0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
165
Okunma
Yıllar evvel bir meydanda, uykumun en kuytusundan bir rüya anlatmıştım...
Bir kurban vardı; tam kabulün eşiğindeyken çevresini saran ellerle parça parça edilen.
O kurban bir türlü bütün kalamadı; çünkü çevresindeki o gölgeler, özü korumak yerine onu tüketiyordu.
Yıllar geçti, bir ayna çıktı karşıma; Teslimiyetin Kıyısında Kemiren Sessiz Dişler.
Sarsıldım...
O gün rüyamda gördüğüm o parçalayan eller ile bugün o ayna da okuduğum o sessiz dişler aynı kökten besleniyordu.
Meğer biz, o ulu sükûnetin çevresinde toplanıp, kendi sızılarımızla o büyük huzuru tüketen gizli feryatlarmışız.
9. Köyden kovulan gönlün öte yakasında buluşmamız tesadüf değilmiş.
Biz, o saf kurbanı kendi hırçınlığımızla bölen, o büyük teslimiyeti kendi yaralarımızla murdar eden o tanıdık sızılarmışız.
Gördüm;
Rüyamın senin kaleminde nasıl bir sürgün yazısına dönüştüğünü.
Tüketiliyorum derken, aslında el birliğiyle neleri tükettiğimizi fark ettim.
O gün o eller bizdik kardeşim; bugün o kemiren sessiz dişler de biziz.
Duydum;
Sözün bittiği yerdeki o derin uğultuyu.
Neden bir türlü "bir" olamıyorduk?
Çünkü her birimiz o büyük bütünden bir parça koparıp kendi karanlığımıza taşımaya çalışıyorduk.
Bense diyorum ki;
Artık koparmak yok, artık bölüşmek yok.
İtiraf ettik ve perdeler kapandı.
Şimdi o parçaladığımız ne varsa, hepsini tek bir duada birleştirme vakti.
O eski sızı da, bu yeni feryat da artık tek bir kalbe mühürlendi.
İkiniz de bana emanetsiniz.
‘/, Yolcuyuz ya hu!
Ve yolcu, emaneti eksiksiz teslim edendir.
Derkenar
Bu sözler benim dışarıya attığım bir sestir (Yankı) ama bu sesin kökü, nefsimle yüzleşip verdiğim sözdedir (İkrar).
Ben bu hakikati hem kendime hem de sana, ’yolun ve duanın’ (/, ) koruması altında söylüyorum.
Lütfü Taş
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.