5
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
220
Okunma

Coşkumu mazur gör, muallim ve içtiğim zehre de dokunma sakın bilmez misin, acının tadında bulurum ben açmayı yüreğimi ve yazmayı delicesine üzerime geçirdiğim yamalı bir mintan gibi.
Annem bana hiçbir zaman eski ve yamalı hiçbir şey giydirmedi sanma da giyenlerin bir kusuru olduğunu düşündüğümü:
Haşa, Rabbim!
Haşa, sevgili muallim ama ben pamuklar içerisinde doğdum büyüdüm yaşadım ve yaşarken de…
Demem diyemem devamını ben getiremem aslında bu, kendime olan saygımdan ve adalete duyduğum inançtandır.
Dedim ya:
Ailenin ilk göz ağrısı hele ki babam bana dokunmaya dahi kıyamazken beni severken…
Her sene doğum günümde olsun, bayramlarda olsun ve ne zaman istersem üstümdeydi sevdiğim ne varsa ve bir elim yağda bir elim balda büyüttüler beni bense hiç düşünmedim bile: nedendir, diye çünkü sevildiğim aşikardı.
Di’li geçmiş zaman.
Onlar yok artık ama ben varım ve dimdik ayaktayım, muallim en başta yüce Rabbim var, beni seven ve gözeten ve kollayan ve içimden her geçeni bilen benden de iyi.
Hayat bir curcuna.
Kimine göre panayır ne de olsa sirk hayvanları çok sever eğlenmeyi eğlendirmeyi.
Ben ise insanım ve hayatı öncelikle de kendimi sorguladığım kadar huzurlu ve mutluyum:
Aman, onun kalbi kırılmasın!
Eyvah, şimdi ne derler?
Ya da:
Demese miydim acaba?
Öznem insan beni özlemim de insan:
O halde duygular ve gerçekler fora!
Beni bilen bilir…
Demiyorum da artık lakin şahsına münhasır sevdiğim o kadar çok insan var ki ve tarafınca sevildiğim ve işte onlar asıl bilen beni.
Bir ömrü paylaştığım insanlar tüm yakınlarım ve dostlarım…
Gidenler oldu ebediyete intikal edenler.
Benim gönderdiğim hiç kimse olmadı da ve hepsi kendiliğinden gittiler.
Bense gitmedim ne kendimden gittim ne de kendimi kaybettiğim en başta Rabbimden gitmedim ve tüm teslimiyetim sadece Rabbime.
Kaybetmediğim kadar da kendimi kaybettiğimi vurgulayanlar ve beyan edenler ve bunu bizzat öfkeyle yüzüme haykıranlar…
Vay, dedim!
Aman, dedim!
El, insaf dedim!
Ne de olsa eldi onlar.
Bir de el olmayanlar.
İşte elin yapmayacağını dahi yapanlar ve organize edenler ve şakşakçı eşrafı.
İşte bu sefer ben gönderdim onu ben gönderdin onları!
İsyan etmedim aslında ilk olarak tüm şaşkınlığımla izahı olmayan bir hüzünle paylaştım rahmetli annemle ve işte o da aynı şeyi yaptı!
Devamı var olmaz mı?
Lakin gidenlerin ardından asla tahayyül dahi etmiyorum yaşananları çünkü sadece ve sadece önüme b/akıyorum ve içime ve iç sesin bangır bangır söylenmekte:
Tümden geleni erteleyip ve de susturup sadece yoluma devam ediyorum ama iç ses pek bir cebbar.
Bu sefer tutup da kendimi tüm gün ve işte tünediğimde masanın başına iç sesim an geliyor; şiir oluyor an geliyor deneme an geliyor hikâye an geliyor roman.
Öznem aşk çünkü benim ama bildiğin aşklardan değil, muallim ya da şimdilerde yaşanan sefil ve göstermelik aşklardan asla değil:
Ben sevmeyi seviyorum sadece sevmeyi eşliğinde sayarken de ve işte ulaştığım zirve:
En başta Rabbime kavuştuğum ve kendime ve kendimi doya doya sevip de kucakladığım hele ki annemden sonra.
Çok da isterdim mükemmel bir Mümin olmayı elimden geldiğince ve çok sevdiğim teyzemden öğrendiğim o muhteşem namaz vakti:
Gecenin bir vakti başımı koyduğum seccade; elimde tespihim ve diğer elimde rahmetli annemin dua kitabı hatta seneler evvel benim alıp da ona hediye ettiğim ve içinde dolu dolu dualar annemin el yazısıyla not aldığın ne çok şey.
Hüzünlü değilim, muallim bilakis çok da huzurluyum ve sana garip gelecek belki amma:
Ben mutluyum hem de yaşadığım onca şeye rağmen çünkü:
Hayata direnmek zorundayım ve tüm olan biteni kabullenmek asla reddetmemek yoksa pes eder insan ve işte aleyhime olan ne varsa dikkatlice gözlemlediğim ve gördüğüm hepsini lehime çevirme gücüne de sahip olduğumu görmek ayrı özel.
Yeni öğrendiğim bir terim, muallim:
Psikolojik Sağlamlık…
Okumaya doyamadığım makaleler ve kitaplar ve işte psikolojik sağlamlık adına vurgulanan birincil kaide:
Kişisel değerlerine sahip çık…
Umudum ve de ve iyimserliğim hayal gücüm ve inancım ve tüm değerlerim ana baba yadigârı her anlamda maddi olsun manevi olsun:
Onların hepsi benim çünkü Allah böyle istedi.
Bir ömür ne çaldım ne çırptım ne de iftira attım ne de yalan söyledim ve asla onaylamadığım haz etmediğim ne varsa başıma geldi.
Dert değil:
Ben bunla da başa çıkarım çünkü tek bir yanlışım ve yalanım yok…
Dedim ya yazımın en başında:
Her özel günde her tatilde her bayramda annemin bana aldıkları ya da eliyle diktikleri ben nasıl inkâr ederim annemin bendeki hakkını ve de babamın?
Şimdilerde üstüme aldığım bir şey yok ve bırak da nedeni bunun da bende kalsın önce insanın içi temiz ve pürü pak olacak yoksa giydiğin kuşandığın ne ki?
İster yamalı olsun ister eski yeter ki başını dik tutsun insan elbette o tabire de katılmadan geçemeyeceğim:
Ye, kürküm ye!
İnsanlar yemeye doyamazken ve ceplerindeki para da yetmezken bu sefer başkalarının rızkına göz dikmekte: ne sen sor muallim ne ben söyleyeyim.
Yeter ki insan kimseye muhtaç olmasın ve de töhmet altında kalmasın şükürler olsun ki aç değilim açık değilim kimseye de minnet etmem kimseden de bir şey istemem.
Aslında yama filan da yok üstümde başımda ama yamalı ve yaralı bir kalbim var benim tıpkı cennete giden anneminki gibi.
Yaşarken de yazarken de en sevdiğim:
Özgür ve özgün olmak zaten bir ömür kimseye öykünmedim benzemedim gel gör ki bana öykünenler oldu ve benzemek isteyenler ve öykündüklerini gerçek kılamazken bu sefer beni tek kurşunla öldürdüler akıllarınca artık akıllarını neye kullanıyorlarsa.
Hayatı sorguladığım kadar da kendimi sorguladığım ama artık bir dur, dediğim çünkü haddinden fazla sorgulanırken artık kendimi üzmüyorum ve hesabını vermeyeceğim hiçbir şey de yok.
Kurgu sevgiler.
Kurmaca hayatlar.
Bir de aşkı savunan o buğulu sahte bakışlar ve aşkı parayla bilmem kaç taşlı yüzüklerle bir tutanlar asla ilgi alanımda değil olmadı olmayacak da ve ben böyle çok mutluyum çünkü ne sahteyim ne yalanım ne de hayal ürünü olsa olsa yazdığım hikâyelerdir ya da şiirlerim hayal ürünü olan ki…
Bir duygudan çıkıp da yola devamını getirdiğim ve hayal gücümün enginliğini başka çirkin şeylere yoranlar…
Beni de yoranlar hem de gereksiz yere.
Öznem var benim özlemim de var ve her güne farklı roller biçip de hayatı doya doya yaşadığım ve içime çektiğim hem de tüm olanlardan sonra asla da taviz ve ödün vermeden…
Değerlerimi gözüm gibi kolladığım çünkü benlik algıma özdeştir sahiplendiklerim ve sahibesi oldukları maddi ve de manevi anlamda…
Her anlamda da büyüdüğüm koca bir gerçektir üstelik annem gittikten sonra kısacık süre zarfında.
Bir içim su iken yaşamak ve bir içimlik yazdıklarım ama ömre ve genele yaydığım…
Ya, sen, muallim?
Sen nasıl bilirsin beni?
Allah’a emanet ol.
Yeniden görüşmek üzere…
5.0
100% (6)