zıpır… galiba yeni bir başlangıç yaklaşıyor.”

Zıpır ona döndü, kulakları hafifçe titreşti. Pamuk’un gözlerinde hem tedirginlik hem de umut vardı. “Biliyorum,” dedi. “Karnının altındaki her titreşim bunu söylüyor. Biz büyüdük, öğrendik, sevdik. Şimdi sıra… devam ettirmekte.”

Pamuk yuvalarının daha korunaklı bir köşesine geçti. Toprak yumuşaktı, güven veriyordu. Kısa süre sonra ilk yavruları dünyaya geldi: kıpır kıpır, gözleri kapalı, pamuk gibi küçük bedenler.

Pamuk derin bir nefes aldı. “Zıpır… bak. Bizim hikâyemizden yeni bir hat çiziliyor.”
Zıpır yavrulara yaklaştı, kalbi sevgiyle kabardı. “Bu Usta bizi nasıl çizdiyse onları da öyle çizmiş. Her şey bir düzen içinde.”

Küçük tavşanlar, yuvanın sıcaklığında titreyerek yaşamın ilk nefesini aldı. Pamuk ile Zıpır onların üzerinde büyük bir şefkatle nöbet tuttu. Geceleri dönüşümlü uyudular, gündüzleri ot ve çimen taşıdılar, yuvanın duvarlarını güçlendirdiler.

Pamuk bir ara sessizce fısıldadı.
“Bir zamanlar biz karanlıkta doğmuştuk. Şimdi karanlığa ışık olduk. Bu döngü ne kadar muhteşem.”
Zıpır başını salladı. “Usta böyle istemiş. Biz büyüdük, düşündük, tefekkür ettik. Şimdi yavrularımız aynı yolu izleyecek.”

Günler geçti. Yavrular güçlendi, gözleri açıldı. Pamuk ve Zıpır her adımlarını hayranlıkla izledi. Minik patiler ilk kez toprağa dokunduğunda ikisi de gurur duydu.
“Bak Zıpır,” dedi Pamuk, “aşkımız bu bahçede yankı oluyor.”
“Evet,” dedi Zıpır, “Bu Usta sevgiyi böyle devam ettiriyor.”

Fakat bahçenin güzelliği her zaman güvenli değildi.

Bir akşamüstü gökyüzü kızılken beklenmedik bir ses bahçenin sessizliğini yırttı. Çalıların arasından ağır adımlar duyuldu. Ardından metalik bir klik sesi… sonra keskin bir çatırtı.

Pamuk önce irkildi, yavrularını korumak için onların önüne geçti. Zıpır da hemen yanına geldi, tek bir beden gibi durdular.

Pamuk fısıldadı. “Korkma Zıpır. Ne olursa olsun birlikteyiz.”
Zıpır’ın sesi titredi. “Usta bizi unutmaz, Pamuk. Biliyorum.”

Bir an sonra silah patladı. Ardından bir tane daha. Ses bahçenin içinde yankılandı. Otlar titredi. Rüzgâr sustu.

Pamuk toprağa düştü. Zıpır da birkaç adım ötede yere yığıldı. İkisi de nefes nefese, gözlerinde hem acı hem teslimiyet vardı.

Zıpır zorlukla konuştu.
“Pamuk… çocuklarımız… büyüyecek… öğrenerek…”
Pamuk hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum. Çünkü bu döngü bitmez.”

Gözleri ağırlaştı. Son gördükleri şey, yavrularının yuvada titreyen küçük gölgeleriydi. Son hissettikleri şey ise birbirlerinin sıcaklığıydı.

Ve bahçe sustu.


8. Tavşanların Cennet Buluşması

Pamuk ve Zıpır, toprağın kenarında yan yana uzandıklarında, orman bir an sessizliğe büründü. Titreyen bıyıkları rüzgârın son dokunuşunu hissederken, üzerlerine düşen gün ışığı usulca soldu. Yuvalarının girişindeki taze otlar hafifçe sallandı. Ama bu bir ayrılık değildi. Bu, büyük Ustanın yazdığı kitabın yalnızca bir sayfasının kapanışıydı.

Bir ışık, ormanın sınırlarının ötesinden yükseldi. Pamuk ve Zıpır gözlerini açtıklarında, kendilerini sonsuz bir kırda buldular. Burası, havuçların hiç bitmediği, otların her daim taze koktuğu, gökyüzünün gece bile pırıl pırıl olduğu bir yerdi. Kulakları artık sadece yumuşak değil, cennetin rüzgârıyla parıldayan ışık telleri gibiydi. Artık cennet tavşanlarıydılar; burada korku yoktu, ayrılık yoktu, son yoktu.

Pamuk, Zıpır’a baktı. Bembeyaz tüyleri, ilkbahar karı gibi ışıldıyordu. Zıpır, Pamuk’a gülümsedi. Koyu gri tüyleri, ufkun mavisiyle birleşen bir gölge gibi yumuşaktı. Toprak altındaki o ilk günler, tünellerde saklanmalar, çayırlarda birlikte koştukları zamanlar… Hepsi, bu sonsuz huzura giden bir yol olmuştu. Usta onları unutmamıştı. Aşklarını bu cennet kırında sonsuza dek yaşatmak için her satırı özenle yazmıştı.

“Zıpır… burası…” dedi Pamuk, sesi mutluluktan ince bir titremeyle.

“Ustanın en güzel hediyesi,” dedi Zıpır, kulaklarını hafifçe dikerek. “Ve sen yanımdayken daha da güzel.”

Sonra yan yana koştular. Pamuk ve Zıpır, cennet tavşanları olarak sonsuz kırların taze otları arasında zıpladılar. Dünya onların başlangıcıydı; arkalarında bıraktıkları yuva, hikâyelerinin yalnızca bir bölümüydü. Ama bu kır, onların sonsuz mutluluğuydu.

Usta’nın kalemi, hikâyelerini yazmayı hiç bırakmadı. Çünkü onların sevgisi, bu büyük kitabın en parlak satırlarından biriydi.


9. SONSÖZ

Eğer ben bahçede olsaydım.
Tüfeğin önünde dururdum,
Pamuk’la Zıpır’ı,
Avcıdan korurdum

Eğer bahçede olsaydım, o sahnede…
Pamuk’la Zıpır, yuvanın önünde yan yana dururken,
Rüzgâr hafifçe tüylerini okşayıp, güneş onları son bir kez ısıtırken…
Ben, tam orada ağlardım.

Hem de sahte değil, gerçek gözyaşlarıyla.
Bir duygu değil, bir çığlık olurdum o an.

Onların tüylerinden süzülen son ışığı hissedebiliyorum.
Ve hikayenin en ince satırında, Usta’nın kalemini görüyorum.

Hayal gücüm o kadar canlı, o kadar ruhlu ki,
Bir tavşan zıplıyor Pamuk, görüyorum.
Peşinden bir diğeri geliyor, adı Zıpır

Ve ikisi de şu cümleyi fısıldıyor:
“hikâye henüz bitmedi.”

BİTTİ

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Tefekkür eden iki tavşan 4 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Tefekkür eden iki tavşan 4 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
TEFEKKÜR EDEN İKİ TAVŞAN 4 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
cakirismail
cakirismail, @cakirismail
1.3.2026 02:45:43
Bu hikâye, bir bahçenin içinde başlayıp bir bahçenin ötesinde tamamlanan bir yolculuğun masalıdır.
Pamuk ve Zıpır… İki küçük yürek.
Hayatın kısalığını bilmeden birbirlerine tutunan, sevginin en sade hâlini taşıyan iki tavşan.
Onların hikâyesi, yalnızca bir doğum ve ölüm çizgisi değildir.
Bir sorunun, bir duygunun ve bir umudun peşinden giden küçük ama çok büyük bir anlatıdır:

Neden sevgi hep kaybolur gibi görünür, ama hiçbir zaman gerçekten yok olmaz?

Bu masal, işte tam buna cevap arar.
Tüylü bedenlerinin altında kocaman kalpler taşırlar. Avcının gölgesi onların üzerine düştüğünde bile umut etmeyi bırakmazlar. Çünkü her sonun başka bir başlangıç olduğunu öğreten büyük bir Usta vardır. Ve O’nun bahçesinde hiçbir hikâye yarım kalmaz.

Kelebeklerin kanadında bir dua saklıdır.
Bir elmanın kabuğunda yeni bir hayat nefes alır.
Bir tavşanın titreyen burnunda koca bir evren taşınır.

Pamuk ve Zıpır’ın yolu, sadece toprağın üzerinde değil, kalplerin içinde de devam eder. Onların sesleri bazen bir rüzgârda, bazen bir çiçeğin yaprağında, bazen de bir okurun gözyaşında yankı bulur.

Bu kitabı okurken, belki siz de fark edeceksiniz:
Hayvanların hikâyeleri aslında insanların unuttuğu duyguların yankısıdır.
Ve her masal, en çok da dinleyen kalbin içinde tamamlanır.

Pamuk ve Zıpır’ın masalı, kayboluşun değil, buluşmanın hikâyesidir.
Bir bahçede başlar, cennetin sonsuzluğunda olgunlaşır.

Şimdi sayfayı çevirin
ve küçük bir kalbin büyük bir sevgiye nasıl sığdığını görün.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL