Fazla yüz bulan, her dediğini yaptıran aşk bezginlik verir; (ovidius)
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ

Yeniden Öğretmen Olmak İstemem

Yorum

Yeniden Öğretmen Olmak İstemem

( 5 kişi )

5

Yorum

11

Beğeni

5,0

Puan

169

Okunma

Yeniden Öğretmen Olmak İstemem

Yeniden Öğretmen Olmak İstemem

Otuzun üzerinde öğretmen kadrosu olan büyük bir ilköğretim okulunda geçti şehirdeki ilk öğretmenlik yıllarım. Meslektaşlarımın çoğu kadın öğretmenlerdi. Ders yılının başladığı ilk hafta ve takip günleri özellikle anımsarım. Mini mini öğrenciler anneleriyle gelmişti okulun ilk günü. Sıcacık elleri, duru bakışları ve ellerini tutunca kalp atışlarının ritmi hissediliyordu. Ders zili çaldı. Öğrenciler sıra oldular. Biz öğretmenler sınıflarımızın yanında okulun açılış izliyorduk. Büyük sınıf öğrencileriyle tören hazırlıklar yapıldığını anlıyordum. Ben de bu yıl beşinci sınıfların birinde çalışacaktım. Öğrencilerimle tanışırken onlar kadar heyecanlıydım.

Önce İstiklal Marşı okundu. Daha sonra bir kız bir erkek: “Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir…”
Sözleriyle başlayıp devam eden andımızı okudu. Açılış töreni ile ilgili okul müdürü, deneyimli bir kadın öğretmen kısa konuşmalar yaptılar. Şiirler okudu bazı öğrenciler… Sınıflara girdik.

Köylerdeki yalnız, en çok iki öğretmenle çalışma hayatım bitmiş büyük bir okulda çalışmanın güzelliğini yaşıyordum. Kadın öğretmenler çağdaş kıyafetleriyle çocuklarını okula getiren velilerden farklı çok farklıydı. Biz erkek öğretmenler takım elbiseli, günlük traşlı, boyalı ayakkabı ve kravatlıydık.

Çalıştığım okullarda biz öğretmenler öncelikle kılık kıyafetimize aşırı özen gösterir, günlük tıraşsız okula gelmezdik. Kadın arkadaşlarımızda örnek giyinirlerdi. Ders yılı içinde Ulusal Bayramları coşkuyla kutlar, 10 Kasımlarda saat: 09.05’te Atamıza saygı duruşunda bulunur O’nu erken kaybetmenin hüznünü tüm benliğimizde hissederdik.

Anayasamızın 2. Maddesi :“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” Maddesinde açıklanan Atatürk milliyetçiliğine bağlı… Laik ve sosyal hukuk devletinin eğitim ordusunun mensubu olmanın gururunu yaşar ve yaşatmaya çalışırdık. Binin üzerinde mevcutlu okulda; müdür ve ikide müdür yardımcısı ve biz öğretmenler vardık eğitim-öğretim paydaşları olarak.

Meslek yaşamımın son iki yılı doğum yapan arkadaşların yerine 2. sömestrlerde öğretmenlik yaptım, ücretli öğretmen olarak. Okullar evime yakındı. Çocuk ve halkıma olan sevgimi tatmin duygusuydu biricik amacım.

Çalıştığım okullar ilköğretim okullarıydı. İkinci sömestri başlangıcı mevsim kış. Hava oldukça ılıktı. Yine zil çaldı öğrenci ve eğitim-kadrosu toplandık okulun bahçesinde. Şaşkınlığım başladı. Gerçi öğretmenler için kıyafet serbestliğinin varlığını duymuştum. Durumu yakinen izlemenin şaşkınlığını yaşıyordum. Sakalları uzamış, kravatsız, blucin giyen erkek öğretmenler ve mutfak kıyafetlerine yakın giyinmiş bazı kadın öğretmenler duruyordu sınıflarının başında. Benim gibi takım elbiseli, günlük traşlı, kravatlı meslektaşlar da vardı. Seksenlerin, doksanların kıyafetlerini aratmayacak kadın meslektaşlarımın olduğun da söylemeliyim açık kalplilikle.

Okul müdürümüz kısa bir konuşma yaptı. Ve sınıflara girildi. “Türküm, doğruyum, çalışkanım…” unutturulmuştu. Okunmadı. Hâlbuki küçük öğrencilerin yetesiye anlamlarını bilmese bile “andımızı” birlikte söylemek onlara ve hepimize bir aidiyet duygusu kazandırıyordu. Okullu olmanın, birlikte yaşamanın güzelliği… İçselleştirilirdi andımızla…

Birkaç hafta içinde okulda yalnız olmadığımı gördüm. Benim gibi ataması yapılmamış bir ücretli ve üç adette sözleşmeli öğretmen vardı. Sözleşmeli ve ücretli çalışanların yüzlerinin güldüğüne tanık olmadım. Gerçi ben amatör duygularla çalışıyordum. Ücrette değildi gözüm. Asıl olmayan, ücretleri, özlük hakları yok denecek kadar yetersizdi kadrosuz arkadaşların. Oysa kadrolu arkadaşlarla eğitim düzeyleri aynıydı. Aynı sorumlulukla çalışmak durumundalardı.

İç dünyalarında soğuk fırtınalar esen, kendisi ile barışık olmayan öğretmenler görevlerini hangi moralle yapar!? Onlar öğretmen odalarının hüzünlü öğretmenleriydi. Hemen hemen her okulda özellikle sözleşmeli öğretmenlerin olduğunu gözlemliyordum.

Müfredatta da hayli değişiklikler olmuştu. Andımızın okunmamasına eş olarak giderek Atatürk ilkeleri, Cumhuriyetimizin kuruluş değerlerine daha az yer veriliyordu. Öğretmenler çok farklı görüşlere bölünmüştü. 12 çeşit öğretmen sendikası olduğu biliniyordu. İlginçtir, iki meslektaşım derslerin yoğun işlendiği günlerde iki hafta izin kullanıp Umre ziyareti yaptı. (beş vakit namazımı kılarım. Umarım riyakârlık yapmıyorum) meslektaşlarım elbette umre ziyareti yapabilir. Sınıflarını öğretmensiz bırakmak hiç etik de değil. Yaz tatilleri çuvala konmamış. Ve 2024-2025 Eğitim-Öğretim yılında 10 Kasım tatile denk geliyormuş diye Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı, Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk anılmadı okullarımızda.

Ezcümle meslek aşkım gönlümde hala sımsıcak yerini korur. Öğrencilik yıllarımda ve de yaşam boyu edindiğim idealist öğretmenlik duygularının uygulama alanlarının daraldığını görüyorum. Hayata yeniden başlama olanağım olsa gümümüzün müfredatıyla öğretmenlik yapmak istemem

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (5)

5.0

100% (5)

Yeniden öğretmen olmak istemem Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yeniden öğretmen olmak istemem yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Yeniden Öğretmen Olmak İstemem yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
10.2.2026 16:54:11
5 puan verdi
Değerli Üstadım,
O sıcacık ellerin kalp atışını avuçlarınızda hissettiğiniz ilk öğretmenlik yıllarınızı, ne kadar vakur ve duru bir dille mühürlemişsiniz.
Bir beşinci sınıf heyecanını ve meslek hayatınızın o ilk ziliyle başlayan kutsal yolculuğu, derya gönlünüzün süzgecinden geçirerek bizlere hatırlattığınız için
Sizi gönülden tebrik ederim. Emeğinize ve o hiç bitmeyen eğitimci yüreğinize sağlık.
yön
yön, @yon
10.2.2026 02:22:47
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık değerli hocam,
Kaleminiz kavi duygunuz,
daım ve kaim ola hayırlı akşamlar hocam
saygılarımla saygılar
D Dinç
D Dinç, @d-din
10.2.2026 01:36:13
5 puan verdi
Kıymetli Meslek Büyüğüm; ben okurken ağladım. Bu satırları yazarken hala ağlıyorum. Yazınızda asla ajitasyon yoktu ancak 33 yıl hizmet eden emekli bir öğretmen olarak anlıyorum her bir kelimeyi de harfi de. Emekli olmamın nedenlerinden birisi de buydu. Kim öğretmen kim veli karışmıştı koridorlarda. Her ülke eğitim sisteminde kendi sistemini korumaya çalışırken bu sistemde sanki milli değerlerimiz yıkılmaya çalışılır gibi davranılıyordu. Yorulmuştum. Yel değirmenleri ile savaşmak mantıklı gelmemeye başlamıştı artık. Bizim zamanımızda mezun ettiğimiz ortaokul öğrencileri vekil öğretmenlik yapacak kapasitedelerdi şimdi üniversite mezunu A4 kağıda dilekçe yazamıyor. Üzgünüm demek içimdeki yarayı anlatır mı? Anlatamaz. Nereden tutsak elimizde kalan bir eğitim sistemimiz var. Aşk ile eyvallah.
Fevzi Gültuna(Batı Yakası
Fevzi Gültuna(Batı Yakası, @fevzi-gultuna-bati-yakasi
9.2.2026 23:41:24
Sevgili Öğretmenim, Okula gittiğim zaman sokakta gezen adamlar okulu basmış zannediyorum. Selam ve saygılar
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
9.2.2026 22:40:58
5 puan verdi
ÖĞRETMENLİK KUTSAL BİR MESLEK VE ÖĞRETMEN TOPLUMUN AYNASIDIR NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE NE MUTLU ÖĞRETMJEN OLANA ÖĞRETMEN AŞKIYLA TUTUŞAN O GÜZEL YÜREĞİ SAYGI İLE SELAMLIYOR SAĞLUIKLI UZUN ÖMÜRLER DİLİYORUM.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL