2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
180
Okunma

GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN TEK HAZİNE ‘’ZAMANDIR’’
Kâinatın nabzı, her nefeste yeniden atar. Doğan her yeni gün, görünmez bir saat gibi sessizce ve ölçülemez bir hızla işlemeye devam eder. İnsan, hayatın telâşesi içinde en büyük servetin mücevher, mülk ya da makam olduğu yanılgısına düşer. Oysa avuçlarımızın arasından bir su gibi süzülüp giden ve tekrarı mümkün olmayan asıl zenginliğimiz zamandır. Zaman; sadece takvim yapraklarının dökülmesi değil, bizzat hayatın kendisidir.
Maddi olan her kaybın telafisi mümkündür: Kaybedilen para tekrar kazanılır, kırılan bir eşya onarılır, hatta yıkılan şehirler yeniden inşa edilebilir. Fakat akıp giden bir saniyenin telafisi yoktur. Ne devasa servetler ne de muazzam ordular, geçen zamanı bir an bile geri getirmeye yetmez. Bu yüzden zaman, sadece kıymetli değil; telafisi imkânsız olduğu için kutsaldır. Zamanını beyhude harcamak, insanın kendi varlığından ve geleceğe bırakacağı şahsi mirasından vazgeçmesi demektir.
İnsanoğlunun en büyük yanılgısı, vaktin sonsuz olduğu hissidir. Gençlikte ihtiyarlık uzak görünür, sağlıklıyken hastalık akla gelmez. Oysa ömür, bir mumun yanışı gibi sessizce tükenmektedir; alev parladıkça ışık verir ama aynı anda gövdesini eritip kısaltır. Zamanı verimli kullanmak, sadece sürekli bir meşguliyet içinde olmak değildir. Zamanı anlamlı kılmak; onu sevgiyle, bilgiyle ve iyilikle yoğurmaktır. Bir gönle girmek, bir fidan dikmek veya bir satıra ruh katmak, zamanı ölümsüzleştiren asıl adımlardır.
İnsanlık tarihi, aslında ölümlü bir varlığın ölümsüzlük arayışıdır. Bilimsel, teknolojik ve kültürel atılımlar, bu arayışın meyveleridir:
Yazının ve Matbaanın Gücü: Yazının bulunmasıyla düşünce, hafızanın dar sınırlarını aşarak taşa ve kâğıda mühürlendi. Matbaanın icadı ise bilginin çoğaltılmasını sağlayarak kolektif hafızayı ölümsüz kıldı.
Sanatın Ebedi Mirası: Binlerce yıl öncesinden gelen efsanevi ozanlar, insan ruhunun en derin duygularını dünyaya anlatan oyun yazarları, sesi ölümsüz kılan dahi besteciler ve bakış açımızı değiştiren ressamlar; insan ruhunu zamanın fiziksel yıkımından koruyarak bugüne taşımıştır.
Anın Kaydı (Fotoğraf ve Sinema): Yaşanan bir anın dondurulması, görsel bir ölümsüzlüktür. Ses ve görüntü kayıt teknolojileri, insan nefesini nesiller ötesine taşıyarak zamanın duvarlarını yıkmıştır.
Bilimin ve Tıbbın Zaferi: Modern tıbbın keşifleri insan ömrünü nicelik olarak artırırken; elektriğin keşfi, geceleri gündüze katarak insanın üretim zamanını genişletmiş ve zamanı daha verimli kılmıştır.
Dijital Bellek: Bugün internet ve dijital arşivler, bilginin neredeyse sonsuza dek saklanabileceği bir hafıza oluşturmuştur. Bu, insanlığın kaybolmaya karşı verdiği en büyük teknolojik savaştır.
Sonuç: Ertelemeyin
Bir toplumun kalkınmışlık düzeyi, fertlerinin zamana duyduğu saygı ile ölçülür. Tarih, zamanı yönetenleri altın harflerle yazar; zamana kapılıp sürüklenenleri ise sessizce unutur. Yolun uzunluğu değil, o yolda bıraktığımız izin derinliği önemlidir.
Yarın çok geç olmadan, "keşke"lerin gölgesine sığınmadan önce "iyi ki" diyebilmek için bugünün değerini bilmeliyiz. Unutmayın; insan, yaşadığı süre kadar değil, yaşadığı zamana kattığı anlam ve arkasında bıraktığı eserler kadar vardır.
Zamanı sadece tüketmeyin; ona ruh katarak ölümsüzleştirin.
Salim Şengül
5.0
100% (4)