3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
198
Okunma
Unutmamak mı, İbret Almak mı?
Bugün her yerde "Unutmadık, Unutturmayacağız" yazılarını görüyoruz. Elbette vefat eden canlarımızı, şehitlerimizi, yaşadığımız büyük kayıpları ve bu ağır travmayı unutmamız mümkün değil. Ancak bir durup düşününce; acaba biz depremin asıl mesajını unutuyor muyuz?
Eğer bu halimiz gerçekten "unutmamış" halimiz olsaydı, Allah’ın bize takdir ettiği bu afeti her an yeniden verebileceğini tefekkür eder, hayatımızı o şuurla yaşardık. Halimiz, tavrımız, sözlerimiz ve kalbimiz bu idrakle şekillenirdi.
Gerçek Bir "Unutmayış" Nasıl Olurdu?
Amellerin Niyeti: İşlerimizi insanları memnun etmek için değil, yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak için yapardık.
İbadetin Ruhu: Namazlarımız, oruçlarımız, zikirlerimiz ve Kur’an-ı Kerim’e olan muhabbetimiz bu büyük acizliğimizin ve O’na olan muhtaçlığımızın bir nişanesi olurdu.
İyiliği Yaymak: Sadece kendi halimizi düzeltmekle kalmaz, "emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker" (iyiliği emredip kötülükten sakındırmak) düsturuyla çevremize de hakikati hatırlatırdık.
İşte o zaman sadece acıyı değil, imtihanı ve sorumluluğumuzu da unutmamış olurduk.
Şeyda Akgül
5.0
100% (3)