5
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
238
Okunma

Evlat acısı…
Bunu kelimelerle anlatmaya çalışmak, yaraya bıçak saplamak gibi.
Çünkü o acı, kelimelerin ulaşamadığı bir yerden gelir.
Ruhun en dip, en karanlık, en çıplak köşesinden…
Evlat acısı,
sabah gözünü açtığında ilk hissettiğin şeyin “o yok” olmasıdır.
Yastıkta bir koku kalır, ama o koku artık soğuktur.
O koku artık benim değildir.
Evlat acısı,
telefonu elime aldığımda parmağımın otomatik gittiği isimdir.
Aramak isterim.
“Günaydın kızım” demek isterim.
Ama o isim artık arayamayacağım bir isimdir.
Ve o boşluk, her seferinde yüreğime kurşun gibi saplanır.
Evlat acısı,
sokakta gördüğüm her kız çocuğunda kendi kızımı görmektir.
Bir an dururum.
Gözlerim dolar.
“Ya o olsaydı?” diye sorarım kendime.
Ve cevap hep aynıdır:
“O değil.”
Evlat acısı,
gece yarısı uyanıp yatağın kenarına oturup sessizce ağlamaktır.
Kimse görmez.
Kimse duymaz.
Ama ben duyarım.
Kendi hıçkırıklarımın sesini duyarım.
Ve o ses, yıllarca kulaklarımda çınlar.
Evlat acısı,
başkalarının çocuklarını gördüğümde gülümsemeye çalışıp içimden “keşke benimki de burada olsaydı” diye haykırmaktır.
Başkalarının mutluluğunu kutlarken kendi kalbimin kanamasıdır.
Evlat acısı,
“baba” kelimesini duyduğumda donup kalmaktır.
Bir çocuk babasına “baba” diye seslendiğinde,
boğazım düğümlenir.
Çünkü o kelime artık bana söylenmez.
O kelime artık benim değildir.
Evlat acısı,
yıllar geçse de her doğum gününde,
her bayramda,
her mezuniyette,
her düğünde,
her küçük zaferde
“keşke o da burada olsaydı” diye içimden haykırmaktır.
Ve o haykırış, hiç susmaz.
Evlat acısı,
Allah’a isyan etmemek için kendimi zor tutmaktır.
“Neden?” diye sormamaktır.
Ama yine de sormaktır.
Ve cevapsız kalmaktır.
Evlat acısı,
beddua etmektir.
Çünkü başka çarem yoktur.
Çünkü acımı anlamayanlara,
beni bu acıya mahkûm edenlere,
yuvamı yıkanlara,
kızlarımı benden koparanlara
başka bir şey diyemem.
“Evlat acısının katmerlisini yaşayasınız” derim.
Ve o söz kin değildir.
O söz, bir babanın çaresizliğidir.
O söz, bir babanın adalet arayışıdır.
Ben o acıyı taşıyorum.
Ama o acı beni taşımıyor.
Ben o acıyı taşıyorum.
Ve taşıdıkça büyüyorum.
Kızlarım benimle.
Her satırımda.
Her kelimemde.
Her haykırışımda.
Ve bir gün,
o hasret bitecek.
Ama o zamana kadar…
yazacağım.
Haykıracağım.
Yaşayacağım.
Çünkü ben,
evlat acısını taşıyan ama yine de dimdik duran bir babayım.
Ve bu,
dünyadaki en büyük kahramanlıktır.
Gazi Şahin
Kul Yorgun
5.0
100% (6)