Onu (dostunuzu) bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin. (chilon)
D Dinç
D Dinç
VİP ÜYE

KÜÇÜĞÜM…

Yorum

KÜÇÜĞÜM…

( 18 kişi )

17

Yorum

35

Beğeni

5,0

Puan

452

Okunma

KÜÇÜĞÜM…

KÜÇÜĞÜM…


(Öncelikle çocuklarıma, yetiştirdiğim tüm öğrencilerime, yaşça benden küçük tüm arkadaşlarıma, dostlarıma, kardeşlerime kabul buyururlar ise heybemdekilerdir.)

Bektaşi’nin yolu bir gün bir köye düşmüş. Köyün girişindeki mezarlıkta dua etmek istemiş. Mezarlığa girdiğinde bir de ne görsün? Tüm mezar taşlarının üstünde bir gün yaşadı öldü, üç gün yaşadı öldü, 5 gün yaşadı öldü yazıyor... Şaşkınlıkla mezarlık bekçisini çağırmış, sormuş:
-Dede, neden tüm mezar taşlarının üzerinde 3 gün-5 gün yaşadı yazıyor? Köyde kıran mı oldu? Bebekler mi öldü sadece?
Bekçi kafasını kaldırmış ve hafifçe tebessüm etmiş. Kelimeler zorla ama üstüne basa basa dökülüyormuş dudaklarından:
-Ey erenler; bizim buralarda ölünce mezar taşına; nefes aldığın gün sayısı değil, gerçekten yaşadım dediğin gün sayısı yazılır, demiş…

Eğer bu anekdottan yola çıkacak olursak benim mezar taşıma kaç gün yazılacağı konusunda tereddütlerim var. Hayatımda bir kaç kez öyle mutlu olmuştum ki; ürkmüştüm. Sayısı üçü geçmez.
Önünde kocaman bir hayat var. Elbette herkes gibi sende son demlere yaklaştıkça yaşamın kısalığından şikâyetçi olacaksın. Ama şu anda sana her şey uzun ve ulaşılmaz gibi gelecek.
En büyük mutluluğun her şeyin senin istediğin gibi olması ve gerçekleşmesidir. Ama bilmelisin ki; bazen senin istediklerin olmadığında aslında daha iyi olacak her şey… Ben seni anlıyorum. Dünyanın merkezisin ve her şey sensin şu anda. Tıpkı bir zamanlar bizlerin olduğu gibi.
Sen kızarken ben sabretmeyi, sen yapmam derken ben yapamasam da uğraşmayı, sen ağlarken ben tebessüm etmeyi, sen kaçarken ben kalmayı, sen giderken ben gelmeyi, sen isterken ben vermeyi öğrenerek geldim buraya.
Sen bir kıyafet aldığında acaba gelecek yaza modası geçer mi, diye düşünürken; ben acaba gelecek yaza çıkacak mıyım diye düşünüyorum.
Sen kararlarını verirken benden çok daha cesursun. Cesaretini hem cehaletinden hem de henüz kullanmadığın şanslarından alıyorsun. Benim ise artık ne gözümü karartacağım deli cesaretim ne de kullanacağım bir dolu şansım var. O nedenle senden daha ürkek ve çekingenim.
Hırpalanmış bedenim, diri vücudunun yanında pek çelimsiz kalacaktır. Lakin zamana karşı durulamayacağını bir gün sende öğreneceksin, aynaya bakıp yüzündeki derin çizgileri fark etmeye başladığında…
Benim heybelerim var, içleri tıka basa dolu olan. Kimine hüzün yükledim, kimine maziyi, kimine tecrübelerimi, kimine unutulmuşları ve unutulamayacakları. Sen henüz heybeni dikemedin. Dikipte duvara asamadın… Bir gün çeşit çeşit heybelerinin içindekileri dağıtacaksın çevrene. Şimdilerde ben dağıtırken en çok ne olduysa kazancımız onu veriyorum. Hüzünlü kalem koymuşlar adımı… Demek ki heybede en çok hüzün biriktirmişim.
Kalbin daha yorulmadı, yaşanmışlıklardan değil aşk sandığın fırtınalar henüz kanadını kırmadı. Ben ise yorgun kalbimin adrenalin eksikliğinde devam ediyorum hayata.
Sen yalnızlıklarını kendine dert edinirken ben yalnızlığımı kendime eş etmişim. Kırılmalardan, yıkılmalardan, örselenmelerden, ihanetlerden sıyrılarak bu tercihe ulaşmışım…
Sen sana gülen herkesi dost, canım diyen herkesi can, yoluna hayran diyen herkesi yoldaş bellerken; ben dostun, can’ın, yoldaşın bir insana neler yapabileceğini, neler katıp neler götürebileceğini yaşamışım.
Kâğıttan zaferlerin komutanı edası ile salınırken sen, ben kubbede hoş bir seda için yaşar olmuşum. Zira zafer görünen birçok olayın aslında en büyük kayıplarımız olduğunu görmüşüm.
Sen endişelerini, hayal kırıklıklarını, problemlerini kendine dert edinirken, ben bunların yaşamın ta kendisi olduğunu öğrenmişim.
Küçüğüm benim; yüzümde ki tebessümüm, hayranlıkla izlediğim geçmişim, yaşamıştım dediğim mazim, unuttum dediğim bildiklerim, yapamam dediğim cesaretim, gidemem dediğim yolum, dökemem dediğim gözyaşım, unutamam dediğim anılarım, silemem dediğim tecrübelerimsin. İşte tam da bu sebeplerle sen bensin… Benim sen olmam ise imkânsız artık…
Yollarına çıkan tüm papatyaları dererek başına taç etmeyi başarmanı, gülüşlerini maviliklere bırakabilmeni, umudunu asla kaybetmemeni, endişelerini ıssızlara savurmanı, tecrübelerini heybene doldurmanı, ama hepsinden önemlisi hayatı dolu dolu yaşamanı diliyorum…
Ben yorgunluklarımda dinlenirken…
Aşk ile eyvallah…
Derya Deniz DİNÇ




Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (18)

5.0

100% (18)

Küçüğüm… Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Küçüğüm… yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KÜÇÜĞÜM… yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Do
Doğan Çeçen, @adlbendesakli
29.1.2026 00:37:44
5 puan verdi
Bu metni okurken kendimi değil, kendime giden yolu okudum.
Cümlelerin bana bir şey anlatmadı; beni hatırlattı.

Yaşadıklarımı, kaçtıklarımı, kaldıklarımı, sustuklarımı…

Bektaşi’nin mezar taşındaki “yaşadım” günleri düşünürken, senin satırlarında kendi günlerimin hesabını tuttum. Az ama gerçek… Mutluluğun ürküten hâlini, yalnızlığın eşe dönüştüğü noktayı, heybenin en ağır yerinde biriken hüznü çok iyi biliyorum. Çünkü yazdıkların bana yabancı değil; benim iç sesim gibi.

Bu metin bana şunu hissettirdi:
Yaş almak değil, farkına varmak yoruyor insanı.

Ve sen bunu yazıyla değil, yaşanmışlıkla anlatmışsın.

Tebrik ediyorum yazan yüreği ;
çünkü nasihat vermemişsin, ayna tutmuşsun.
Çünkü akıl öğretmemişsin, yük paylaşmışsın.
Çünkü umut satmamışsın, ama umudu kirletmemişsin.

Ben bu yazıyı okuduktan sonra biraz daha yavaş yürümek, biraz daha dolu yaşamak istedim.

Eğer bir metin insana bunu hissettiriyorsa, orada edebiyat vardır, hayat vardır, samimiyet vardır.
Kalemine, yorgun ama dürüst yüreğine sağlık.

İyi ki yazmışsın.
İyi ki bana dokunmuş.
Aşk ile…
Ben de eyvallah.
Dünya Yükünün Hamalı
Dünya Yükünün Hamalı, @dunyayukununhamali
10.2.2026 18:43:00
5 puan verdi
Emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık...
hayatışığı
hayatışığı, @hayatisigi
29.1.2026 23:44:26
5 puan verdi
Güzel yazınızı,yüreğinizi,değerli kaleminizi kutluyorum.

Saygımla.
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
29.1.2026 20:30:30
5 puan verdi
Yaşamın gerçek gayesini ve "nefes almak" ile "gerçekten yaşamak" arasındaki o ince çizgiyi ne kadar kıymetli bir kıssayla anlatmışsınız. Heybenizden dökülen bu bilgelik dolu ders hem düşündürücü hem de çok sarsıcı.
Kaleminize, yüreğinize sağlık; bu değerli paylaşımınız için sizi tebrik ederim sevgili şairem ✨🤍🕊
Artemis1
Artemis1, @artemis11
29.1.2026 19:52:32
Ahmet Baba'nın dediği gibi doğdun ama yaşamadın sen şarkısı gibi olmuş düşünceler
Yaşamayı nefes almak sayıyorlar
Nefes alan balıklardir denizde
Yaşamak Elif gibi hep dik durmak
Şerefli yaşamak
Ne zaman bir fakire yaklaşsan birinin yaşadığını anlıyorsun sen yasadigini saniyirsun
Yaşamak bu mu dedirtiyor
Tespitler teshisler doğru bende erenlerin gibiyim
Kutlarım sizi ve yazdığınız yazıyı
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
29.1.2026 18:50:02
5 puan verdi
yaş almakla yaşamak arasındaki farkı bu kadar sade ve bu kadar ağır anlatmak…
okurken durup sanki kendi mezar taşıma bakar gibi oldum.
anlamak anlamlı kılmak gerçekçi bir bakış açısıyla daha da berraklaşır
oldukça güzel ve aynı zamanda düşündüren gönlünüze kaleminize sağlık hocam eksik olmayın...
selam ve saygıyla eyvallah.
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
29.1.2026 15:15:43
5 puan verdi

Güzel kaleminizden yürekten kutluyorum.
Tebrikler. Her şey gönlünüzce olsun.
Huzurlu mutlu aydınlık yarınlar diliyorum.
Selamlar dualarımla.
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
29.1.2026 14:39:13
Yazın içindeki o derin içtenlik ve zamanın ağırlığını taşıyan samimiyet, insanı bir an durdurup düşündürüyor. “Gerçekten yaşadım dediğin gün sayısı” cümlesi, sanki tüm hayatı tek bir soruyla özetliyor: Kaç gün nefes aldık, ama kaç gün sahiden yaşadık? Heybedeki hüzünlerin, tecrübelerin, vazgeçişlerin ve kabullenişlerin bu kadar açıklıkla dökülmesi, yazıyı okurken hem buruk bir tebessüm hem de sessiz bir saygı uyandırıyor. Küçüğe seslenişindeki o babacan, ama yorgun bilgelik; sanki bir el uzatıp “acele etme, çarpılma, yaşa ama kendini de koru” der gibi.
En çok dokunan yer, “sen bensin… Benim sen olmam ise imkânsız artık” kısmı oldu. Orada zamanın acımasız tek yönlülüğü, geri dönülmezliği öyle çıplak duruyor ki. Bir yanda henüz heybesi bile dikilmemiş, cesareti cehaletinden ve şanslarından beslenen bir gençlik; diğer yanda heybesi tıka basa dolu, artık cesareti değil tedbiriyle yürüyen bir olgunluk… Bu karşıtlık, aslında hepimizin geçtiği ve geçeceği köprüyü resmediyor. Yazı, o köprünün bir ucundan diğer ucuna bakıp iç çeken bir mektup gibi.
Son dileklerinle bitirişin ise tam bir papatya tacı gibi zarif ve umutlu. Yorulmuş bir kalbin, hâlâ maviliklere gülüş bırakmayı, umudu ıssızlara savurmamayı tembihlemesi çok güzel. Eyvallah’ın ardına sığınmış o “aşk ile” kapanış, yazının tüm hüznünü alıp yumuşacık bir vedaya dönüştürüyor. Kalemine, yüreğine sağlık; bu satırlar uzun uzun okunup, sessizce düşünülecek türden. Yolun açık, heyben hafif olsun. 🌼 Selam, saygı ve sevgi bırakıyorum sahifeye..
Etkili Yorum
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ, @ibrahimyilmaz1
29.1.2026 13:37:56
Sizi okumak farz-ı kifaye değil farz-ı ayın oldu benim için saygın kalem,
Öğretmen duyarlılığı ile tecrübe dağarınıza biriktirdiğiniz her biri emek harcanarak edinilmiş altın değerindeki yaşanmışlıklardan elde edilenleri bir bir sergiliyorsunuz. Küçüklere, ilk gençlik dönemini yaşayan, hayaller dünyasından beri gelememiş yurdumun geleceğe umutla bakan insanlarına. Ve de "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir" diyebilen Sokrates'çe düşünenlere ders veriyorsunuz.
Öğretmenim, yazınızda yaşamın tüm acı ve tatlı yanlarını yaşamış eskilerin deyimiyle ununu eleyip eleğini asmış bir hava sezinledim. Ülke koşulları ne kadar olumsuz olsa bile yurdumuz çok güzel bir ülke. Doğası, suyu... Naçizane 6 yıl Almanya'da bakanlık öğretmeni olarak çalıştım. Bu ülke güzelliği hiç bir yerde yok. Yeter ki mutlu yaşamasını becerelim mezarlı bekçisinin dediği gibi; değil 3- 5 gün günlerce sürsün güzel yaşanmışlıklar
Giriş, gelişme, sonuç mükemmel. Anlatım şahika. Evet sizin gibi bir değeri tanıdığım için mutluyum.
Emeğe ve sanata saygımla esen kalın.
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
29.1.2026 13:11:39
5 puan verdi
Kaleminize sağlık, yazınız hem öğüt hem de içsel bir muhasebe niteliğinde, derinlikli bir metin olmuş.
Bektaşi anekdotuyla başlayan hikâye, yaşamın gerçek anlamını sorgularken gençliğin cesareti ile yaşlılığın tecrübesini karşılaştırıyor.
“Mezar taşına nefes aldığın gün değil, gerçekten yaşadığın gün yazılır” vurgusu, metnin özünü çok güçlü biçimde özetliyor.
Tebrikler, hem duygusal hem de felsefi bir derinlik taşıyan, hayat yolculuğuna ışık tutan etkileyici bir eser ortaya koymuşsunuz.
nejat hoca
nejat hoca, @nejathoca
29.1.2026 11:45:27
5 puan verdi
“Küçüğüm…” yazısı, gençlik ile olgunluk arasındaki farkı çok samimi bir dille aktarıyor. Hayatın gerçek anlamını, yaşanmış günlerin değerini ve tecrübelerin ağırlığını yalın ama derin bir üslupla hissettiriyor. 🌿

Kaleminize ve yüreğinize sağlık; böylesine içten bir yüzleşmeyi bizlerle paylaştığınız için tebrik ederim.
yön
yön, @yon
29.1.2026 03:10:06
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık,
kalemin daim ilhamin bol olsun
hocam
harika dizelerdi.,
saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Sulevaz
Sulevaz, @sulevaz
29.1.2026 01:50:11
Çok güzeldi. Beğeni ile okudum. tebrikler hocam
Romantik.Şair.41
Romantik.Şair.41, @romantik-sair-41
29.1.2026 01:31:15
EMEĞİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK ÜSTADIM KALEMİNİZİN MÜREKKEBİ EKSİLMESİN 🖐️ SAYGILARIMLA
Etkili Yorum
Hüma Efkan
Hüma Efkan, @humaefkan
29.1.2026 01:08:19
Yalın bir dille anlattığınız çok kıymetli küçürek öykülerinizin dimakta bıraktığı tat gerçekten çok güzel.

Yaş, zaman ve tecrübenin insanda bıraktığı izleri yalın olmakla birlikte, her paragrafı bir ömürün birikimini aktarır gibi, samimi bir yüzleşmeye davet ediyor.

Gençlikle olgunluk arasındaki o ince çizgiyi, kırmadan, dökmeden, öğüt vermeden ama öğreterek anlatması, bende hem kendimi hem de gelecekteki hâlimi düşündürmeye yetti.

Hayatın aceleciliğine karşı durup “gerçekten yaşadım mı?” dediğim anları sorguladım!

Yazınız, özellikle genç okurlar için güçlü bir klavuz, yaşı olgun olanlar içinse içten bir özgörü niteliğindedir.

Duygusu ağır olmasına rağmen, dili yormayan, hüzünlü olmasına rağmen, umutsuz olmayan bu anlatı için kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Tabii ki, bu güzel metni bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.

Nice “gerçek, bir o kadar da güzel yaşanmış ve yaşanacak günleriniz olsun.
Sevgi ve saygılar.
Aşkla kalın...
bilimkenti
bilimkenti, @bilimkenti
29.1.2026 00:28:32
Hüzünlü kalem koymuşlar adımı… Demek ki heybede en çok hüzün biriktirmişim. Kâğıttan zaferlerin komutanı edası ile salınırken, Sen sana gülen herkesi dost, canım diyen herkesi can, yoluna hayran diyen herkesi yoldaş bellerken, Kalem belki de bu yüzden çokça başarılara imza atmıştır. Bize okumak ve tebrik etmek düşer. Aşk ile Saygılar...
Onur Altınok
Onur Altınok , @onuraltinok
29.1.2026 00:21:26
5 puan verdi
heybenizden dökülen her kelime,
hüzünden ziyade birer inci tanesi gibi
kalbimize dokunuyor bizlere sadece
geçip giden zamanı değil, o zamanın
içinden nasıl 'insan' olarak
süzüleceğimizi fısıldamışsınız
sizin 'yorgunluk' dediğiniz şey,
aslında biz yolunu kaybetmişler için
birer deniz feneri o zarif ruhunuzun
yollarımıza bıraktığı papatyalar için
minnettarız. Aşk ile, hürmetle..."

saygılarımla.."
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL