1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
161
Okunma

Bazen bir şiir, insanın kalbine ayna tutar ve orada unuttuğu cam kırıklarını gösterir. İnsan, fani olanın nezaketine sığındıkça daha çok kırıldığını; ancak asıl Sahibi’ne yöneldiğinde beraat edebileceğini anlar.
Kendi kalbimi bir cam kırıkları sahnesi içinde gördüğüm o an anladım ki; beşerin elinde oyuncak olan bir gönül, asıl menzilini kaybetmiş demektir. Oysa şah damarından yakın olan bir el varken, şifayı neden fani dillerde aramalı?
İşte bu satırlar, bu mübarek Berat Gecesi’nin gölgesinde, nefsin peşinden koşmaktan yorulup "Eşiğine geldim" diyen bir ruhun, cam kırıklarını tek tek toplayıp Rabbine sunduğu o büyük teslimiyetin hikâyesidir.
Lütfü Taş olarak, fani olanın bıraktığı izlere tutunmayı bıraktım. Artık ne bir şiir ne de bir söz ulaştırabilir beni menzile; ulaştıran ancak Mevlâ’ya verdiğim o büyük sözdür.
BERAT MÜHRÜ
Huzuru kalbime, veren Allah’ım
Beşer oyuncağı, gel etme beni.
Sana sığındığım, Berat gecesi
Nefsimin esiri, kul etme beni.
Hiçbir kul hakkını, kulda bırakmaz
O istemedikçe, inan yâr etmez.
Gönül sarayını, O’ndan gayrısı
Mevlâ lütfetmezse, asla kâr etmez.
Bana ulaşmak ne şiir ne sözle
Mevla’ya verdiğim o büyük sözde.
Ne fani bir aşkta, ne gülen gözde
Ruhum sükûn bulur, ancak O izde.
Lütfü Taş kulunum, seni severim
Senden başkasını aramaz kalbim.
Kapına sığındım, budur her demim
Aç kapıyı Rabbim, sensin sevdiğim.
Sevda Kanunu:
"Sarsılmaz, değişmez anayasası... Kalbi beşerin oyuncağı olmaktan kurtarıp asıl sahibine, Mevlâ’ya teslim etmenin adıdır bu. Bu mübarek Berat Gecesi’nde ben bu kanuna boyun eğdim, cam kırıklarımı O’nun rahmet eşiğine bıraktım."
Lütfü Taş
5.0
100% (1)