7
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
223
Okunma
Gurbet bazen bir kelime değil, insanın içinden sökülüp alınan bir parçadır. Haritada çizilmiş bir mesafe değildir; ana kucağından, baba ocağından koparılış hâlidir. Kimse isteyerek düşmez gurbete. Gurbete düşülür. İmkânsızlıklar iter insanı; ekmek kaygısı, yarım kalmış umutlar, “bir süre” diye başlayan ama yıllara yayılan ayrılıklar… İnsan giderken arkasında sadece bir ev değil, bir hayat bırakır. Ve en çok da sessizliğini yanına alır.
Ana kucağı tamam, baba ocağı tamam… Ama artık hiçbir şey yerinde durmuyordur. Evler vardır belki ama boştur. Kapılar açılmaz, bacalar tütmez. Avlular sessiz, yollar mahzundur. İnsan nerede olursa olsun, gözünün bir yanı hep doğduğu yerdedir. Çünkü insanın iç pusulası şaşmaz; yönü değişse de bakışı hep memlekete dönüktür.
Gurbet bazen insanın içine çöken tarifsiz bir sessizliktir. Kalabalıkların ortasında bile insan, kendi sesini duyamaz olur. Her şey vardır ama hiçbir şey tamam değildir. Bir ekmek bölünür, doyurmaz; bir başarı sevinç getirmez. Çünkü insan bilir, o sevinci paylaşacağı yüzler artık aynı sofrada değildir. İşte o an anlar insan; gurbette eksik olan mekân değil, yerinde olma hâlidir.
Ana yüreği gurbeti herkesten önce hisseder. Evlat gitmiştir ama ana yarım kalmıştır. Telefon sesi bir umuda, bir korkuya dönüşür. Sofrada tabak vardır ama eksiktir. Beklemek, ananın kaderi olur. Baba ise daha sessizdir. Çok konuşmaz. Ama sesi hâlâ kulaktadır insanın; bir nasihat, bir çağırış, bazen sadece adını söyleyiş… Baba sesi, gurbette insanın omzuna konan görünmez bir el gibidir; düşerken tutar, yorulunca dayanak olur.
Gün gelir, ana baba da bu sessizliğe tutunamaz. Kimi, evladının yanına doğru yola düşer; alıştığı toprağı, bildiği kapıyı ardında bırakır. Kimi de sessizce dünyasını değiştirir, geride bir ömürlük hatıra bırakarak çekilir. İşte o zaman evler sahipsiz kalır. Kapılar kilitli değildir ama yetimdir artık. Ocak sönmüştür, duvarlar suskundur. Ev vardır ama evlik hâli gitmiştir. İnsan anlar ki bir ev, içindekilerle ayakta dururmuş.
Memleket hâlâ oradadır ama insanın içindeki yeri değişmiştir. Dağlar durur, rüzgâr eser, gökyüzü aynı gökyüzüdür belki. Ama bakan göz artık başka bir gözdür. Köyde kalan, hatıralardır. Köy evlerinde hâlâ yürüyen bir çocuk vardır; dizleri tozlu, cepleri umut dolu. Giden büyümüştür ama o çocuk hep orada kalmıştır. Artık insan, o hatıralarla yaşar.
Birçok şey değişmiştir. İnsanlar yaşlanmış, yollar uzamış, evler sessizleşmiştir. Yerinde olmayan çok şey vardır artık. Ama hatıralar hiç yerinden oynamaz. Hep capcanlıdır. Bir akşamüstü ışığında, bir rüzgâr kokusunda, bir sessizlikte çıkıp gelirler. İnsan bazen geçmişte yaşar; çünkü şimdi, geçmiş kadar tanıdık değildir.
Gurbet geceleri daha zalimdir. Şehir uyur, insan uyanır. Yıldızlar bile yabancı durur gökyüzünde. O an memleket düşer akla. Baba sesi, ana duası, evin kokusu… İnsan bilir; artık dönülse bile hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Ama yine de özlem eksilmez. Çünkü hasret, kavuşmakla bitmez; insanın içinde yaşamaya devam eder.
Zalimsin gurbet… Öğretirsin ama eksilterek öğretirsin. Sabretmeyi, susmayı, katlanmayı… İnsan senden güçlenerek çıkar belki ama hep biraz yarım kalır. Çünkü memleket artık bir yer değil, bir hatıralar bütünüdür. Ve insan, nerede olursa olsun, o hatıralarla yaşar. Hep capcanlı… Hep bir özlem ve hasretle.
ALİ RIZA COŞKUN
---------------------------------------------------------------------------
Dost Kaleminden;
-IspartaGülü-
9.2.2026 00:36:55
zalım gurbet...ömür bitti geldik sonuna.elvada dostlarım çıkmam yarına.yadikarım giren olmaz salıma.zalım gurbet bizi bizden eyledin...eski şiirlerimden bir dörtlük
5.0
100% (13)