Şansa inanmak gerek, yoksa sevmediklerimizin başarısını nasıl izah edebiliriz?. (jean cocteau)
cakirismail
cakirismail

KIRMIZI MÜREKKEP

Yorum

KIRMIZI MÜREKKEP

( 3 kişi )

6

Yorum

15

Beğeni

5,0

Puan

226

Okunma

Okuduğunuz yazı 15.2.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
KIRMIZI MÜREKKEP

KIRMIZI MÜREKKEP

Kırmızı Mürekkep

Hans Müller, Doğu Almanya’nın gri gökyüzü altında, Dresden’in dar sokaklarında yaşayan bir makine mühendisiydi. 1970’lerin sonlarıydı ve Soğuk Savaş’ın gölgesi her yerde hissediliyordu. Hans, çalıştığı fabrikada bir akşamüstü çağrılmıştı. Yetkililer, ona Sibirya’daki bir sanayi tesisine gönderileceğini bildirdi. “Ülkenin kalkınması için,” dediler, “orada senin yetkinliklerine ihtiyaç var.” Hans’ın itiraz hakkı yoktu; bu bir emirden farksızdı. O gece, küçük dairesinde valizini hazırlarken, dostlarıyla vedalaşmak için bir araya geldi.


Kahve fincanlarının buğusu masanın üzerinde yükselirken, Hans arkadaşlarına dönerek ciddi bir ifadeyle konuştu: “Mektuplarım sansürlenecek, bunu biliyorsunuz. Ama size gerçekleri anlatmak istiyorum. Aramızda bir şifre belirleyelim. Mektuplarım mavi mürekkeple yazılıysa, söylediklerim doğrudur. Kırmızı mürekkeple yazılıysa, yalandır.” Dostları başlarını salladı, bu anlaşma sessiz bir yemin gibiydi. Hans, birkaç gün sonra trene bindi ve Sibirya’nın uçsuz bucaksız, buz tutmuş topraklarına doğru yola çıktı.


Sibirya’ya vardığında, Hans’ı karşılayan manzara, Dresden’in kasvetli ama tanıdık sokaklarından çok farklıydı. Sonsuz beyazlık, keskin bir soğuk ve gri beton binalarla çevrili bir işçi kampı. Tesis, devasa bir makine gibi işliyordu; herkesin bir dişli olduğu, durmaksızın dönen bir sistem. Hans, burada bir motor tamircisi olarak çalışacaktı. Ancak çalışma koşulları zordu: uzun saatler, yetersiz yemek, dondurucu soğuklar ve sürekli gözetim. Her hareketleri izleniyor, her sözleri dinleniyordu.


Hans, yalnız gecelerinde, küçük bir odada, gaz lambasının titrek ışığında mektuplar yazmaya başladı. Ancak kırmızı mürekkep bulamıyordu. Ne kampta, ne de yakınlardaki küçük dükkânda. “Belki de kasıtlıdır,” diye düşündü. Sansürcülerin kırmızı mürekkebi yasaklamış olması ihtimali, ona hem komik hem de ürkütücü geldi. Yine de şifresini unutmadı ve mavi kalemiyle yazmaya başladı.


Bir ay sonra, Hans’ın dostları Dresden’de bir mektup aldı. Zarfın içinden mavi mürekkeple yazılmış bir kâğıt çıktı. Hans, mektubunda şöyle diyordu:


Sevgili dostlarım,

Burada her şey harika. Mağazalar tıka basa gıda maddesiyle dolu, her köşede ekmek, et, meyve bulabilirsiniz. Sinemalarda güzel filmler oynuyor, her akşam bir başka hikâyeye dalıyoruz. Daireler geniş ve lüks, ısıtma sistemi mükemmel. Tek eksik, kırmızı mürekkep. Ne kadar aradıysam da bulamadım.

Umarım sizler de iyisinizdir.

Sevgiler,

Hans



Dostları mektubu okurken önce şaşırdı, sonra gülümsediler. Hans’ın şifresini hatırlıyorlardı: mavi mürekkep doğruyu söylüyordu, ama bu mektup apaçık bir yalandı. Mağazaların dolu olması, lüks daireler, güzel filmler… Bunlar, Sibirya’nın gerçeklerinden çok uzaktı. Ama son cümle, “kırmızı mürekkep bulamıyorum,” her şeyi açıklıyordu. Hans, özgürce konuşamıyordu. Gerçeği söyleyecek dili yoktu, çünkü kırmızı mürekkep, yani özgürce doğruları söyleme hakkı, elinden alınmıştı.


Hans’ın mektubu, dostlarının arasında bir fısıltı gibi yayıldı. Onlar da Doğu Almanya’da benzer bir baskı altında yaşıyorlardı. Sokaklarda konuşurken kelimelerini tartıyor, telefon görüşmelerinde dikkatli oluyor, mektuplarını yazarken iki kez düşünüyordu. Hans’ın mektubu, onlara kendi durumlarını hatırlattı. Özgür gibiydiler, ama bu özgürlük bir yanılsamaydı. Herkesin istediği gibi konuşabildiği, yazabildiği bir dünya vardı sanki, ama tek bir şey eksikti: kırmızı mürekkep. Yani, gerçeği açıkça söyleyebilme cesareti.


Hans, Sibirya’da aylarını geçirdi. Her mektubunda mavi mürekkeple yazmaya devam etti. Mağazaların bolluğundan, sıcak evlerden, neşeli insanlardan bahsetti. Ama her mektubun sonunda, kırmızı mürekkebin yokluğundan yakındı. Dostları, bu mektupları okurken hem güldü hem de ağladı. Hans, onlara bir ayna tutuyordu: Özgür olmadıklarını ifade edecek dilden yoksun olduklarını gösteriyordu.


Yıllar geçti. Hans, Sibirya’dan geri dönmedi. Mektupları bir süre sonra seyrekleşti, sonra tamamen kesildi. Dostları, onun ne olduğunu asla öğrenemedi. Belki kampın ağır koşullarında hastalanmıştı, belki de susturulmuştu. Ama Hans’ın şifresi, dostlarının zihninde bir iz bıraktı. Kırmızı mürekkep, özgürlüğün simgesi oldu. Onlar da kendi mektuplarında, konuşmalarında, fısıltılarında bu şifreyi kullanmaya başladı. Mavi mürekkeple söylenen yalanlar, kırmızı mürekkeple anlatılamayan gerçekler…


Hans’ın hikâyesi, bir efsane gibi kulaktan kulağa yayıldı. Özgürlüğün ne olduğunu sorgulayanlar, kırmızı mürekkebin peşine düştü. Ama o mürekkep, hiçbir zaman bulunamadı. Çünkü özgürlük, sadece bir kalemin ucunda değil, cesaretin ve kelimelerin gücündeydi. Hans, bunu çok iyi biliyordu. Ve dostları, onun sayesinde, özgür olmadıklarını ifade edecek bir dil bulamasalar da, o dili aramaktan asla vazgeçmediler.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Kırmızı mürekkep Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kırmızı mürekkep yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KIRMIZI MÜREKKEP yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ, @ibrahimyilmaz1
16.2.2026 20:08:16
özgürlükler bir zamanlar doğu bloku ülkelerinde yoktu, şimdi de Rusya'nın güney komşusunda...
Öykü güzeldi.
esenle.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
16.2.2026 18:03:47
5 puan verdi
ben çok beğendim hocam çalışmanı kutluyorum
cakirismail
cakirismail, @cakirismail
16.2.2026 15:27:46
her akşam bir başka hikâyeye dalıyoruz
kadim zamanlarda ateş başında anlatılanlar gibi
bir akşam sonsuzluğun katmanlarından
bir akşam tasavvufla matematik birbirine değiyor
belki de bu yüzden keyifli
bilgi tek başına kuru oluyor
ama hikâyeye dönüşünce derinleşen bir kuyu gibi
Etkili Yorum
Beyzade
Beyzade, @beyzade2
16.2.2026 10:47:00
5 puan verdi
Tebrik ediyorum.Saygılarımla.
Etkili Yorum
Şi
Şiirci baba1, @siircibaba11
16.2.2026 00:45:40
Merhaba
Bu günümüzü anlatmışsınız. Kayıp korkusu kırmızı mürekkebi bulma cesaretinin önüne geçmiş.
Eyvallah
Etkili Yorum
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
15.2.2026 23:19:16
5 puan verdi
Emeğinize yüreğinize sağlık değerli
Mahir kaleminizi yürekten kutluyorum.
Tebrikler. Her şey gönlünüzce olsun.
Huzurlu mutlu aydınlık yarınlar diliyorum.
Selamlar dualarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL