9
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
233
Okunma
O çocukken kimse fark etmedi kalbinin ilk kez ne zaman çatladığını.
Çünkü çocuk kalbi sessiz kırılır; ağlamaz, bağırmaz, sadece içine çekilir.
Bir söz, yarım bırakılmış bir sevgi, tutulmamış bir söz…
Kimse “bir çocuğun kalbi de kırılır” demedi o günlerde.
İlk kırık, bir bakışta oldu.
“Sonra” denilen ama hiç gelmeyen bir sarılışta.
Bir el uzanacak sandı, uzanmadı.
İşte o an kalbinde ince bir çizik belirdi.
Kanamadı, acıdı sadece.
Ve kimse pansuman yapmadı.
Yıllar geçti.
Çocuk büyüdü, boyu uzadı, sesi kalınlaştı.
Ama kalbi…
Kalbi büyümedi, ağırlaştı.
Her yeni yaş, eski bir kırığı hatırlattı ona.
Çünkü bazı acılar takvimle iyileşmez.
Üstü kapanır sanırsın,
ama bir kelime yeter açılmasına.
Güldüğünde bile temkinliydi artık.
Sevdiğinde yarım severdi.
Çünkü öğrendi:
Kalbini tamamen açarsan,
birileri mutlaka kapıyı sert kapatır.
İnsanlar onu güçlü sandı.
Sessizliğini olgunluk, mesafesini asalet zannettiler.
Oysa bilselerdi…
O mesafe, korunmak içindi.
Çünkü bir kez daha kırılırsa,
toplanacak parça kalmayacaktı.
Her adımda kalbi ona geçmişi fısıldadı:
“Unutma.”
Her seferinde aynı uyarı:
“Fazla bağlanma.”
“Fazla umut etme.”
“Fazla inanma.”
Ve o, yaşadıkça öğrendi şu acı gerçeği:
Kalp kırılır…
Toplanır belki.
Ama her onarılışında biraz daha sertleşir,
biraz daha hissizleşir.
Sevgiye yaklaşırken geri çekildi.
Mutluluk kapıyı çaldığında içeri almadı.
Çünkü mutluluk da giderdi.
Giden her şey, kalbinde yeni bir çatlak bırakırdı.
Geceleri uykusu hafifti.
Çünkü insanın kalbi uyanıksa,
bedeni uyuyamaz.
Sessizlikte geçmiş konuşurdu onunla.
Bir çocuk sesiyle:
“Ben incinmiştim.”
En zor olan da buydu işte:
Büyümek,
ama içindeki kırık çocuğu taşıyarak büyümek.
İnsanlar “geçer” dedi.
“Zaman her şeyi iyileştirir.”
O sustu.
Çünkü bazı yaralar iyileşmez,
sadece alışılır.
Ve o alıştı.
Acıyla yaşamaya.
Hüzünle yol yürümeye.
Kalbi kırık hâliyle ayakta durmaya.
Ama şunu kimse bilmedi:
Bunca kırıklığa rağmen
kalbi hâlâ atıyordu.
Hâlâ merhamet vardı içinde.
Hâlâ incitmekten korkuyordu.
Çünkü en çok kırılanlar,
en az kırmak isteyenlerdi.
Bu, bir kırık kalbin hikâyesiydi.
Düzelen ama izi kalan…
Gülen ama içi sızlayan…
Yaşayan ama hep biraz eksik yaşayan
bir insanın hikâyesi.
Ve belki de
en gerçek hikâyeler,
işte böyle sessiz acılardan doğardı.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (12)