"akıl...sevecenlik...cesaret...bunlar insanın, dünyanın her yerinde kabul edilmiş üç manevi değerdir." (confucius)
Özlem_SABA
Özlem_SABA

KENDİ KARINI KENDİ ERİTEN KADINLAR

Yorum

KENDİ KARINI KENDİ ERİTEN KADINLAR

( 3 kişi )

2

Yorum

10

Beğeni

5,0

Puan

150

Okunma

KENDİ KARINI KENDİ ERİTEN KADINLAR



Bir kadın, başına yağan her karı kendi eritmek zorunda kaldığında öğrenir soğuğun dilini. Üşümeyi, beklemeyi, sabrı… Ellerini cebine sokup başkasının ateşine yanaşmamayı. Çünkü bilir: Her kar tanesi aynı sessizlikle düşer ama her biri farklı bir ağırlık bırakır omuzlarda. Ve bazı omuzlar, kimse fark etmeden kışları tek başına taşır.

İşte o kadın, güneşte açan şemsiyelere aldanmaz. Gölgeleri bol, vaatleri hafif olan o şemsiyelerin altına sığınmaz. Çünkü güneşin ortasında açılan bir şemsiye yağmurdan değil, gerçeğin yakıcılığından korunmak içindir. Oysa o kadın, gerçeği iliklerine kadar hissetmiştir. Donarak öğrenmiştir neyin sahici, neyin geçici olduğunu.

Başına yağan karı kendi eriten bir kadın, yardımın biçimini de ayırt eder. Gösterişli tekliflerle gelen ama ilk rüzgarda kapanan şemsiyeleri tanır. Bilir ki bazı destekler sadece seyirliktir; fotoğraflık, alkışlık…

Ama yük taşımaya gelince ortadan kaybolur. O yüzden birinin gölgesine değil, kendi ayakta kalma gücüne güvenir.
Bu kadın için güç, hiç düşmemek değildir. Güç, her düştüğünde ayağa kalkacak kası ve cesareti inşa etmektir. Karı eritmek yorucudur, evet. Ama suya dönüşen her şey toprağı besler. O kadın da yaşadıklarından bir bahar çıkarır kendine. Sessizdir, gösterişsizdir ama köklüdür o bahar.

Başına yağan her karı kendi eritmek zorunda kalan bir kadını kimse kandıramaz. Ne güzel sözlerle, ne zamanlaması manidar ilgilerle, ne de güneşin altında açılan o kof şemsiyelerle. Çünkü o kadın donmuştur. Gerçekten. Kemiklerine kadar. Ve insan bir kere gerçekten dondu mu, neyin sıcak neyin sahte olduğunu artık içgüdüyle ayırt eder.

Kar, davet edilmeden yağmıştır. Kimse “üşüyor musun?” diye sormadan, kimse elini uzatmadan. Her tanesi tek tek eritilmiştir; bazen gözyaşıyla, bazen susarak, bazen dişler sıkılarak. Bu yüzden fırtına geçtikten sonra açılan şemsiyeler inandırıcı gelmez. Islanmadıkları bir yağmur için gölgelik sunanlar ciddiye alınmaz.

Çünkü o şemsiyelerin nasıl kapandığı bilinmektedir. İlk rüzgarda. İlk sorumlulukta. İlk “gerçekten yanımda ol” beklentisinde.Gösterişte iyi, sözde cömert ama yük taşımaya gelince ortadan kaybolanlar… Onlar kışta tanınmıştır. Bu yüzden yazın verdikleri sözlerin bir ağırlığı yoktur.

Başa yağan kar sertleştirmemiştir; netleştirmiştir. Kime yaslanılmayacağını, kimden medet umulmayacağını öğretmiştir. Artık kimsenin gölgesine ihtiyaç yoktur. Güneşi ellrinde taşımayı öğrenmiş kadınlar vardır. Yakıcıdır, evet. Ama gerçektir. En azından ısıtmıyormuş gibi yapmaz.
Karını kendi eriten kadınlar, güneşte açan şemsiyelere değil, kışta yanlarında duranlara bakar. Geri kalan herkes dekordur. Güzel durabilir belki ama hayat taşımaz.
O her kim olursa olsun, onlarla yaşlanılır, yaşanmaz...

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Kendi karını kendi eriten kadınlar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kendi karını kendi eriten kadınlar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KENDİ KARINI KENDİ ERİTEN KADINLAR yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
yön
yön, @yon
6.2.2026 04:37:17
5 puan verdi
Yüreğine kalemine sağlık.Degerlı hocam
kalemin kavi ilhaminiz bol olsun.
yüregin yazan eleriniz dert görmesın
saygılar selamlar yolluyorum diyar gurbetten
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
5.2.2026 15:51:04
5 puan verdi
Şaire kardeşim Yazınız kendini inşa etmek zorunda kalan, yalnızlığın ayazında kavrulan ama o ayazdan kendi baharını çıkaran tüm kadınların ortak ruh halini muazzam bir derinlikle özetliyor.
​Sizin paylaştığınız bu satırlar, "güçlü kadın" imajının ardındaki o görünmez yorgunluğu ve bu yorgunluktan doğan o keskin sezgi gücünü vurguluyor.
Zorluk bittikten sonra gelen yardımın ya da ilginin, aslında yardım değil birer "sahne dekoru" olduğunu anlamak, ağır bedeller ödenerek kazanılmış bir farkındalıktır.
Karın eriyip toprağı beslemesi, acının sadece acı olarak kalmadığını; o kadının köklerini daha derine salmasını sağlayan bir kaynağa dönüştüğünü gösteriyor.
Yazının sonunda dediği gibi; kar insanı sertleştirmiyor, sadece netleştiriyor. Kimin gölge, kimin ise gerçek bir sığınak olduğunu görmenizi sağlıyor.
​Soğuğu sıcaklığa, acıyı tecrübeye, yalnızlığı ise sarsılmaz bir bağımsızlığa dönüştürür. Sahte samimiyetlerin "kof şemsiyeleri" altında ıslanmaktansa, kendi yakıcı gerçeğinde yürümeyi seçmek, özgürlüğün en saf halidir.
​Sizce de bu kadın için artık en büyük lüks, birine ihtiyaç duymak değil, sadece "istediği için" birini hayatına dahil etmek değil midir?
Tebrik ettim kalemini
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL