1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
185
Okunma

Hayat, insanın kalbine uğrayan mevsimlerden ibarettir.
Kimi zaman kışın ayazı üşütür içimizi, kimi zaman baharın ferahlığı sarar ruhumuzu. Bazen yazın coşkusu taşır yüreğimizden, bazen de sonbaharın hüznü çöker omuzlarımıza. Fakat hangi mevsimde olursak olalım, insanı ayakta tutan değişmez bir hakikat vardır: Dostluk.
Dostluk, hayatın en sade ama en güçlü bağlarından biridir. Lakin her bağ dostluk değildir. Bu yüzden insan, dost ararken önce kendine şu soruları sormalıdır:
“Bu insan benim zor günümde yanımda olabilir mi?”
“Ben onun dara düştüğü anda elini tutabilir miyim?”
Çünkü dostluk, tek taraflı bir yakınlık değil; karşılıklı emek, anlayış ve fedakârlık ister. Dost edineceğimiz kişinin bize neler katabileceğini düşündüğümüz kadar, bizim de ona ne sunabileceğimizi tartmamız gerekir.
Herkes birine “dostum” diyebilir. Fakat herkes dostluğun hakkını veremez. Zira dostluk, zamana sabırla işlenen ince bir nakış gibidir. Güven ister, vefa ister, samimiyet ister. Bir kalbe yerleşebilmek için önce o kalbi incitmemeyi öğrenmek gerekir.
Gerçek dost; sustuğunuzda sizi anlayan, düştüğünüzde el uzatan, sevincinizi kendi sevinci bilen insandır. Gösterişten uzak bir iyilik gibidir o… Adını duyurmaz, karşılık beklemez. Sessizdir ama kudretlidir. Hayatın en zor anlarında omzunuza konan görünmez bir eldir.
Zira gerçek dost; hayatın üzerine akşamın karanlığı çöktüğünde, ufukta beliren o ilk yıldız gibidir. Herkesin gözü kararan güneşe takılıp umutsuzluğa düştüğü, ruhun yalnızlıktan üşüdüğü o alacakaranlıkta; o sessizce ama vakur bir duruşla parlayıverir. O yıldız, gecenin zifiri karanlığını tek başına yok etmez belki; ama size yalnız olmadığınızı, yönünüzü hala bulabileceğinizi anlatan kadim bir rehberdir. Gösterişsizdir, gürültü çıkarmaz; sadece varlığıyla geceyi teselli eder."
Ne var ki dost kaybetmek, dost kazanmaktan daha kolaydır.
Bir kırıcı söz, bir anlık gurur, küçük bir ihmal… Aylarca örülen bağ, bir anda çözülüverir. Dostluk cam gibidir; şekil vermek zordur ama kırmak kolaydır. Ve kırılan yer mutlaka iz taşır.
Bu yüzden insan, haklı olmaktan önce dost kalmayı seçmelidir. Gururunu değil gönlünü büyütmelidir. Çünkü para tükenir, zaman geçer, yollar ayrılır. Fakat bir dostun kalbimizde bıraktığı iz silinmez.
En büyük zenginlik; cebimizdeki para değil, ismimiz anıldığında içtenlikle gülümseyen insanların varlığıdır. İnsan dostuyla çoğalır, dostuyla güç bulur, dostuyla insan olur.
Dost kazanmak zordur…
Ama kıymetini bilen için bir dost, bütün dünyaya bedeldir.
Ve insan, gerçek bir dostu varsa asla yoksul değildir.
Bazan bir dost kişinin yanında bulundurduğu tek sığınağı her hangi bir maddi veye manevi şeydir.
Örneğin:
Netice itibarıyla efendim; her kişinin kendine has, ruhuna şifa olan bir dostu vardır. Şayet etrafımda kimse yoksa, benim en kadim dostum tellerine vurduğum sazımdır. Sazımın telleri sussa, dertleştiğim sırdaşım kalemimdir. Kalemim de tükenirse, dilimin ucunda yeşeren, kendi kendime ürettiğim bir türküdür...
Salim Şengül
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.