Başkasının önünü aydınlatırken kendi yolumuza da ışık tutarız. (ben sweetland)
D Dinç
D Dinç
VİP ÜYE

KADININ SUSMASI KIYAMETTİR VESSELAM…

Yorum

KADININ SUSMASI KIYAMETTİR VESSELAM…

( 16 kişi )

13

Yorum

33

Beğeni

5,0

Puan

476

Okunma

KADININ SUSMASI KIYAMETTİR VESSELAM…

KADININ SUSMASI KIYAMETTİR VESSELAM…


Cemal Süreya okuyorum. ‘Bir kadın şikâyet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. ‘ diyor…
Nevin çok gençti. Henüz doğum yapmış ve dünya tatlısı bir evladı olmuştu. Toplumda çok kabul gören bir mesleği vardı. İşine gidiyor, evi ile ilgileniyor, zamanının çok büyük kısmını ise yavrusu ile geçiriyordu. Eşi ile henüz yeni evli sayılırlardı fakat eşi eve bile uğramıyordu neredeyse. Bunun nedenini asla sorgulamıyordu. Çünkü eş, anne ve insan olarak tüm görev ve sorumluluklarını yerine getiriyordu. Eğer eşi gelmiyorsa bu onun bileceği işti. Büyük bir vukuat sonunda; eşini en yakın arkadaşı ile yatakta çırılçıplak yakaladığında ne ağlamış, ne bağırmış, ne kavga etmiş, ne de tek bir soru sormuştu. Yalnızca sustu. Çünkü gidiyordu. Ve kadınlar susarak giderdi…
Hatice sevgilisi ile ilişkilerinde yaşadıkları sorunların altından kalkamadıklarını fark etmişti. Hemen hemen her gün konuşmak istiyordu. İçine atarsa olmayacaktı. Çenesi düşüklükle suçlanıyor, ‘bıktım’ nidaları ile sarsılıyordu. Ancak Hatice tartışmaktan asla vazgeçmedi. Her gece aynı şeyler yaşanmasına rağmen susmadı. Çünkü sevgilisine âşıktı ve bu birlikteliğin devamı için elinden geleni yapıyor ve yapacaktı. Bir gün konuştuğu hiçbir şeyin dinlenmediğini fark etti. Ne yaparsa yapsın sevgilisini kendini dinlemeye ikna edemiyordu. Konuştu, bağırdı, tartıştı, kavga etti, küstü, naz yaptı. Sonunda sustu. Çünkü gidiyordu. Ve kadınlar susarak giderdi…
Ayşe; babası ile arasındaki kuşak farkının farkında olacak kadar eğitimli idi. Babasının tüm direnmesine rağmen üniversite eğitimini tamamlamış ve artık kariyer yapıyordu. Babası ise erkek kardeşinden daha iyi eğitim alan kızının her konuda söyleyecek sözünün olmasına, eleştirilerine, toplumda daha saygın davranılmasına tahammül edemiyordu. Babaya göre kadın bir adım geride olmalıydı. Erkek evladı aynı durumda olsa nasıl da gurur duyacaktı. Ama ne yaptıysa da okutamamıştı. Oğlu okumayı istememişti. Bir gün herkesin içinde babası Ayşe’ye korkunç bir tokat atarak:
-Sen sus, burada biz erkekler konuşuyoruz, dediğinde Ayşe tamamen sustu. Çünkü gidiyordu. Ve kadınlar susarak giderdi…
Elif eşinden boşanalı seneler olmuştu. Mesleği vardı ve 2 yavrusunu büyütebiliyordu. Kızı ile yaşadığı sorunlar oldukça canını sıkmaya başlamıştı. Biricik evladı yanlış davranışları ile kendisine de zarar verecekti. Hastaneye gidip bir uzmandan destek almak dâhil ne kadar çare varsa dört elle sarılıyordu. Ne var ki kızına, canının parçasına, ciğerinin yarısına gücü yetmez olmuştu. Bir akşam işten geldiğinde kızının yaptığı çorbayı içecekti. Küçük yavrusu ağlamaya başladı:
-Anne ne olur içme. Ablam ilaç koydu öleceksin, demişti.
İlk an inanamadı. Araştırdı, kızı ile konuştu, itiraf ettirdi, sarıldı, ağladı, yalvardı… Başaramadı… Tek çaresi kalmıştı. Hayatını feda ettiği evladını babasına teslim etmeliydi. Korkusu; ölmek değil, kızının katil damgası yeme ihtimali olmuştu. Sonunda sustu. Çünkü gidiyordu. Ve kadınlar susarak giderdi…
Kadın yaradılış itibari ile karnında aylarca başka bir canı taşıyacak kadar güçlü ve dirayetli bir canlıdır. Erkeğe; baba deyip saygıda, sevgide hürmette kusur etmemiştir… Erkeğe; kardeş deyip canına sarmıştır… Erkeğe; yâr deyip uğruna ömrünü ipotek etmiştir. Erkeğe; evlat deyip canını kurban etmiştir. İşte bu kadın tüm bunlara rağmen bir gün giderse; bilinmelidir ki yarası çok büyüktür. Bu yarayı iyileştirecek ilacı bulamamıştır. Acı çekiyordur. Canı çok yanıyordur. Yüreğinde ki fırtınadan yorulmuş, sığınacak liman bakınıyordur. Gidişi sessiz olur kadınların. Vazgeçmenin diğer şeklidir susmak kadın için… Özdemir Asaf’ın dizelerindeki ; ‘bir gün benden şikâyet ettiğin ne varsa özleyeceksin’ i kanıtlamaktır gidilene…
Ahmet Selçuk İlkan diyor ki;
Ey benim yüreğimin nazlı çiçeği
Barışın ellere, küsün bana mı?
Sana kim öğretti böyle sevmeyi
Bayramın ellere, yasın bana mı?
Bu satırların yazarı da haddini aşmaktan çok korkarak cevap veriyor bu dizeye;
Ey benim yüreğimin sahibi! Hasret çiçeğim;
Sabrın ellere, müşkülün bana mı?
Sana kim öğretti böyle şikâyet etmeyi;
Dermanın ellere, derdin bana mı?...
Kadının susması kıyamettir vesselam…
Aşk ile eyvallah…
Derya Deniz DİNÇ






Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (16)

5.0

100% (16)

Kadının susması kıyamettir vesselam… Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kadının susması kıyamettir vesselam… yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KADININ SUSMASI KIYAMETTİR VESSELAM… yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
5.2.2026 14:24:09
5 puan verdi
Bu metni okuduğumda içimde karışık, ağır ve biraz da yorgun bir his uyandırdı.

En çok şu cümle takıldı aklıma:
“Kadın susarak gider.”

Çünkü gerçekten de öyle.
Ve erkeklerin büyük çoğunluğu bunu ancak kadın çoktan gittikten, bavullar toplanıp kapı usulca kapandıktan sonra fark ediyor. O ana kadar “konuşmuyor, tartışmıyor, sitem etmiyor” diye rahatlıyorlar bazen. Oysa tam tersi bir alarmdır suskunluk. Çok yüksek sesli bir çığlıktır aslında, sadece frekansı erkelerin kulaklarına pek ulaşmaz.

Metindeki kadınların hepsinin ortak noktası şu:
Bir noktaya kadar savaşıyorlar.
Çok farklı şekillerde, çok farklı şiddette, ama savaşıyorlar.
Konuşarak, bağırarak, ağlayarak, tartışarak, yalvararak, naz yaparak, gözyaşı dökerek, çaba göstererek…
Ve hepsi o savaşın bir noktada *anlamsızlaştığını anlıyor.
İşte o an susuyorlar.
Susmak burada yenilgi değil.
Susmak, artık kendine ihanet etmeyi bırakma** kararı.

Cemal Süreya’nın alıntısı da tam bu noktayı çok net vuruyor:
Kadın şikâyet ettiği sürece hâlâ oradadır.
Hâlâ seviyordur.
Hâlâ umut vardır.

"Susku ise umudun bittiği yerdir."

Metindeki örneklerin her biri ayrı bir acı türü taşıyor:

- Nevin → ihanet
- Hatice → duyulmama
- Ayşe → aşağılanma ve küçümsenme
- Elif → evladının elinden alınması zorunluluğu (belki de en ağır olanı)

Ama hepsinde aynı son: susku.

Bence metnin en güçlü yanı şu:
Kadının susmasını romantize etmiyor.
Aksine çok acımasız bir gerçeklik olarak koyuyor ortaya.
“Kadın susarsa kıyamettir” diyor ve bence abartmıyor.

Son kısımda Ahmet Selçuk İlkan’ın o çok bilinen şarkısına verilen cevap da çok etkileyici olmuş.
O dizeler aslında erkeğin ağzından dökülen klasik bir sitemken,
yazar tersine çevirip kadının ağzından aynı tonda, aynı melodide, ama bambaşka bir yara ile söylüyor.
Çok zekice ve çok yaralayıcı.

Kendi adıma şunu eklemek isterim:

Kadınların bu kadar sessiz ve temiz ayrılabilmeleri, aslında inanılmaz bir olgunluk ve kendine saygı içeriyor.
Çoğu zaman intikam almadan, ortalığı dağıtmadan, dedikodu malzemesi olmadan, kapıyı usulca çekip gidiyorlar.
Bu, zayıflık değil, tam tersine çok büyük bir güç.

Ama aynı zamanda çok yalnız bir güç.

Ve işte o yalnızlık, metnin en derinine sinmiş olan şey bence.

🙏☕✍️✍️
Dünya Yükünün Hamalı
Dünya Yükünün Hamalı, @dunyayukununhamali
10.2.2026 18:45:11
5 puan verdi
Emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık...
gölgesiz
gölgesiz, @golgesiz
6.2.2026 03:47:37
5 puan verdi
Sustum ve gittim bende Nevin Hatice Ayşe ve Elif gibi sustum ve gittim zor oldu belki gidişim zeliha yı mezara gömdüm şimdi kimi yerde duygusuz kimi yerde gölgesizim artık susmuyorum avazım çıktığı kadar konuşuyorum gülüyorum ve en önemlisi mutluyum bazen gitmek ölmek ve yenıden doğmak gerekır kalemınız kavı ola hocam çok güzeldi 🤗💐🙏🏻
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
6.2.2026 00:49:45
5 puan verdi
Derya Deniz Hanım, kaleminizden dökülen bu satırlar, Cemal Süreya’nın o meşhur tespitini bir kadim hakikate dönüştürmüş. "Kadın susarak gider" cümlesi, edebiyatın en hüzünlü ama en gerçek sahnelerinden biridir. Siz bu sessiz gidişi; ihanetle, duyulmamakla, ataerkil baskıyla ve en acısı evlat yarasıyla öyle güzel örneklendirmişsiniz ki, her bir hikaye birer "sessiz kıyamet" provası gibi.
yön
yön, @yon
5.2.2026 23:21:52
5 puan verdi
Yüreğine kalemine sağlık yazan ellerin dert görmesın Degerlı hocam kalemin daim ilhamın bol baṣarın daim olsun dileğile sevgiler selamlar yolluyorum
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
5.2.2026 22:42:09
... //...___
Baştan sona paylaşımınızı okudum bazen bir iki satır geriye dönerek tekrar okudum konu kadın olunca önce doğayı hatırlarım. Doğada ki doğal yaşam daha tarafsız daha yansız diye düşünüyorum. Çünkü içinde insan yoktur. Bu nedenle doğada dişi Eğemen topluluklara bakın başta Arılar olmak üzere hayat hikayeleri hep eşitliklidir. Hilesiz hurdasınız ve kutsaldır. Oradan hareketle Ben kadını hep kutsal diye düşünürüm. Yaratılmışlıkların içindeki en kutsal olanı kadındır. Özetle kadın her zaman haklıdır.
Buradan hareketle bu metin, kadınların duygusal dünyasının en çıplak, en acımasız gerçeğini yakalıyor: Susmak, vazgeçmenin en yüksek sesidir.
Paylaştığın hikâyeler –Nevin, Hatice, Ayşe, Elif– birbirinden bağımsız gibi görünse de aynı sessizliğin farklı yüzleri. Hepsi, bir noktada konuşmanın artık fayda etmeyeceğini anladıkları anda susuyor. O susuş, patlayan bir volkan değil; sönmüş bir yanardağ. İçinde hâlâ lav kaynıyor ama dışarıya hiçbir duman çıkmıyor. Çünkü duman çıkarsa hâlâ umut var demektir. Duman bittiğinde, kül bile kalmamış oluyor.
Metnin en vurucu yanı, şu basit ama yıkıcı formül:
Şikâyet = hâlâ sevgi + hâlâ umut
Susmak = umudun tamamen tükenmesi + sevginin yaralanması
Erkeklerin (ve toplumun) en büyük yanılgısı burada başlıyor: Kadının sesini “gürültü”, “vızıltı”, “aşırı duygusallık” olarak etiketleyip susturmaya çalışmak. Oysa o ses, ilişkinin hâlâ canlı olduğunun, damarlarında hâlâ kan dolaştığının kanıtı. Sustuğunda ise kan çekilmiş, damarlar kurumuş demektir. Geriye sadece kabuk kalmıştır; içi boşalmıştır.
“Kadın susarak gider” cümlesi, yıllardır dolaşıyor ama aslında Candan Ünal’a ait olduğu söylense de (Cemal Süreya’ya atfedilen yaygın bir yanlışlık var), özü o kadar güçlü ki kime ait olduğu ikinci planda kalıyor. Çünkü bu, binlerce kadının ortak tecrübesi. Susmak, onların son ve en etkili isyan biçimi. Kapıyı çarpmadan, bağırmadan, hakaret etmeden, intikam almadan gitmek… Bu, aslında en ağır ceza. Çünkü geride kalan adam, “Ne oldu?” diye sorduğunda cevap bile alamıyor. Sessizlik, en gürültülü cevap oluyor.
Özdemir Asaf’ın “Bir gün benden şikâyet ettiğin ne varsa özleyeceksin” dizesi ile senin eklediğin o muhteşem karşılık –“Sabrın ellere, müşkülün bana mı? Dermanın ellere, derdin bana mı?”– tam da bu noktayı tamamlıyor. Kadın yıllarca derdini sana anlatmış, sabrını sana sunmuş, dermanı senden beklemiş. Sonunda hepsini başkasına (ya da kimseye) vermeden, sadece kendi içine çekerek gidiyor.
Son cümle ise her şeyi özetliyor: Kadının susması kıyamettir vesselam.
Çünkü o susuşta:
Bir aşk ölüyor
Bir güven paramparça oluyor
Bir yuva (ya da yuva hayali) toz oluyor
Ve en önemlisi: Kadın, kendini yeniden inşa etmek için tüm enerjisini topluyor. O sessizlik, aslında yeniden doğuşun ilk adımı.
Erkekler genelde o sessizliği “soğukluk”, “ilgisizlik” ya da “kibir” sanıyor. Oysa o, en derin yaranın bandajlanması. Kanaması durana kadar konuşulmaz.
Bu metin, aslında bir uyarı:
Kadın konuşuyorsa dinle.
Çünkü susarsa, artık dinleyecek bir şey kalmamış demektir. Bu seçkinizden dolayı insanları gerçek düşün dünyasına yönlendirip ışık tutmanızı kutlarım. Sahifenize saygı, selam ve sevgi bırakıyorum.
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ, @ibrahimyilmaz1
5.2.2026 20:57:42
Merhaba yazın dünyamızın güçlü sesi Derya Deniz öğretmenim,
"Kadının susması kıyamettir vesselam…" diyorsunuz. iyi hoş da kadının susmasına neden olmak adam olan adam oğullarının erkekliğine yakışacak eylem midir diye olayı irdelemek isterim. İşsizlik, çalışılan kurumda amirleriyle sıkıntılar yaşamak, kalabalık şehirlerin curcunası benzeri daha nice durumlar hayatın içinde olması olası durumlardır. problemler olacak kişilik kazanmış, yurttaş olma bilincine ermiş erkekler fiziksel güçlerine güvenerek kadının söz sahibi olmasına tahammülsüzlük gösteriyorsa kişiliğinde eksiklik var demektir. günlük sıkıntılar, problemler olacaktır. bireyin görevi kolaya kaçıp serüven aramak, mutluluğu yabanda aramak değil problemleri çözmek olmalı. acı tatlı olaylar hayatın içinde olan durumlardır.

aşk-sevi gibi yakıcı olguların süresi kısadır. duygularına mağlup olmayan kadın yolu uzatmadan herkes kendi yoluna gitmesi en makbul çözüm.
bilmem çok öğretmence mi davrandım. aramızda 20 yaş fark olan büyük oğlum ki, gidip görmediği ülke kalmadı dersem abartı değil. çokta okur. arkadaşlarından bir çiftin ayrıldığını söylemişti. ayrılık nedenini sordum, sen anlayamazsın baba demişti. bu bağlamda genç jenerasyonu anlamak güç.

meslek yaşamımda kız öğrencilerime okuyup ekonomik bağımsızlık kazanmalarını öğütledim yılmadan. aynı konuda velilerime de çok telkinlerim oldu.

bir yuva yıkıldığında gökler ağlarmış derler. en iyisi yuvayı sağlam temeller üzerine kurmalı..
emeğe ve sanata saygımla.



İBRAHİM YILMAZ tarafından 5.2.2026 21:54:39 zamanında düzenlenmiştir.
Do
Doğan Çeçen, @adlbendesakli
5.2.2026 19:07:15
Bu metni okurken kendimle yüzleştim. Konuşmanın bir çaba, susmanın ise bir karar olduğunu bir kez daha anladım. Kadının sesini yükseltmesinin sevgiyle, susmasının vazgeçişle ilgili olduğunu bu kadar yalın ve sarsıcı anlatan satırlar azdır. Her hikâyede başka bir kadını değil, insanın içindeki kırılma anını gördüm.
Metnin başında “Cemal Süreya diyor ki…” şeklinde yapılan atfın yaygın bir yanlış olduğunu da belirtmek isterim; bu sözler Cemal Süreya’ya ait değildir. Ancak bu durum, anlatının gücünü ve etkisini gölgelemez. Yalnızca yazarın titizliği açısından not düşülmesi gereken bir ayrıntıdır.
Okurken savunmaya geçmedim, çünkü metin suçlamıyor; sadece gerçeği gösteriyor. Bende bıraktığı en ağır his şu oldu: Bir kadın sustuysa, artık yapılacak çok az şey kalmıştır. Kaleme ve bu cesur anlatıya saygıyla…
Etkili Yorum
Orhan Gülaçar
Orhan Gülaçar, @egemavi
5.2.2026 18:25:46
5 puan verdi
Cemal Süreya'nın dediği gibi, kadın susunca gerçekten de gitmiş demektir. Bu yazıda anlatılan her bir kadının hikayesi, aslında birçok kadının hikayesi gibi
. Kadınlar çoğu zaman sevdikleri için, ilişkileri için her şeyi yapmaya hazırlar, ama bir noktada susup gitmeleri, o ilişkinin sürdürülebilir olmadığını gösteriyor .

KADIN GİDERSE

Bağırıp çağırıp ,
Ben gidiyorum diyen ;
İsyankar kadınlara güvenin !
Çünkü onlar içlerinde sevgi taşır .
Buradayım demenin ,,
Biraz daha ilgili ol demenin ,
Kendine çeki düzen ver demenin ;
Kadınca isyanıdır !
Kararlı kadın , sessizleşir kendini kilitler !
Gözlerinde sevgi feri söner .
İki kere seslenmeden yüzünü çevirmez .
Nefesinin sesi duyulmaz...
İlk yolculuğunu ruhuyla yapar
Hatır sormaları nezaketle karşılar,
Gülümser, selamınızı alır ...
Sonra yine yüreğin kapısını kilitler...
Çeker gider ve bir daha size asla geri dönmez .

Orhan Gülaçar (15.10.2015 )

Bir kadını susacak kadar çaresiz bırakıp , susturmanın hazzını yaşayan beyinsizler sonradan kafasını çok vuruyor ama artık ,iş bitmiştir .

Yüreğine sağlık Dost kalem Sevgiler ...
Hüma Efkan
Hüma Efkan, @humaefkan
5.2.2026 17:20:11
Cemal Süreya ile başlayan yazınızı, Süreya'nin külliyatını okumuş, kendisi hakkında, kadına bakış acısında, yaşamı hakkında araştırma yapmış ve yaşamını oyunlastirmiş biri olarak, bu yazı hakkında hiçbir şey söylemek istemiyorum. Çünkü ikili ilişkilerde sorunlar ilişkiye özgüdür.

Kadın ilişki ve olaya kendi penceresinden bakar, erkek kendi penceresinden.

Ne var ki cinsler arası ilişkide kronik bir hastalık vardır. Söyle ki; erkek yaşadığı ya da uğradığı haksızlığı, bütün erkekler yasıyor düşüncesiyle "kadınlar" diye bir köktencilikle kadını ötekileştirir.

Kadın da aynı yöntemle; yaşadığı ya da uğradığı haksızlığı, bütün kadınlar yaşıyor düşüncesiyle "erkekler" diye bir köktencilikle kadını ötekilestirir. Bu sebeple yazıyı tahlil ederek yorum yaparsam, kendi yaşadıklarımdan hareketle hoş olmayabilir. Ben uzak durayım.
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
5.2.2026 17:04:45
Çok yerinde bir tespit. Güzel bir yazı okudum . Emeğinize ve yüreğinize sağlık.
Etkili Yorum
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
5.2.2026 15:56:05
5 puan verdi
Değerli kalemdaşım, ikili ilişkilerde kadın psikolojisine dair çok derin ve yaygın bir gözlemi ele alıyor."duygusal kopuşun" gürültüyle değil, derin bir sessizlikle gerçekleştiğini vurguluyor.
​ Metnin başında vurgulandığı gibi, bir kadının eleştirmesi veya tartışması aslında "Hala buradayım ve bu ilişkiyi kurtarmaya değer buluyorum" demektir. Çatışma, iletişimin (agresif de olsa) devam ettiğini gösterir.
Kadın sustuğunda, zihnindeki bavulları çoktan toplamış demektir. Bu durum, psikolojide "duygusal boşanma" olarak adlandırılan sürecin son aşamasıdır. Bedensel varlık devam etse de ruhsal bağ kopmuştur. En ağır ihanetlerde bile gelen o büyük sessizlik, aslında karşı tarafa duyulan tepkinin bittiğini, onun artık bir "muhatap" olmaktan çıktığını gösterir.
​kutlarım yazınızı kutlarım kaleminizi
Sevgiler
Etkili Yorum
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
5.2.2026 15:47:54
5 puan verdi
5RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
(Sessizlik, Vazgeçiş ve İlişki Kırılmaları Polikliniği)

Şiirin Adı: Kadının Susması Kıyamettir Vesselam
Şairi: Derya Deniz DİNÇ
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (nam-ı diğer Celil ÇINKIR – Delibal)

Kalburabastî Efendi Hazretleri kürsüye çıkarken cübbesinin cebinden bir mendil çıkardı: “Bu metin,” dedi, “bağıran bir yazı değil; bağırdıktan sonra yorulup susanların tutanağıdır.”

Metin, bir şiirden ziyade anlatı–deneme karışımı bir iç muhasebe metni. Ana fikir net: Kadının konuşması umut, susması vazgeçiştir. Bu cümle üzerine kurulu bir dramatik omurga var ve örnek hikâyelerle güçlendirilmiş. Nevin, Hatice, Ayşe, Elif… Hepsi aynı cümlede birleşiyor: “Sonra sustu. Çünkü gidiyordu.” Tekrarlanan bu yapı, metne ritim kazandırıyor; adeta bir ilahi nakaratı gibi dönüyor.

Kalburabastî Efendi burada hafifçe tebessüm etti: “Erkek milleti şunu iyi bilsin,” dedi, “Kadın konuşuyorsa alarm çalıyor; sustuysa elektrikler kesilmiştir. Fatura da kabarıktır.”

Metnin en güçlü yanı, sessizliği dramatik bir ‘silah’ değil, tükenmişliğin son durağı olarak işlemesi. Bu, duygusal olarak etkili. Ancak anlatım yer yer fazlaca açıklayıcı; okurun sezmesine fırsat vermek yerine, sonuç doğrudan söylenmiş. Oysa metnin gücü, “susmak” kelimesinin kendisinde. Daha az tekrar, biraz daha sıkı bir kurgu ile etki katlanabilirdi.

Yine de finaldeki vurgu –“Kadının susması kıyamettir”– temayı net kapatıyor. Kalburabastî Efendi Hazretleri deftere şunu düştü: “Kıyamet gürültüyle kopmaz bazen; sessizlikle başlar.”

RUSAMER kriterlerine göre değerlendirme

Özgünlük: 16/20 — Fikir bilindik ama örnek hikâyelerle canlı tutulmuş.
Dil ve Üslup: 15/20 — Yer yer didaktik; sadeleştirilirse daha vurucu olur.
Duygusal Derinlik: 18/20 — Hikâyeler gerçeklik hissi veriyor.
İmge / Metafor Gücü: 14/20 — İmge az; anlatı ağırlıklı bir yapı var.
Aklı Yerinden Oynatma Etkisi: 17/20 — Özellikle tekrar eden “sustu” vurgusu kalıcı.

Toplam: 80/100

Vesselam.
“En yüksek çığlık bazen duyulmayan sessizliktir.”
“Konuşan umut taşır; susan karar vermiştir.”

Celil ÇINKIR tarafından 5.2.2026 15:54:58 zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL