Fazla yüz bulan, her dediğini yaptıran aşk bezginlik verir; (ovidius)
Şadiye gürbüz(zaralıcan
Şadiye gürbüz(zaralıcan

Geceye Konuşan Aşk

Yorum

Geceye Konuşan Aşk

( 3 kişi )

2

Yorum

9

Beğeni

4,7

Puan

165

Okunma

Geceye Konuşan Aşk




Gecenin bir yarısıdır. Korkularımın yana düşen gölgesiyle konuşurum karanlığa karşı. Vakit uzadıkça zaman da sanki ipini salmış bir at gibi sürüklenir. İnsan, bu saatlerde mazinin kapısına varır; tokmağı tutar ama vurmaz. İlk aşk ne vakit kapımı çalmıştı diye düşünürüm. Acaba kapıyı çalan aşk mıydı, yoksa ben mi o kapıyı açmaya hevesliydim? “Teemmül ettim,” derim kendi kendime; zira her aşk, insanın kaderine yazılmış bir imtihandır.
Bazen insan, semerini nereye koyduğunu bilmeyen bir merkep misali, döner dolaşır yine aynı hatıraların içine düşer. Biri bana o günleri geri getirse… Kalbimin aceleyle atan çırpınışlarını, mahcup bakışlarımı, yarım ölçek kuma gömülmüş hâlimi isterdim. Hem ayan, hem nihandı hâlim. Görünürdüm ama saklıydım. Aşkın körlüğü dedikleri belki de budur. “Âşık olanın gözü âmâ olur,” demişler; boşuna dememişler.
Bugünden dönüp baktığımda, o vakit titreyerek sarf ettiğim sözlerin ne kadar sade, ne kadar dümdüz olduğunu görüyorum. Oysa ben kelimelere mana yüklediğimi sanırdım. Gölgeme başka bir gölge değsin diye çırpınırmışım meğer. Kadınlık duyguları, çift şeritli bir yol gibidir; istikameti bellidir lakin bazen insan kazara karşı şeride geçer. İşte o vakit dil tutulur, akıl geri çekilir, kalp söze karışır. “Dil-i nâçâr, kalb-i perişan” olur insan.
Bir erkeğin varlığına kaptırılan şey yalnızca cinsellik midir? Bu suali kendime çok sordum. Dokunuş bazen bir ten meselesi değildir; bazen insanın hayatta kaldığını kendine hatırlatmasıdır. Bir nefes, bir sükûn, bir teselli… Sevişmek yalnızca bedenle izah edilecek bir hâl midir? “Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl,” derler; sevgi bu kadar derinken, insanı nasıl yalnızca bedene indirgeriz?
Toplum içinde tek kanatla uçamaz hiçbir kadın. Bu bir kaide midir, yoksa bize belletilmiş bir yazgı mı, hâlâ karar veremedim. Birinin omzuna yaslanmak güven verir; bu hâli kadınla erkek diye ayırmam. Zira güven, cinsiyetle değil, vicdanla ölçülür. “İtimat, kalbin emniyetidir,” der eskiler.
Aşkı geçmişle kıyasladığımda içimde bir burukluk belirir. Şimdiki aşklar bana eksik gelir. Dokunmadan sevmek diye bir hâl türemiş. Aynı evin içinde yaşayıp birbirinin yükünü almayan insanlar çoğalmış. Eski aşklarda sorular vardı; insan sevdiğini tanımak isterdi. Daha evvel kimleri sevdin, hangi yaraları taşırsın diye sorulurdu. Evvelce sevdiği kadının yüzünü onda aramak ayıp sayılmazdı. Şimdi ise akşam başka bir koyunda uyanmak, “hayatın tercihi” diye geçiştiriliyor.
Aidiyet duygusu, kocaman bir çöplüğe dönmüş durumda. Herkes elindekini bırakıp yenisine uzanıyor. Lakin yine de odamın yanan ışık sönmüyor. Belki de bu yüzden kendimi geçmişten azat edip bugüne çağırabiliyorum. “Maziyi mazide bırakmak,” kolay değildir ama mümkündür.
Bu yüzden kendime teşekkür ederim. Zira insan bazen kendini ayakta tutan tek omuzdur. Doğru aşk, doğru kişiyle yürünür. Zoraki yürüyüşler insanı yorar, ruhu sakatlar. Geçmişin harçlığını cebine koyup, onu çoktan ait olduğu yere, maziye gönderdim. Artık ne hasretle eğilirim, ne pişmanlıkla dönerim. “Vakt-i hâl ile kaimim,” der yoluma bakarım...
05-02-2026
ist
Zaralıcan

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

67% (2)

4.0

33% (1)

Geceye konuşan aşk Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Geceye konuşan aşk yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Geceye Konuşan Aşk yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
7.2.2026 01:35:02
5 puan verdi
Zaralıcan bacım Bu metin, nostalji ile bilgeliğin, kırgınlık ile kabullenişin iç içe geçtiği; hem edebi hem de felsefi derinliği olan etkileyici bir iç döküş. "Eskilerin" o ağırbaşlı kelimelerini günümüzün hızlı ve sığ ilişkileriyle kıyaslarken, aslında bir kadının kendi iç dünyasındaki bağımsızlık ilanını okudum...Vakt-i hâl ile kaimim" gibi ifadeler, metne zamansız bir hava katmış. Kelimelere sadece anlam değil, birer ruh yüklemişsiniz. Özellikle aşkın sadece bir "beden" meselesi değil, bir "var olma" kanıtı olduğunu vurgulamanız, metni bir süreçten çıkarıp metafizik bir boyuta taşımış.Dokunmadan sevmek" ve "aynı evin içinde birbirinin yükünü almayan insanlar" tespitiniz yalnızlığın en yalın tarifi gibi. Eskinin "yaraları tanıma" arzusunu, bugünün "yenisine uzanma" hırsıyla kıyaslamanız, toplumsal bir erozyona çok zarif bir eleştiri getirmiş.
"İnsan bazen kendini ayakta tutan tek omuzdur." Bu cümle, tüm o geçmiş muhasebesinden sonra gelen bir özgürleşme çığlığı gibi. Maziyi bir yük olarak değil, "cebe konulan bir harçlık" olarak görmek, artık ondan korkmadığınızı ve onu bir tecrübe sermayesine dönüştürdüğünüzü gösteriyor...
Ben ZARALICAN bacımı kutlarım
Romantik.Şair.41
Romantik.Şair.41, @romantik-sair-41
6.2.2026 20:04:23
EMEĞİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK ÜSTADIM KALEMİNİZİN MÜREKKEBİ EKSİLMESİN 🖐️ SAYGILARIMLA
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL