0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1573
Okunma
KİBİR
Yalçın Şefturan , her hafta sonu olduğu gibi evinden kahvaltısını yaparak çıkmış, evinin hemen yakınındaki gazete bayiinden gazetesini alarak Yeşilırmak kenarındaki Özyeşilırmak çay bahçesinde oturmuş gazetesini okuyordu ki, yanına birinin geldiğini bile fark etmedi. Biraz sesli olarak bir insanın kendisine
- Müsaadenizle oturabilir miyim ? diyen genç birisinin yanında dikildiğini gördü.
Dönüp baktığında , daha geçen aylarda 30 yıldır çalıştığı kuruma yeni atanan stajyer Ümit Cancan’ı görünce gülümsedi. Ayağa kalkarak Ümit’i kucaklayarak
-Tabii evladım, tabii dedi. Karşısındaki sandalyeyi göstererek.
Ümit Can can’da saygıyla sandalyeye oturdu. Yalçın şefturan masaya baktığında bardağın boşaldığını görerek garsona iki işarati yaptı. Biliyordu ki Ümit Cancan!’da kendisi gibi çay tiryakisiydi.
Yalçın Şefturan, gazetesini dikkatle katlayarak masanın bir köşesine koyduktan sonra , sanki 40 yıllık dostu, çok sevdiği torununa bakan dede gibi Ümit’e baktı. Ümit utangaç gençti.
-Sizi rahatsız etmedim inşallah Yalçın bey, dedi.
-Estagfurullah bende çok memnun oldum gelmene. Ne demiş atalarımız “Değirmen iki taştan muhabbet iki baştan”. Biliyorum sen benim muhabbetsever adam olmadığımı sanıyorsun, kibirli olduğumu sanıyorsun ama her şey göründüğü giibi değil Ümit. Sen biri hakkında söylenenlere değil, onun yanına varıp da O’nun ne dediğine bak. Bir insanı en güzel onu izleyerek beden diline bakarak anlayabilirsin, dedi.
Ümit hem şaşırmış hem utanmıştı. Bu yaşlı Yalçın şefturan da içini mi ne okuyordu O ‘nun.
Yalçın şefturan biraz durarak sıcak çayını yudumladı. Soğuk çaydan pek hoşlanmazdı. Bir an yanlarında salına salına akan, nazlı gelin gibi süzülen Yeşilımak’ın sabah yağan yağmurda çamura belenmiş, boğulmuş sularına baktı. Hiçbir hayat endişesi olmadan yüzlerce binlerce yıl akıyordu.İsteyene balık veriyor, isteyeni serinletiyor, isteyene güzelliklerini göztererek onlara göz banyosunu yaptırıyordu adeta böyle güzel sonbahar günlerinde...
Sonra bakışlarını Yeşilırmaktan genç memur Ümit’e döndürerek
-Biliyorum, işte benim kibirli , bunak , kendini beğenmiş bir insan olduğum konusunda konuşan çok. Ama bu onların görüşü. Ben ise sınırlarına hakim olan ve seviyesizliğe müsaade etmediği gibi seviyesizlik ve seviyesiz insanlarla mücadele eden, buna gücü yetmediğinde de sınırlarını çizerek onlara mesafeli olan bir insan olarak tanımlarım kendimi.
Ümit bir soru sormak isteyen ama buna cesaret edemeyen Ümit’in yüzünden bunu anlamıştı ve
-Anlat Ümit, karşında beden dili ve yüz okuma sanatı öğrenmek konusunda senelerini vermiş bir bunak var. Sen konuşmadan seni anlar. Sor sorunu. Dedi., Sonra keyifle sandalyesine yaslanarak Ümit’e sevgi ile baktı. Bundan cesaret alan ümit aklının takıldığını sordu nihayet.
-İnsanlar arasında yaşarken onlarla konuşmaya tenezzül etmemek, onların selamını almamak da kibir değil mi ?
Yalçın şefturan ufak bir kahkaha attı.
Ümit sorduğu sorunun neden bu kadar küçük bir kahkaha ile karşılandığını pek anlamamış ve içinden “acaba yanlış bir şey mi yaptm” diye kendine sormuştu. .Bunu anlayan Yalçın şefturan keyflenmiş kendisini biraz korku, biraz saygı ve biraz da şaşkınlıkla seyreden genç meselktaşına bakarak.
-Kibir kendini insanlardan büyük görmektir. Ama saygı göstermeyen insandan uzak kalmak ve selam adabını bilmeyenin de selamını almamak aslında “insanın kendisine olan saygısını koruması” anlamına gelir. Kimse kimsenin kabalığını, cehaletini çekmek zorunda değildir. Senin sevgiye ihtiyacın varsa baban yaşındaki iş arkadaşının da hem yaşı, hem tecrübesi hem de bilgisinin çok olmasından dolayı saygıya ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaca karşılık vermeyen insandan uzaklaşmanın adı da “ kendine saygı “ olarak adlandırılır.Bunu iş yerinde kimse anlatmaz ama. Sadece dinlediğinde anladığında Yalçı Şefturan gibi büyüklerin anlatır.
Bu sefer gülme sırası Ümit Cancan’a gelmişti. O da tıpkı meslek ustası büyüğü Yalçın şefturan gibi kahkaha atmışti küçücük sadece kendisinin ve bu bilge adamın duyacağı kadar. Kimse bunu fark etmemişti bu küçük çay bahçesinde. .
“Affederseiniz amca, af edersiniz abi o kadar mantıklı ve güzel konuştunuz ki çok keyiflendim. Bir küçük kahkaha atmadan duramadım , kusura bakmayın.”dedi.
Yalçın şefturan bunun üzerine:
“Kardeşim gençlere keyiflenmek , gülmek, küçük kahkahalar atmak yakışır. Ben buna kızmam da. İnsanlarını sınırlarına saygı göstermeden , sevgi bekleyen dilenci gibi insanlara kızarım. Yani sevgi lafta olmaz. Sevgi başkası ile alay etmek , başkalarının sevmediği hareketleri yaparak sevdiğini söylemek hem kendine hem muhatabına saygısızlıktır. Sevgi lafta değil davranıştadır. Ben bana “seni seviyorum “ diyene değil, saygı gösteren, sevgi gösteren insana bakarım. O yüzden başkaları bana ne derse desin ben sınırlarımı çizerim, yalnız kalmak, yalnız olmak kaygım yok. “Masadaki gazeteyi göstererek “ benim dostum gazeteler, dergiler kitaplardır. İşte de, evde de . Bunlar bana bilgi sevgi ve saygı sunar. Alay etmez. O yüzden edepten yoksun insanların ne dediği umurumda değil. Benim onları memnun etmek gibi bir amacım ve kaygım da yok. Senin önyargılarını biraz olsun yıkabildiysem ne mutlu.”
Yalçın şefturan bardaklara baktı gene boşalmıştı bardaktakiler.İlerde kendilerini izleyen garsona iki işareti yaptı. Ümit Cancan’a adeta can gelmiş, yakışıklı yüzüne hayat neşesi gelmişti.
Garson çayları masaya bırakıp gitmişti.
Yalçın şefturan aklına bir şey gelmiş gibi Ümit Cancan’a bakarak.
“Evladım insanlar ikiye ayrılır. Kimi çalışıp çabalayarak hem kendini hem ailesinin rızkını kazanmak için çabalar evde , işte boş zamanlar bırakmadan gelişmeye bakar, kimi de işsizlikten dolayı bu insanları izler ve eleştirir. İnsanların hayatta çanbalaması eser üretmesi yaşamı, seyrederek eleştirmesi alay etmesi ölümü simgeler. Ona buna laf atan, sevgi adı altında sataşan insan aslında ölmüş insandır. Başkasına faydası olmadığı gibi sınırlarını aşan insanı ben ölmüş olarak görüyorum. O yüzden de ölmüş insan manevi olarak çok kokar. Ben kötü kokudan kaçarım. İşte bu denszi davranışlardan kaçan tepki gösterene bunu kabullenemeyen anlamayan “ kibirli” damgasını vurur.” dedi.
Ümit cancan canlanmış sanki yüzü gülmeye başlamıştı İçinden “ hayatı ve canlılığı bu kadar güzel anlatan insana işte çoğunluk önyargı ile yaklaşıyormuş. Ben ne kadar cahilmişim ki, hakikate değil de çoğunluğa uymuşum “ diye geçirdi. Kendi kendine “çoğunluğa bakan değil hakikati gören insan olacağım bundan sonra “dedi.
Güzel sohbet devam ederken teklifizce gelip masaya oturan ağzında sigara ile dengesiz iş arkadaşları masaya oturunca Ümit cancan içinden “ Densizin özgürlüğünün başladığı yerde gerçek insanın özgürlüğü biter” diye düşünerek Yalçın şefturan abisinin dediği gibi ölü taklidi yaparak hemen oradan uzaklaştı. Yalçın şefturan’ın söylediklerini düşünerek Yeşilırmak boyunca yavaş yavaş yürümeye başladı.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.