Şiir öyle bir orkestradır ki, bütün doğanın ve insanların sesini yansıtır. vıctor hugo
Erdem Öztürk
Erdem Öztürk

3 - bir iç oda, bir dış ses

Yorum

3 - bir iç oda, bir dış ses

1

Yorum

4

Beğeni

0,0

Puan

294

Okunma

3 - bir iç oda, bir dış ses

ne yapmalıyım diyorum, komşu duvarında ampul kadar çökmüş.
vapur iskelesiın ortasında duruyor gün, küllük gibi ve ödenmemiş.
benim içimde buzdolabı gibi bir ağırlık, bozuyorum ama yerinden oynamıyor.
sorularım sigorta kutusu gibi üst üste; en altta hep aynı: ben nereye
sığarım.
gece ampul gibi ağır;
koyuyorum başıma, uyku olmuyor.
bir bardak su içiyorum, dünyaya inanmak için;
su da bazen kırık aynadan akıyor.
bir kibrit yakıyorum, adı dayanmak;
alevi kısa, dumanı uzun.
bu keder, kırmızı bir ip gibi;
ıslanınca daha çok yapışıyor.
komşunun kahkahası duvardan sızıyor, bende utanma bir kapak kapanıyor.
sorularım paspas gibi üst üste;
en altta hep aynı:
ben nereye sığarım.
vapur iskelesida rüzgar dönüyor, benim içimde paspasın pası dönüyor.
çocukluğum çatal gibi cebimde çınlıyor, harcayamıyorum;
her şey pahalı.
bir bardak su içiyorum, dünyaya inanmak için;
su da bazen kırık aynadan akıyor.
gözlerim tabak gibi:
içi dolu, üstü kapalı; ben sayıyorum.
gece düğme gibi ağır;
koyuyorum başıma, uyku olmuyor.
bir kibrit yakıyorum, adı dayanmak;
alevi kısa, dumanı uzun.
komşunun kahkahası duvardan sızıyor, bende ince bir umut bir kapak kapanıyor.
sorularım kettle gibi üst üste;
en altta hep aynı:
ben nereye sığarım.
köprü altıda rüzgar dönüyor, benim içimde yorganın pası dönüyor.
çocukluğum tabak gibi cebimde çınlıyor, harcayamıyorum;
her şey pahalı.
bir bardak su içiyorum, dünyaya inanmak için;
su da bazen kırık aynadan akıyor.
gözlerim makas gibi:
içi dolu, üstü kapalı;
ben yürüyorum.
gece kibrit gibi ağır;
koyuyorum başıma, uyku olmuyor.
bir kibrit yakıyorum, adı dayanmak;
alevi kısa, dumanı uzun.
kırılan şeyin sesi uzun sürer, ben orada yaşarım.



otobüs kartı

ceplerimde bozuk para yok
şehir benden hep temassız geçiyor
otobüs kartımın üzerinde
bin kere basılmış bir yalnızlık var

turnikeden geçerken
içimde bir kapı daha kilitleniyor
“yetersiz bakiye” diyor ekran
keşke ruhum da böyle söylese
açık açık, utanmadan

camdan dışarı bakıyorum
sokak lambaları sırayla yanıyor
benim içimdeki lambalar
sıra bile beklemiyor

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
3 - bir iç oda, bir dış ses Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz 3 - bir iç oda, bir dış ses yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
3 - bir iç oda, bir dış ses yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Erdem Öztürk
Erdem Öztürk, @erdmoztrk
18.2.2026 21:07:49
bugün yasın üçüncü gömleğini denedim düğmeleri eksik
iliklerken parmaklarım değil hatıralar titriyor
merdiven boşluğunda adımlarım yankı değil itiraf
her basamakta biraz daha susuyorum
buzdolabı gece ışığını açıyor içimdeki karanlık üşümesin diye
süt taşmıyor ama içimden taşanlar mutfağa sığmıyor
fincanın kulpu kırık tutacak yerin bile bir hesabı var
ben hesabı tutamıyorum senin gidişin gibi kayıyor
çamaşır ipinde asılı gömlekler rüzgâra değil yokluğa kuruyor
mandal izi omzumda kalıyor
sokakta bir ambulans geçiyor kalbim sedyeye yatıyor
siren uzaklaşınca yalnızlık daha yakın bir ses oluyor
kapı zili çalmıyor yine de içimde biri sürekli basıp kaçıyor
ben her seferinde açıyorum kimse yok
duvar saatinin akrebi senin tarafına dönük bir bıçak
yelkovan her turda beni biraz daha kesiyor
masanın altında kaybolan kaşık gibi kayboluyor günler
bulunca da tadı değişmiş oluyor
geceyi yorgan yapıyorum üstüme ağır geliyor
ağır dediğim göğsümde büyüyen boşluk
balkondaki saksı toprağı kabarmış senin adın değil ama aynı çatlak
parmağımı değdiriyorum toprak kanıyor gibi
uykuya dalınca rüyamın kıyısında bir tren duruyor binemiyorum
biletim var gibi ama yazıları silinmiş
aynadaki buğu tekrar geliyor adını değil sesini çiziyor
silince yüzümden bir parça daha eksiliyor
komşunun tabağı düşüyor benim içimde kırılan aynı yer
kırıkların arasında yürümeyi öğrendim
elimdeki anahtar dönmüyor kilit değil ben paslanmışım
pasım sana değil beklemeye bulaşmış
bir mektup yazıyorum zarfın içine koyacak gün bulamıyorum
pul yerine gözyaşı yapışıyor köşesine
sabah olunca perdeler açılmıyor ben içimde kapatıyorum
güneş beni bulamasın diye
yine de ışık sızıyor parmak aralarımdan
sızıntı dediğin umut mu yoksa alışkanlık mı bilmiyorum
bildiğim tek şey duvarın karşısında biraz daha büyüyen sessizliğim
ve her büyüyüşte senin yokluğuna bir santim daha yer açmam
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL