2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
150
Okunma
Bir kadın, başına yağan her karı kendi eritmek zorunda kaldığında öğrenir soğuğun dilini. Üşümeyi, beklemeyi, sabrı… Ellerini cebine sokup başkasının ateşine yanaşmamayı. Çünkü bilir: Her kar tanesi aynı sessizlikle düşer ama her biri farklı bir ağırlık bırakır omuzlarda. Ve bazı omuzlar, kimse fark etmeden kışları tek başına taşır.
İşte o kadın, güneşte açan şemsiyelere aldanmaz. Gölgeleri bol, vaatleri hafif olan o şemsiyelerin altına sığınmaz. Çünkü güneşin ortasında açılan bir şemsiye yağmurdan değil, gerçeğin yakıcılığından korunmak içindir. Oysa o kadın, gerçeği iliklerine kadar hissetmiştir. Donarak öğrenmiştir neyin sahici, neyin geçici olduğunu.
Başına yağan karı kendi eriten bir kadın, yardımın biçimini de ayırt eder. Gösterişli tekliflerle gelen ama ilk rüzgarda kapanan şemsiyeleri tanır. Bilir ki bazı destekler sadece seyirliktir; fotoğraflık, alkışlık…
Ama yük taşımaya gelince ortadan kaybolur. O yüzden birinin gölgesine değil, kendi ayakta kalma gücüne güvenir.
Bu kadın için güç, hiç düşmemek değildir. Güç, her düştüğünde ayağa kalkacak kası ve cesareti inşa etmektir. Karı eritmek yorucudur, evet. Ama suya dönüşen her şey toprağı besler. O kadın da yaşadıklarından bir bahar çıkarır kendine. Sessizdir, gösterişsizdir ama köklüdür o bahar.
Başına yağan her karı kendi eritmek zorunda kalan bir kadını kimse kandıramaz. Ne güzel sözlerle, ne zamanlaması manidar ilgilerle, ne de güneşin altında açılan o kof şemsiyelerle. Çünkü o kadın donmuştur. Gerçekten. Kemiklerine kadar. Ve insan bir kere gerçekten dondu mu, neyin sıcak neyin sahte olduğunu artık içgüdüyle ayırt eder.
Kar, davet edilmeden yağmıştır. Kimse “üşüyor musun?” diye sormadan, kimse elini uzatmadan. Her tanesi tek tek eritilmiştir; bazen gözyaşıyla, bazen susarak, bazen dişler sıkılarak. Bu yüzden fırtına geçtikten sonra açılan şemsiyeler inandırıcı gelmez. Islanmadıkları bir yağmur için gölgelik sunanlar ciddiye alınmaz.
Çünkü o şemsiyelerin nasıl kapandığı bilinmektedir. İlk rüzgarda. İlk sorumlulukta. İlk “gerçekten yanımda ol” beklentisinde.Gösterişte iyi, sözde cömert ama yük taşımaya gelince ortadan kaybolanlar… Onlar kışta tanınmıştır. Bu yüzden yazın verdikleri sözlerin bir ağırlığı yoktur.
Başa yağan kar sertleştirmemiştir; netleştirmiştir. Kime yaslanılmayacağını, kimden medet umulmayacağını öğretmiştir. Artık kimsenin gölgesine ihtiyaç yoktur. Güneşi ellrinde taşımayı öğrenmiş kadınlar vardır. Yakıcıdır, evet. Ama gerçektir. En azından ısıtmıyormuş gibi yapmaz.
Karını kendi eriten kadınlar, güneşte açan şemsiyelere değil, kışta yanlarında duranlara bakar. Geri kalan herkes dekordur. Güzel durabilir belki ama hayat taşımaz.
O her kim olursa olsun, onlarla yaşlanılır, yaşanmaz...
5.0
100% (3)