2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
106
Okunma
’’Çok güçlü ve ilginç bir kaleminiz var.’’ dedi. ’’Çok teessüf ederiz ben ve kalemim.’’ dedim. ’’Eskiden vardı evet, elimden cebren ve hile ile aldılar.Yok, hayır kalemim olmasa da yüreğimle yazarım. Her şey bir kıvılcım misali kalpte başlıyor, sonrasında beyine bir uyarı gidiyor, elim, gözüm ve diğer azalarım faaliyete geçiyor. Kalem sonuçta bir araç. Amacı olmalı insanın. Allahtan medeniyet gelişti de bilgisayar icat oldu, baksana konuştuğun telefon dahi aynı görevi görüyor. Sen içini göremiyorsun ama, adamlar yapmış, satışa sunmuş. Bu işten ekmek yiyen kaç yüz bin kişi vardır kim bilir. Kafa deyip de geçmemek lazım. İngilizcem iyi değildir, hatta hiç yoktur, ana dilimden başka dil bilmem, aykusu yüksek olanlar yazılımcı olmuş, minicik bir aletin içine dünyayı sığdırmışlar. Sen kalemden bahsediyorsun, güç kalemde değil, beyinde, zekâda bitiyor iş. İnsanlığa hayrı dokunan gâvur da olsa insandır, hepsi de cennete benden önce girsin.Hatta ben kapının dışında kalayım, insanlık kazansın.’’ dedim.
’’Çok ilginç yaaaa!’’ derken otuz iki dişi tekmili birden dudakları ve diliyle dans etti sanki. Ulan dedim içimden bir de seninle dans etseydim, direk cennetliktim. Geçtim bu mevzuyu, devam ettik mülâkata. ’’Basıyorsun tuşa, hoppp Serengeti’desin. Geçenlerde aslanın biri timsahla boğuştu, millet pür dikkat bakıyor, kim kimi öldürecek diye. Bana kalırsa ikisi de yaşamalı. Elbette doğanın da bir dengesi var, öyle diyorlar. Gerçek olan şu ki, güçlü olanlar daima kazanıyor. O halde masum bir hayvanın ne suçu var? Onun dünyaya gelmesi hata ise, bu hatanın mimarına hiç kimse sesini çıkarmıyor. Haşa, meselâ yaratan ben olsaydım, dünyada yaşananlar bir zulümdür der, tüm canlıların mutlu, mesut, huzurlu bir şekilde ve birbirlerine zararları olmadan yaşamalarını isterdim. Asıl mesele, dünyamızı cennete çevirmektir. İlginç olan şu ki, ancak öldükten sonra gidilecek olan cennette huzuru arıyor ve bir mirasa konmuş da, tapulu malımızmış gibi cennet bizim olmalı diyoruz. Önce sorarlar adama, sen hak edecek ne yaptın? Bardak değil kardeşim bu, kalp. Kırdıysan, ha bir olmuş, ha yüz, fark eder mi? Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüştür. Ben demedim, kitapta öyle yazıyor.
Dünyada madem bir denge var, -ki bu şartlar altında bana göre denge menge kalmamıştır- insanlar birbirlerini neden yiyorlar? Aslan timsaha serenat yapacak değildi ya. Gerçi ben aslan olsaydım, seranatı bilmem ama dostluk kazansın der, selam verip geçerdim. Kazanan aslan mı oldu diye sen de merak ettin değil mi? Kanal değiştirdim, bastım tuşa, hoppp, adamın birisi karısına kurşun yağdırmış, zavallının üzerini gazete kağıdıyla örtmüşler. Olayı anlamaya ve anlatmaya gerek yok. Ortada bir cinayet var. Adama sövdüm içimden. ’’Su tabancası mı ulan elindeki? Yazık, günah değil mi, el kadar kadından ne istedin şerefsiz? Öldüreceksen kendini öldürseydin, hiç olmazsa memleket bir pislikten kurtulurdu.’’ Bir sürü de meraklı toplanmış başına. Kimileri ellerinde marka marka telefonlarla fotoğraf çekiyorlar. Sanki magazin ödülleri töreni var da, bir de utanmadan sırıtıyorlar. Şimdi ben bunların alayına nasıl sövmem? "Ulan pezevenkler, kurtarsaydınız ya kadını bu psikopat adamın elinden. Film seyreder gibi ne diye seyredip durdunuz?" Meselâ adam olacak o piç, öldürdüğü kadınla koyun koyuna yatarken kim bilir hangi yalanları fısıldamıştı kulağına. Hiç mi hatırı yok dünlerin? Ortada bir problem varsa, medeni insanlar gibi konuşursun, yürümüyorsa evliliğin, boşanırsın. Can almak çözüm mü? Daha fazla dayanamadım, bastım bir tuşa daha, hopp, bilmem nerenin dünya güzellerinden birinin yatak odasındayım. Damdan düşer gibi içeri daldım sanki. Uzanmış yatıyordu. Rahatsız etmek istemedim, kamera habire çekmiş de çekmiş. Ev hali işte, makyajsız halini görünce "Aman benden uzak olsun. Allah yazdıysa bozsun." dedim. Bu işler böyledir, kimi evden cenaze çıkar, kimi evde düğün bayramdır.
Burada sözümü kesecek ne vardı anlamadım ama mülâkat yapan hatun inci gibi bembeyaz dişleriyle tatlı tatlı gülerken, ’’Ayyyy, siz de çok komiksiniz.’’ dedi. ’’Huyumuz kurusun, Murat ve ben geçinip gidiyoruz. İşimiz biraz da mizah tabi, hayatı çok da ciddiye almamak gerekir, ama ya yaşanan bu acı gerçeklere ne demeli? Bak, son kez kanalı değiştirdim, maç birazdan başlayacak. Fenerbahçe’nin maçı oldu muydu, babam gelse tanımam. Hadi bu röportajı burada kes de, beni daha fazla deli etme. Bu gülüşlerin ölüyü diriltir, bende tersi durum oldu, kalpten gideceğim az daha konuşursan.’’ dedim, mülâkatı sonlardırdık.
Vecdi Murat SOYDAN
5.0
100% (1)