Fazla yüz bulan, her dediğini yaptıran aşk bezginlik verir; (ovidius)
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun

Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Yorum

Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

( 11 kişi )

8

Yorum

21

Beğeni

5,0

Puan

206

Okunma

Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim

Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim



İnsan olmak…
Ne kadar kolay söylenen, ne kadar zor yaşanan bir hakikat.

Bu dünyaya gelişimizi çoğu zaman bir yarışın başlangıcı sandık. Daha çok kazanmak, daha çok görünmek, daha çok sahip olmak için koştuk. Oysa kalbimizin en sessiz yerinde başka bir cümle duruyordu:
Özde ben bir insan olmaya geldim.

İnsan olmak; iki ayağı üzerinde yürümek değil, iki âlem arasında denge kurmaktır. Nefs ile ruh arasında, dünya ile ahiret arasında, söz ile öz arasında bir köprü olmaktır. İçimizdeki ikiliği susturup birliğe yönelmektir.

Fakat zaman değişti. Günler kısaldı sanki; yalnız takvimde değil, kalplerimizde de. Sabah başlıyor, akşam bitiyor; arada yaşadığımızı sandığımız bir telaş… Yetişemediğimiz işler, eksilmeyen sorumluluklar, geçim kaygısı, faturalar, borçlar, beklentiler… İnsan bazen daha güne başlarken yoruluyor. Daha selam vermeden geriliyor. Daha konuşmadan kırılıyor.

Modern hayatın gürültüsü, içimizin sesini bastırıyor. Kalabalıkların içinde yalnızlaşan bir insanlık var artık. Herkes bir yere yetişme derdinde; ama kimse kendine yetişemiyor. Ekranların ışığı gözlerimizi dolduruyor; fakat kalbimiz karanlıkta kalıyor. Sürekli bir bildirim, sürekli bir haber, sürekli bir uyarı… Ruhumuz hiç susmayan bir sirenin içinde yaşıyor adeta.

Ve bu gürültü, insanı fark etmeden sertleştiriyor.

Kin tutmak kolaydır; affetmek insanlıktır.
Yargılamak kolaydır; anlamaya çalışmak insanlıktır.
Bağırmak kolaydır; susup kalbi dinlemek insanlıktır.

Ama ne yazık ki çoğu zaman susamıyoruz. Öfke, dilimizin ucunda bekliyor. Küçük bir söz, bir bakış, bir yanlış anlaşılma… Bir anda içimizde büyüyen bir yangına dönüşebiliyor. Kendimizi dizginleyemediğimiz o anlarda, aslında en çok kendimizi incitiyoruz. Çünkü öfke, önce sahibini yakar.

Öfkenin arkasında çoğu zaman yorgunluk vardır. Anlaşılmama duygusu vardır. Kıymet görmeme korkusu vardır. Geçim derdi vardır. Hayal kırıklıkları vardır. İnsan, taşıyamadığı yükü bazen en yakınına bırakır. Bir cümleyle kırar, bir bakışla yaralar. Sonra gece olunca pişmanlık sessizce kapıyı çalar.

Bazen bir mezar taşının başında dururken anlar insan gerçeği. Tahtlar, unvanlar, alkışlar… Hepsi kapının dışında kalır. Geriye yalnızca şu soru kalır:
“Gerçekten insan olabildin mi?”

İnsan olmak; bir gönle dokunmaktır.
Bir yetimin başını okşarken kalbin titremesidir.
Bir hatayı gördüğünde yıkmak değil, onarmayı seçmektir.

Fakat günümüz insanı, çoğu zaman onarmaya değil, eleştirmeye meyilli. Sosyal alanlarda, iş yerlerinde, aile içinde… Sözler hızlandı, sabır azaldı. Herkes haklı, herkes yorgun, herkes kırgın. Ama kimse biraz geri çekilip “Ben nerede sertleştim?” diye sormuyor kendine.

Oysa insan olmak biraz da yavaşlamaktır. Kalabalığın içinde bile kalbini duyabilmektir. Gürültüye rağmen içindeki sesi kaybetmemektir. Belki de günlerin kısalması, bize zamanın azaldığını hatırlatıyor. Belki de telaş, unuttuğumuz hakikati yüzümüze vuruyor: Bu hayat geçici ve biz burada ebedî kalmayacağız.

Geçim sıkıntısı insanı ezer, doğrudur. Yokluk ağırdır, sorumluluk yorucudur. Ama bütün bu yüklerin arasında kaybetmememiz gereken bir şey var: merhamet. Çünkü merhamet, insanın özüdür. O öz kaybolursa, geriye sadece yaşayan bir beden kalır; insan değil.

Hüzün de insanı insan yapan duygulardandır. Kırılmak, ağlamak, içe dönmek… Bunlar zayıflık değil, derinliktir. Bazen bir akşam vakti, kimseye belli etmeden içine çöken o sessiz ağırlık; aslında ruhun kendini arayışıdır. İnsan, en çok yalnız kaldığında kendine yaklaşır. En çok sustuğunda gerçeği duyar.

Belki de bütün bu karmaşanın içinde asıl kaybettiğimiz şey, özümüzdür. Çocukken daha kolay gülüyorduk. Daha çabuk affediyorduk. Küçük şeylerle mutlu olabiliyorduk. Şimdi ise büyük şeyler bile yetmiyor. Çünkü büyüdükçe değil, ağırlaştıkça uzaklaştık insanlıktan.

Bu dünya bir imtihan meydanıysa, en büyük sınavımız insan kalabilmektir. Güçlü iken merhametli olmak, haklı iken adil kalmak, kırıldığında bile kalbini karartmamaktır. Zor zamanlarda bile inceliği terk etmemektir.

İnsan olmak; kendini sürekli temize çekmek değil, hatasını kabul edebilmektir. “Yanıldım” diyebilmektir. Geri adım atabilmektir. Çünkü insan, kusuruyla insandır; ama kusurunda ısrar ettiğinde başka bir şeye dönüşür.

Belki de bütün yolculuk, kendimize doğru yapılan bir yürüyüştür. Dışarıda aradığımız hakikatin, içimizdeki aynada saklı olduğunu fark ettiğimiz an başlar gerçek sefer. O ayna bazen bize sert davranır; yüzleşmemizi ister. Ama yüzleşmeden arınma olmaz.

Ben bu dünyaya kusursuz olmaya değil,
öğrenmeye geldim.
Kırmaya değil, onarmaya geldim.
Üstün olmaya değil, gönül olmaya geldim.

Kalabalıkların içinde kaybolsam da,
gürültü bazen içimi bastırsa da,
yorgunluk omzuma çökmüş olsa da
özümü hatırlamak istiyorum.

Çünkü biliyorum ki;
ne kadar uzaklaşırsak uzaklaşalım,
ne kadar sertleşirsek sertleşelim,
içimizde hâlâ bir yer
yumuşak kalmak istiyor.

Ve biliyorum ki özdeki hakikat değişmez:

Ben, sadece insan olmaya geldim.

ALİ RIZA COŞKUN

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (11)

5.0

100% (11)

Özde ben bir insan olmaya geldim Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Özde ben bir insan olmaya geldim yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Orhan Gülaçar
Orhan Gülaçar, @egemavi
15.2.2026 13:43:13
5 puan verdi

Modern hayatın gürültüsü içinde "insan kalma" mücadelesini ne kadar da güzel özetlemişsin
Özellikle "Herkes bir yere yetişme derdinde ama kimse kendine yetişemiyor" tespiti, çağımızın gerçeği.
Hepimizin kendine sorması gereken soruları sormuşsun .

Yürğene sağlık Kardeşim
yön
yön, @yon
15.2.2026 19:40:52
5 puan verdi
Hayatın akıṣı kendını adapta etmek zorundayiz
Yüreğinize kaleminize ve emeğinize sağlık tebrikler harika bir eser yürek sesin daim olsun selam ve sevgiler değerli hocam esen kalın
akeolog
akeolog, @akeolog
15.2.2026 14:44:41
5 puan verdi
Tebrik ve selamlarımla gönlünüz bahtınız açık kaleminiz daim olsun
muzaffer_55
muzaffer_55, @muzaffer-55
15.2.2026 14:10:07
5 puan verdi
Değerli Üstadım. Duygularına,yüreğine sağlık. Meleklerden daha çok
meziyetleri olan insan.Ne yazık'ki Nefsine hakim olmakta zorlanıyor.
Bundan dolayı, iyi insan olmak. Hele bu dünya şartlarında çok zor.
Kalemin daim olsun. Dost gönüllerde kal.
Etkili Yorum
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
15.2.2026 13:07:56
Unuttuk üstadım:


Bizlere öğretilen her şeyi unuttuk


Ki


Akıl ve zeka yönünden yaratılmış en zeki canlılarız ama işimize geleni unutuyoruz ve sözüm ona karşımızdakini de uyutuyoruz


Değer dendi mi akla ilk gelen: maddiyat


Elbette sıkı sıkıya sahip çıkacağız neyimiz varsa kimseye kaptıracak halimiz yok lakin...


Bizler hamt etmeyi de unuttuk hem de isyan edercesine


Helal lokma nedir?


Haram nedir?



Unuttuk

Rızkımızı veren yüce Mevla ama insanlar birbirinin rızkına göz diker hale geldi ne yazık ki azıcık bakalım sağımıza solumuza hatta kendimize


Değerler:


MADDİ VE MANEVİ SAHİP OLDUĞUMUZ HER DEĞER



Elbette korumakla yükümlüyüz elbet sadık kalmak zorundayız tüm değerlerimize


Bunlar bizim zenginliğimiz


Bunlar bizim yaşama sebeplerimiz


Kurda kuşa yem yapacak halimiz yok


Ve değerler kadar önem arz eden


İNSANLARIN ÖFKESİ BURNUNDA ADETA



Durduk yere bir de celallenmiyorlar mı?


Günlük hayatta yolda alışverişte trafikte


Ah, be hocam ne oldu bizlere?



Ve siz her şeyi o denli mükemmel özetlemişsiniz ki



Ben de ansızın coşuverdim sayenizde



:))


İçtenlikle tebrik ve teşekkür ederim kendi adıma.



Sonsuz selam saygılarımla değerli hocam
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
15.2.2026 13:01:58
Dünya- Ahiret dengesini kurarsın da sabır taşı olmak lazım Yunus Emrenin söylediği gibi :“dövene elsiz, sövene dilsiz olmaya” Yine de doğarken insan yavrusu doğuyorsak, insani değerlerle donanmaya bakmalı. Bu güzel yazınız için kutluyorum. Yazan kalem ve yazdıran yüreğiniz var olsun.
serdarascioglu
serdarascioglu, @serdarascioglu
15.2.2026 12:56:42
5 puan verdi
NE KADAR GÜZEL YAZMIŞSIN...İNSAN OLMAK ...ZORDUR ÜSTAT.. ! .İŞİN BİDEÇOBANLIĞI VE HALİFELİĞİ VAR ALEMLERE ÜSTAT...DİLİNE SAHİP...ELİNE VE UÇKURUNA SAHİPLİK VAR USTA...OZANIM..VAR ...DA VAR...! BİRDE YETİŞMİŞ DAVARLAR VAR...SÖZ DİNLEMEZ..BAŞINI VURUR..AHIRI YIKINCAYA KADAR....? SAYGILARIMLA .

serdarascioglu tarafından 15.2.2026 13:11:23 zamanında düzenlenmiştir.
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
15.2.2026 12:51:40
5 puan verdi
Herkes bir yerlere yetişme derdinde, ama kimse kendine geç kalmış olmanın sancısını fark etmiyor. Bu koca gürültünün içinde asıl sınavımız; heybemizde ne kadar yük taşıdığımız değil, o yüklerin altında kalbimizi ne kadar yumuşak tutabildiğimizdir. Sadece yaşayan bir beden değil, merhametiyle var olan bir 'insan' kalabilenlere selam olsun. Ben de bu dünyaya sadece gönül olmaya geldim.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL