0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
198
Okunma
Yeni yetişen nesiller. Pek tabii ki çağın getirdiği sorularla karşılaşıyorlar. Bunların bir örneğini geçen sene Diamond Tema örneğinde gördük. Gladyatör bilekliği takmış, DİO, kısaca böyle anılıyor, takipçileri arasında, çıktı ve İmamı Gazali Hazretlerini, İmamı Buhari Hazretlerini, Hazreti Peygamber Efendimiz (Sallahü Aleyhi Ve Sellem ) i eleştirdi. Mucizelerini, Gelmiş Geçmiş bütün İslam kaynaklarını eleştirdi.
Eleştiri, Tenkit gerek bilim dünyasında gerek İslam aleminde önemli bir yere sahip olsa da İslam yaklaşımında Tenkit belli usullere bağlı olarak yapılır. Ve yüce kitabımız Kuran’ı Kerim Mu’ciz-ul beyan asla ve asla eleştirilmez. Tenkit Edilmez. Edilemez. Yeni okumaya başlayan, ilk defa karşılaşan bir kişi bu hususu anlamadım. Bu husus aklıma yatmadı, şu hususu çözemedim diye bilir. ancak bunun da samimi, insaflı, gerçekten anlamaya çalışarak, anlayamamış olması önemlidir. Bu durum da kutsaldır. Dikkate alınır ve ciddi olarak cevap verilebilir. Diğer türlü samimi olmayan şüphe ve sorgulama daha da uzaklaşmayı getirir. Çünkü Kuran’ı Mu’ciz-ul Beyan, Allah Kelamı olduğu için onunla nazire yapılamaz. İnsan nev’inin hiç bir ferdi onun ifade ettiği bir hakikatin aynısını, mislini, benzerini ifade etmekten acizdir.
Zaten genel olarak insanın Mutlak Aciz kaldığı ve bir ömür sınavlardan geçtikten sonra kesin anlamak zorunda kaldığı iki aciziyeti mecburen yaşamaktadır. 1.si dil ve beyan olarak, beyninde 120 milyar nöron olmasına rağmen Kuran’ı Kerim gibi bir beyanatta bulunamayışı, 2.si de Elon Musk gibi Uzay Şirketlerinde olsa, Dünyanın en zengini en zeki insanlarından da olsan yaşlanma ve ölüm karşısında acizlik. Bu iki husus insanın mutlak acziyetidir. Bunlar gibi bir çok husus vardır aciz kaldığı ancak bu ikisi insanı terbiye eden 2 temeldir. İnsanın vazifesi Mu’ciz-ul Beyan karşısında meşayyih, alimler, kutuplar, aktab, sahabiler, tabiin, tebe-i tabiin imamları, alimleri gibi teslim olup. Birer talebe vaziyetine girip, okuyup istifadeye çalışmaktır. Hazreti Mevlanalar, İmamı Rabbaniler, Şah-ı Nakşibendler, Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretleri gibi çok yüksek zekalı, çok yüksek zekalı, Bediüzzaman Hazretleri gibi çok yüksek dirayetli, çok yüksek karakterli büyükler dahi Kuran’ı Kerim ve Hadisler karşısında birer aciz talebe sıfatına girip ilim tahsil etme yoluna gitmişleridir. Bu süreç zarfında gerek kendi soruları, gerek asrın zamanın getirdiği sorular gerekse talebelerinden gelen soruları Kuran-ı Kerim, Hadisler ve Sahih İslam Kaynakları ile cevaplandırmaya çalışmışlardır.
Bu türlü bir çaba aynı zamanda büyük bir gayret ve ilim tahsili gerektirmektedir. Dirayet gerektirmektedir. Dirayet kavramına bir başka yazımızda değineceğiz. Bu uğurda çok ciddi ilim tahsili yapmış. Medrese ve Batı Felsefesi eserlerini okuyup, araştırıp, düşünüp. Bütün soruları cevaplandırmışlardır. Cevaplandırılmamış bir husus, halledilmemiş hiç bir müşkül kalmamıştır. Bu anlamda hiç bir boşluk bulunmamaktadır.
Fikret ÇETİN’e yer6 isimli kanalın düzenlediği islami tartışma videolarında Diamond TEMA ile yaptığı programlarda denk geldim. Asrın TOK, Altay Cem Meriç, Fikret ÇETİN, Enis DOKU, Cemre DEMİREL, Diamond TEMA din ve felsefe tartışmaları yapıyorlardı. Bu tartışma programlarında dikkatimi çeken önemli bir husus bu kişilerin genç olmaları, bir miktar ilim tahsil etmiş olmaları, rahat çağdaş gibi gözüken bir üslupla bazen sigara içerken bazen alkollü saçma sapan hallerde arkalarında bir kütüphane dolusu kitap ve küfürlerle birlikte islamı savunmaları yada Diamond Tema’nın yaptığı gibi islama saldırma, soruları arka arkaya bocalayıp bin beşyüz yıllık islam kültürünü birikimini kendine göre hallaç gibi attığını zannederek. Hazreti Peygamber Efendimiz Sallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimiz ve Yüce Kitabımız Kuran’ı Kerim de dahil hakkında saçma sapan argümanlarla konuşmalarıdır. Bu programlarda gerek Dio da gerekse İslamı savunuyorum diye ortaya çıkan gençlerde çok ciddi üslup sorunları bulunmaktadır. Yapılan tartışmalar islam alimleri arasında kabul görülen ve uygulanan MÜNAZARA ile uzaktan yakından ilgisi olmadan genç bir kitleyi etkileme hitap etme olarak icra olmuş ancak hiç bir faydası ortaya çıkmamıştır. İslam ilim dünyasında bir iş faydası ile ölçülür. Bir amel yaptığınızda onun dünya ve ahiret faydaları olması. İhlaslı Sırf Allah rızası için yapılmış olması esastır.
İlerleyen yazılarımda bu programlar ve irad edilen sorular hakkında kendi tespit ve görüşlerimi beyan etmeye çalışacağım.
Bu yazı da Fikret ÇETİN’in Bediüzzaman yaklaşımındaki yanlışlığı ele almak istiyorum. Genç bir kitleye hitap ettiği için ve modern bir kültür ortamında o kadar akademisyenler o kadar felsefe okumuş, yapay zeka ve bilim çağında olmamızdan dolayı olabilir. Anlatımlarına bilimsel yaklaşıyorum kisvesi giydirmek için Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nurlarda anlattıklarına bir doktrin, bir tez olarak yaklaşıyor. Bu yaklaşım içerisinde bazı yanılgılarını ve eleştirilebileceğini ifade ediyor. Bu yaklaşım Bediüzzaman hazretlerini anlamadığını net olarak göstermektedir. Bediüzzaman Hazretleri Medrese eğitimlerinde alet ilimleri kabul edilen. Emsile, Bina, Sarf, Nahiv, İzzi, mantık, İc’az gibi kelam dersleri çerçevesinde batı felsefesinden edindiği modern yaklaşım ve argüman kullanma, edebiyat gibi dil inceliklerini de kullanarak kendisine Allah-u Teala tarafından ilham edilen, Kuran ve Sünnetten süzülen Hakikatleri anlatarak zamanın sorularına cevaplar vermektedir. Bediüzzaman Hazretlerini 14 kitapda 6 bin sayfa da topladığı eserleri okumak da ciddi bir gayret gerektiriyor. Arapça, Osmanlı Türkçesi, Farsça, Kürtçe hakimiyeti ile öyle eşsiz bir müktesebattan süzülen yüksek anlatımdır ki Havas ve Avam herkese hitap etmekle daha çok istifade edenler aydın insanlardır. Bir Mühendisin, Bir mimarın, Bir Fizik Mühendisinin, Bir Hadis Aliminin, Bir Kelam aliminin istifadesi normal halk tabakasından birinin istifadesinden çok daha fazladır. Buna mukabil okuma yazma bilmeyen bir başkasına okutup eserlerden istifade edende bulunmaktadır.
Bu açıdan Bediüzzaman Hazretleri hayranlık duyulması ve bir talebe olunarak okuyup okuyup anlaşılmaya çalışılan bir alimdir. Fikret ÇETİN bediüzzaman hazretlerinin görüşlerini birer Doktrin, Felsefe ve Bir Tez, Bir Fikir olarak ele alıyor ve değişebileceğini, yanılabileceğini, ona emsal getirip, hatasını bulabileceğini düşünmekle birlikte normal bir kişiye de böyle lanse ediyor.
Örneğin Evrim AĞACI, Celal ŞENGÖR gibi kişiler bu eserleri tenkitte sınırsız yaklaşım gösterebilirler. Şuna bak "Dağları yer yüzünde kazık olarak yarattık." diyor. Ben Jeofizikçiyim, deprem profesörüyüm, ne kazığı kardeşim yok böyle bir şey diyebilir. Bu yaklaşım kendi içinde samimi bir yaklaşımdır. Çünkü salt karşıt olduğu için anlamaya çalışmıyor. Göremiyor ve Direk itiraz ediyor.
Ancak Fikret ÇETİN, Bediüzzaman eserlerini kanalında okuyan bir kişi de olarak bu esnekliğe sahip olamaz. Eserlerine birer fikir, doktrin herhangi bir kişi bu görüşü ele alıp tersini ileri sürebilir, çelişkisini bulabilir, tutarsızlık, mantıksızlık, paradoks olduğunu ortaya çıkarabilir diyemez. Bu durum Bediüzzaman Hazretlerini anlamadığını ve yaklaşımın karşı çıkan muarızların yaklaşımı kullanmaya çalışarak koskoca bir kitleyi yanlışa düşüreceğini de görmesi gerekir. Modern bilimin islama aykırı olmayan ve Bediüzzaman Hazretlerinin de itiraz etmediği bilakis istifade ettiği okuduğu ve kullandığı argümanların da yanlış kullanılmasına bir örnektir. Bu yaklaşımı modern bilime de çok büyük zararlar vermektedir.
Bediüzzaman hazretlerine ittifakla "Zamanın Harika Çocuğu", "Ateş Pareyi Zeka" tanımlamalarını kendi devrinin alimleri vermişlerdir. Bu sıfat kendi kendisine takındığı bir sıfat değil Aynı Hadis literatüründe Fıkıh Literatüründe "Müttefikun Aleyh" bu görüşün etrafında bütün alimler ittifak ettiler, tastiklediler. Umum alimlerin tastik ettiği husustur.
Bediüzzaman hazretleri bir konuyu ele aldığı zaman bu hususun binlerle hikmetleri vardır diye başlar hayalinde 40 hikmeti düşünüp olgunlaştırdığını ancak yazıya geçirirken 4 tanesini, 8 tanesini yazıya geçirebildiğini bu kadarına izin verildiğini belirtir. Bediüzzaman hazretlerini görüş ve fikirleri sadece kendi aklı ile geliştirdiği, diğer bilim adamlarının felsefecilerin görüş, fikir ve argümanları gibi değildir. İlahi bir ilham boyutu da olan o kadar kişinin ulaşmaya çalıştığı Eşya’nın Hakikatinden Pencerelerdir. Işıklar, Nurlar, Reşhalar, Yansımalar, Envar, İn’ikasdır.
Tabii ki herkesin her türlü görüş ve düşünceyi ifade etmeye hakkı vardır. Allah-u Teala inanmakta yada inanmamakta insanı zerre miktar zorlamamaktadır. Günümüzde Medenilere galebe ikna iledir. Günümüz insanına güzel bir örnek ve akla, mantığa, kalbe uygun bir anlatım ikna edicidir.
Bu vesile ile Fikret ÇETİN’in bir videosunda karşılaştığım. Risale-i Nur eserlerine Bediüzzaman Hazretlerinin tezleri, Felsefesi, Argümanları, görüşü, şahsi Fikri, doktrini nazarıyla bakmak istifadeyi engeller. Anlıyorum, okuyorum diye yanlış yorum yapmaya ve şüphelerin bu yanlışlık kapılarından zihinlere yerleşmesine sebep olur. Bir fikre bir cereyana taraf olan kişi öncelikle taraf olduğu fikrin özünü ve hakikatini anlamalıdır. Neden taraf oluyorum? Sorusunu sormalıdır. Taraf Olduğun fikir ve hareketi çok iyi anlayıp özümsemiş olmazsan savunma diye konuştukların dolaylı olarak zarar da verir.
Bu yeni nesil gençler arasındaki İslami Konular Mubahesesi, Nev Heves bir yaklaşımla, küfürlü ifadelerle, ben şu kadar rahatım, bu kadar öz güvenim var, sigarada içerim, alkolde alırım gibi başta Aydın Adabına yakışmayan davranışlardır. burada Aydın sigara içmez demiyorum. Necip Fazıl dahi ve Gençlik yıllarında Bediüzzaman Hazretleri de Tütün İçmiştir. Ancak bu videolarda olduğu gibi laubali yaklaşımlar ve küfürlü konuşmalarla İslam İlimleri Mazekeresi Olmaz Olamaz. Yutubeda çok tıklatabilir. Gelir getirebilir. Çok kitap sattırabilir. Bunlar ticari hususlar zaten İslamın özünde olmayan şeyler.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.