Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar, bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak... uzaklardan gelip geçerken, kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar o kadar. orman bütün sessizliğiyle yine yalnız duracak orada... ı.kant
boşa yaşamışım
boşa yaşamışım

NAMAZ, NAMAZ, NAMAZ!

Yorum

NAMAZ, NAMAZ, NAMAZ!

( 1 kişi )

0

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

434

Okunma

NAMAZ, NAMAZ, NAMAZ!

NAMAZ, NAMAZ, NAMAZ!


İnsan yeryüzüne halife olarak gönderildi. Yeryüzünün tamamı insanoğluna verilmiş bir servet. Fakat bu serveti kullanırken vereni unutmamak gerekiyor. Vereni yani Allah’ı hatırlamak da ona ibadet etmekle mümkündür.
Allah’ın emrettiği bütün ibadetler ve yasakladığı haramları yerine getirmek, insanı insan gibi yaşadığını anımsatır. Yoksa mutlaka bir yerlerde eksiklik var demektir. İnsanın düzeni ve huzuru bozulur. Sonra insan, şikâyete ve isyana başlar.
İbadetlerin içerisinde en sık ve zamanlı yapılan ibadet günde beş kere kılınan namazdır. Namaz aynı zamanda kulun yani dünyanın halifesi insanın günde beş kere rabbine secde etmesi, dua etmesi başvurması ve unutmaması demektir. Tabiri yerindeyse günde beş kere ben dünyada yaşıyorum diye şükretmesi demektir.
Namaz, müminin miracı, dinin direği, zamanın yani yaşadığımız anın şükrü ve aynı zamanda Allah’ın emrine uymanın ibadetidir.
İbadetler ne kadar Allah’ın emri için yapılsa da, insana dünyada iken birçok fayda sağlıyor. Orucun, zekâtın, haccın, kurbanın faydaları daha sonra yazacağız. Ama namazın faydasına gelince, sayamayacağımız kadar çok.
Namazın faydalarını birkaç başlık altında anlatmak belki anlaşılması bakımında faydalı olabilir. Bunlar; ibadet açısından, sağlık bakımından, zaman bakımından, ruhi bakımdan.
Öncelikle belirtmeliyim ki, namaz insanın dinini ve inancını belirleyen ve dıştan gösteren bir ibadettir. Hani bizim yörenin bir sözü vardır:
“En iyi testi, dışına su veren testi” diye. İşte namaz kişinin dışa su vurması demektir. Onun için rabbim namazın farziyetini belirlerken şöyle emrediyor. İslama göre mükellef olanlardan (kızlar (9-12) 12 yaştan sonra, erkekler (12-15) 15 den sonra) deli ve ölü haricinde herkesin günde beş vakit (40 rekât) namaz kılmasını emrediyor.
Hastalık, savaş, çalışma, yolculuk, tatil, uyku ve komada olma hali dâhil hiç bir mazereti kabul etmiyor.
Neden?
Çünkü bunların dermanı zaten namaz. Bunu bilmediğimizden mazeretlerle kendimizi kandırıyoruz. Bu dertlerin içerisinde yok strese girdim, moralim bozuldu, romatizma oldum, zamanımı ayarlayamıyorum. Zaman yetmiyor ve bunalımdayım diye mazeretlerle kendimizi bir türlü istediğimiz başarı ve mutluluğa götüremiyoruz. Allah’tan başka herkese secde edip duruyoruz.
Günde beş kere Rabbinin huzuruna çıkan bir kimsenin zamanını iyi kullanmaması ve Rabbini unutması mümkün müdür?
Günde beş defa, kırk rekât namaz kılan bir insanın hareketsizlikten dolayı eklem romatizması olması mümkün müdür?
Günde beş kez yıkanıp, temizlenip, abdest alan, bütün dünyevi endişe ve kaygıları bir kenara bırakıp, şeytani vesveseleri terk edip, yüzünü kıbleye dönüp, huşu içinde Allah’a secde eden, sonunda ellerini açıp, rabbine münacat edip, yalvaran yakaran, isteklerini ve pişmanlıklarını dile getiren Rabbinin duyduğunu ve mutlaka rahmeti, bereketi, fazileti ve merhametiyle koşacağını bilen insanın psikolojisinin düzelmemesi mümkün mü?
Günde beş vakit, seksen defa alnını yere koyan kişinin beynine kanın daha kolay gelmesinden beyin hücreleri daha iyi besleneceğinden, Bu kişiler bunama hastalığına tutulmaları zor değil mi?
Namaz vakitleri içerisinde yaklaşık bir saat göz merceklerinin dinlenme mesafesi olan bir buçuk metreye kasılmadan bakma durumu sağlıklı göz için en iyi reçete değil mi?
Namazın faydalarını bunlarla kısıtlarsak hata etmiş oluruz. Namaz, yaşadığımız günü ve vaktin her anını dolu dolu yaşatan bir ibadettir. Hal böyle olunca ancak namaz kılanların dünyada yaşadım demesi mümkündür.
Özellikle cemaatle kılınan namazının faziletini ve bereketini unutmamak gerekir ki bu da toplum barışı, kaynaşması ve huzuru için ayrı bir önem kazanır. Günümüz insanının en büyük düşmanı olan ferdiyetçiliğinin, bireyselliğin, kapitalizmin bencilliğinin ilacıdır cemaatle kılınan namaz.
İnsanları toplum yapan ibadettir namaz.
Cemaatle namaz kılarken ön safta namaz kılanın arka safta namaz kılana göre daha fazladır fazileti. Sevaplar önden arkaya doğru sıralanır. Safların sık ve düzenli olması daha uygundur. Buna rağmen özellikle Cuma namazlarında arka kapının önünde sıra kapma yarışı neden yapılır anlamış değilim. Namaz kılanın önünden geçilmediğini bildiğimiz halde meydan okurcasına geçmek ve yanımızdaki insanla omuz omuza namaz kılmamak için safları sıklaştırmamak adeta cemaatleşmeyeceğim diye inat edenlerin inadının şeytan vesvesesi olduğunu hepimiz bilmeliyiz.
Yeri gelmişken şunu da belirtelim k; cenaze namazlarında arka saflarda kılmak daha sevaptır. Yani sevaplar arkadan ön saflara doğru dağıtılır.
Namazı cehennem korkusu, cennet sevgisi için değil de Allah rızası ve emrettiği için kılanlardan olma ümidiyle.
Muhabbetle!..
Osman GİRGİN’İN "BİR GÜL DE BENDEN" adlı makale kitabından alınmıştır.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Namaz, namaz, namaz! Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Namaz, namaz, namaz! yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
NAMAZ, NAMAZ, NAMAZ! yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL