0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
172
Okunma
Küçük kasabanın kenarında, yıllara meydan okuyan yorgun bir taş konak varmış.
Bir zamanlar ihtişamlı olan bu konak, artık sessizliye gömülmüş;
Pencereleri örümcek ağlarıyla kaplanmış, kapısı paslı menteşelerle zar zor tutunuyormuş. Kasaba halkı, o evin lanetli olduğuna inanırmış, geceleri önünden geçmeye cesaret edemezlermiş.
Günlerden birgün,
Bir sabahın ilk ışıklarıyla, kasabaya yeni evli bir çift gezgin gelmış, onlar kasabayı dolaşıyor ve ilginç gördükleri her şeyi ellerinde ki fotoraf makinesi ile fotoraflarken, kendilerini bir aan bu eski taş konagın yanında buluvermişler ve merakına yenik düşüp o eski taş konagın içini gezip, görmeye karar vermişler.
Mevsimlerden de sonbahar imiş.
O an rüzgâr, kuru yaprakları savururken taş köşkün kapısı kendiliğinden aralanmış.
Bu genç çift taş köşk’e girmişler;
Adamın elinde küçük bir defter, kadının ise boynunda fotoğraf makinesiyle konaın içini gezmeye başlamışlar, biri elindeki deftere not tutuyormuş diyeri fotoraflıyormuş.
Duvarlarda solmuş tablolar, yerde kırık bir ayna ve köşede tozlu bir sandık dikkatlerini çekmiş. Adam sandığın kapağını kaldırdığında, içinde sararmış beyaz kurdeleler ve bir taştan kolye bulmuş.
Sararmış beyaz kurdelelerin her biri bir harf andırıyormuş, onları sırasıyla tek tek yere serdiginde farketmiş ki kurdelelerin her birinin ucunda aynı yazı nakış işlenmiş . Bu yazı: “Seni hep bekleyeceğim, Gönlüm.” imiş.
Onlar, kurdelelerde ki yazılı harfleri okudukça eski taş köşkün gizemli geçmişi ortaya çıkmaya başlamış.
Yıllar önce burada genç bir kadın ve adam yaşıyormuş.
Ama bir gün sevdiği adam savaşa katılmak zorunda kalmış ve o,savaşta kaybolunca her gün ona mektup yerine kurdelelere nakışlı harflerden oluşan yazılar yazmış, ama hiçbirini gönderememiş.
O kurdelelere bir sandık yapmış ve köşkün kuytu bir köşesine yerleştirmiş, çünkü onlar onun sessiz tanıklarıymış.
Genç gezgin kadın kurdeleleri tek tek saçına baglıyormuş ki;
Tam o anda, rüzgârla birlikte bir fısıltı duymuş:
“Teşekkür ederim…”
Genç kadın irkilmiş, ama korkmamış. Gözlerini kapattığında, bir anlığına genç kadının siluetini görmüş; yüzünde huzurlu bir gülümseme varmış.
Genç kadın, kurdeleleri tek tek dikkatlice sandığa geri koymuş,kapağını kapatmış ve köşkten çıkmışlar. Ama buldukları taş kolyeyi sandıga koymayı unutmuşlar.
O günden sonra taş köşkün penceresinden her sabah bir ışık huzmesi görünür olmuş.
Kasaba halkı, artık o köşk’ün lanetli değil, huzura kavuşmuş bir yer olduğuna inanmaya başlamış.
" Bir ışık sönmezse, umut da sönmez"...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.