Akıl hiçbir zaman duyguları yönetmez, sadece onun suç ortağı olur. (mignon mclaughlin)
D Dinç
D Dinç
VİP ÜYE

ÖMRÜMÜN SON GÜNÜ!...

Yorum

ÖMRÜMÜN SON GÜNÜ!...

( 17 kişi )

12

Yorum

27

Beğeni

5,0

Puan

456

Okunma

ÖMRÜMÜN SON GÜNÜ!...

ÖMRÜMÜN SON GÜNÜ!...


Kızıma ve oğluma seslenirken bebekliklerinden beri ömrümün son günü diye seslenirim. Uzun yıllar boyu ikisi de bana hiç sormadılar neden öyle seslendiğimi. 15 yaşında oğlum bir gün:
-Deniz(oğlum bana Deniz diyor anne demedi hiç), arkadaşım Emre geçen gün çok tuhaf buldu. Bize neden ömrümün son günü diye sesleniyorsun? Diye sordu
Yine yazı yazıyordum. Ayağa kalktım ve:
-Ablanı da çağır, sizinle konuşmak istiyorum dedim.
Çocuklarım karşımdaydı ve tebessüm ile sordum ikisine de:
-Çocuklar, neden daha önce hiç sormadınız bana? Madem bilmiyordunuz, neden merak etmediniz?
İki evladımın da genel olarak cevaplarında dedikleri; ’annemiz diyorsa doğru diyordur. Anlamını bilmesek de olur.
İlk tepkim iç hesaplaşma idi. Acaba ben; anne olarak sorgulamayı bilmeyen bireyler mi yetiştirmiştim? Bu benim büyük hatam olurdu; hem evlatlarıma hem de insanlığa karşı. Çünkü sorgulamayan birey, birey olabilir mi? Sorgusuz sualsiz her şeyi kabul eden kul olabilir ancak.
-Çocuklar; bana göre insanlığa bahşedilen en büyük ödül öleceği anı bilmemesidir. Şimdi bir düşünün eğer bugün öleceğinizi bilseniz ne olurdu?
Kızım hemen atıldı:
-Anne çok erken ölmem için, yüksek lisans yapacağım, maaş alınca bana söz verdiğin elbiseyi alacağım, aaaaaa anneeeeeeee; haftaya konser var, bileti alabilmek için 4 numarada oturan Fatma teyzenin oğluna ders veriyorum. İmkânsız anne… Bugün ölemem.
Oğlumun yüz ifadesi kızımdan daha fazla endişeliydi:
-Deniz, ben Danimarka’ya ya da İsveç’e gideceğim. Olamaz; dün kız arkadaşımla da kavga ettim. Bu akşam onu kafeye götüreceğim. Eğer götürmezsem zaten o öldürür beni.
Yüzümde kocaman bir gülümse ile dinledim telaşlı anlatımlarını. Sonra anlatmaya başladım:
-Çocuklar; eğer insan öleceği anı bilseydi ve o gün ömürlerinin son günü olsaydı, yapmak isteyip yapamadıkları ne varsa, özleyip göremedikleri ne varsa, son kez yemek-içmek isteyecekleri ne varsa hepsini yapmak isterler. Tüm pişmanlıkları ve keşkeleri için sadece saatleri kalmıştır. İşte ömürlerinin son günü aslında dünyada ki en kıymetli, en benzersiz, en mutlu, en acı, en tarifsiz gündür. Kâinattaki başka hiçbir şey ömrün son günü kadar özel ve kıymetli değildir. Çünkü son şanstır. Bu sebeple ikiniz benim ömrümün son günüsünüz.
Sustular, ama bir şeyi gözlerinden okudum. İkisi de artık yarım saat önce ki çocuklar değillerdi.
Tüm insanlığa anlatabilmeyi çok isterdim… Hayatlarının her gününü ömürlerinin son günü gibi yaşamaları halinde pişmanlıktan arınacaklarını…
Hayatı yaşamayı ihmal ediyoruz bizler… Yaşarken farkına varamadığınız günlük galeler oyalıyor bizi. Ellerinden sıkı sıkı tuttuğumuz şey kendimiz olmuyoruz. Bir başkası, bir başka şey ya da bir başka erk oluyor. Anneannem derdi ki; ‘Deniz dert bitmez değişir.’ Yaşadıkça bu sözün doğruluğunu kavrıyorum. Kendimize dert ettiğimiz her şey aslında hayatın ta kendisi. Her nerede ve nasıl yaşarsanız yaşayın mutlaka üstesinden gelmeniz gereken sorunlarınız olacaktır. Mesele bu sorunları aşabilmek değildir. Aşmaya çalışmak ve o gayreti gösterebilmektir. Çünkü başarmak bitirmek değil o yolda yürüyebilmektir. Her zafer nasıl kazanç değilse her mağlubiyette kayıp değildir.
Yolda yürürken bir karıncaya basmamak için gösterdiğiniz gayret ve onun yuvasına ulaşmasını seyretmenin verdiği haz sizi ne kadar mutlu edebiliyorsa o kadar insansınız. Var olan her insana değil yaşayan her canlıya aynı yaşama hakkını ve saygıyı gösterebildiğiniz kadar insansınız. Örneğin canlı bir buket çiçek beni çok rahatsız eder. Oysa papatyaları ne çok severim. Fakat yaşama haklarının elinden alınmasına karşı durduğum için sevmem ben canlı çiçek buketlerini…
Çocuklarıma onlara sormadan isim verdiğim için hep yavrularıma saygısızlık yaptığımı düşünmüşümdür. İnsana saygıyı bu derece önemsiyorum. Başkalarına göstereceğiniz saygı size gösterilecek saygının da sigortasıdır. Ama bencillik o kadar iliklerimize işlemiş ki; kendimizden gayrısını görmez olmuşuz.
Aslında kimse bize kendimize verebildiğimiz kadar zarar veremiyor. En çok kendimizi hırpalıyoruz, en çok kendimizi tüketiyoruz. Ne yazık ki çoğu da yıprandığımıza değmiyor. Ve bir gün bakıyoruz ki hayatımız avuçlarımızdan kaymış gidiyor daha kötüsü yolun sonuna geldiğimizi görüyoruz. Pişmanlık yaşanabilecek en kötü ruh halidir. Çünkü pişmanlıklarda öfke, kendimize döner ve kendimize duyduğumuz öfke yenemeyeceğimiz tek öfkedir. Tam da bu sebeple ya pişman olacağımız kararlar almamalı ya da aldığımız her kararın ardında durmalıyız. Bir ömrü keşkelerle geçirmek hayatı zindan etmektir.
Her sabah yeni bir gün, her bitiş bir başlangıç, her sabah yeni bir gün ve her yürek bir kâinat demektir. Her şey siz de başlayacak ve yalnızca siz bitireceksiniz. KARAR SİZİN…
Aşk ile eyvallah…
Derya Deniz DİNÇ

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (17)

5.0

100% (17)

Ömrümün son günü!... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ömrümün son günü!... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ÖMRÜMÜN SON GÜNÜ!... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Hüma Efkan
Hüma Efkan, @humaefkan
27.1.2026 21:37:00
Sevgili hocam, öncelikle size sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.

Aileyi anlatan yazıları ne zaman okusam, içimi tuhaf bir duygu kaplar. Bu yüzden affınıza sığınarak bu yazınız tahlil etmeye kalkışmadan, yanlışı doğrusuyla öpüp baş tacı yapıyorum.

Ben de oğullarıma çok sık mektuplar yazar ama onlarla paylaşmam.

Affınıza sığınarak oğullarıma yazdığım bir mektubumu buradan, sizinle paylaşıyorum.

OĞULLARIMA MEKTUP

Canım oğullarım;
Bir gün ben de yaşlı bir insan olacağım. Bu durum size mantıklı gelmeyebilir. Belki o zaman sizden biraz sabır, biraz hoşgörü, biraz tolerans isteyeceğim. Umarım benim ne demek istediğimi anlıyorsunuz.

Gün gelecek, belki de yemeğimi yerken ellerim titriyor olacak. Belki kaşığı ağzıma götürdüğümde yemeğimi göğsüme dökeceğim ve belki de güçlükle üzerimi değiştireceğim. Bu durumda sizden sabırlı olmanızı ve benimle bir çocuk gibi ilgilenmenizi isteyeceğim. Tıpkı sizin çocukluğunuzda, benim sizlerle ilgilendiğim gibi! Aradan yıllar geçecek, belki size bu söylediklerimi unutacaksınız. Ama şu anda ben sizin için nelere katlandığımı, neler yaptığımı unutmayın. Eğer çok kötü bir duruma düşer de kötü kokarsam beni suçlamayın; sadece erken ölmem için dualar edin! Tıpkı şu anda sizin kötü kokmuş olmanız gibi… Ne var ki sizin bu kokunuz bile bana dünyanın en güzel kokusu gibidir. Beni bu durumda görürseniz sakın gülmeyin. Yaşlılığıma verin, cahilliğime verin. Biliyorum, şimdi bu yazdıklarım sizin için komik ve bir o kadar da anlamsız gelebilir. Bu yüzden söyleyeceklerimi size mektup olarak yazmayı uygun buldum ki günü geldiğinde beni çok daha iyi anlayasınız.

Sizi büyütürken hep içim içimi kemirirdi. “Acaba gözden ne kaçırdım? Acaba yeterli bir baba oldum mu? Acaba hayata tutunabilecekler mi? Acaba ahlaklı bir birey olmaları için gerekli altyapıyı oluşturdum mu?” diye düşünürken yaşamım hep sizler adına acaba soruları ile geçti. Biliyorum, o gün geldiğinde çok yorulacaksınız. Hafızam zayıf ve yavaş olacak. Sizinle konuşurken bile bazen dilimin ucundaki kelimeyi unutabiliyorum. Anlatmak istediklerim aklımdan uçup gidiyor. Çünkü benim mutluluğum şimdi sadece konuşmaktır. Bu yüzden de sizinle olmak, sizinle konuşmak istiyorum. İşte o gün geldiğinde sizin yardımınıza ve desteğinize ihtiyacım olacak. Belki ne istediğimi dahi bilmiyor olacağım. Kim bilir, belki yatağımdan kalkıp iki adım atmanın özlemiyle gözlerinizin içine yalvarırcasına bakacağım. Lütfen beni anlamaya çalışın. Kolumdan tutup ayaklarımın üzerine doğrultuncaya kadar bana nazik davranın. Tıpkı sizin ilk adımlarınızda ellerinizi tuttuğum gibi, elimi tutun. Düşmeme sakın izin vermeyin.

Canım oğullarım, hayat dediğimiz şeyin tatlı bir öpücük gibi olmadığını bilmenizi isterim. Ölüm ise göz kapaklarımız kadar, soluduğumuz nefes kadar yakındır. Artık vakit gelmiştir. Siz bunun farkında değilsiniz ama ben son günlerimi yaşıyor, yanımda ve yakınımda olmanızı; bebekken “baba” dediğinizde olduğu gibi gözlerinizdeki ışıltıyı son bir kez görmeyi ve ellerimi sıkı sıkı kavramanızı istiyorum. Belki bilinçli, belki bilinçsiz sizi kırdım, incittim. Ne var ki asla sizlerin mutsuz olması için bilinçli bir çaba içine girmedim. Bilirsiniz, en iyi yaptığım şey hata yaptığımı anladığım anda özür dilemektir. Ola ki sizleri haksız yere veya bilinçsizce üzdüysem özür dilerim.

Canım oğullarım, hayat sizler için öpücük kadar güzel, tebessüm kadar özel, sevgi kadar zengin olsun ve Tanrım asla sizleri bunlardan mahrum bırakmasın. Tanrım, merhamet gibi bir duyguyu yüreklerinizden eksik etmesin. Ha, zenginlik derken… Ben hiç zengin olmadım. Evimi taksitle aldım. Buzdolabımı, çamaşır makinemi, ütümü, gömleğimi bile taksitle… Hatta kıçımdaki külotu bile taksitle aldım! Dert etmedim de. Çünkü Tanrım bana öyle bir zenginlik vermişti ki: yürek zenginliği. Daha da önemlisi, sizler benim zenginliğimdiniz. Bu yüzden çok zengin olayım diye hayatın içinde, gözlerinizin önünden kayıp giden güzelliklerden mahrum kalmayın.

Ve son dileğim: Bana hakkınızı helal edin. Bir baba olarak hakkım size ananızın ak sütü gibi helal olsun.

Hoşça kalın. Babanız.
Efkan ÖTGÜN
Dünya Yükünün Hamalı
Dünya Yükünün Hamalı, @dunyayukununhamali
10.2.2026 18:42:36
5 puan verdi
Emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık...
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
29.1.2026 15:16:28
5 puan verdi

Güzel kaleminizden yürekten kutluyorum.
Tebrikler. Her şey gönlünüzce olsun.
Huzurlu mutlu aydınlık yarınlar diliyorum.
Selamlar dualarımla.
Nafiz Karak
Nafiz Karak, @nafizkarak
29.1.2026 14:59:40

Değeli Yazarım ve hocam:
Bu metin, gerçekten içten, derin ve samimi bir anne kalbinin dökülüşü.

Okurken insanın boğazı düğümleniyor, gözleri doluyor ama aynı anda hayata dair bir ferahlık da veriyor.En çok etkilendiğim yer, “ömrümün son günü” ifadesinin arkasındaki o muazzam sevgi ve farkındalık.
Çocuklarınıza “siz benim en değerli, en kıymetli, en son şansım gibisiniz” demenin en naif ve en güçlü hali bu belki de.

Onları her gün yeniden “son kez” sevilecek varlıklar gibi görmek…
Bu bakış açısı insanı hem titretiyor hem de hayata daha hırslı, daha minnettar kılıyor.

Çocuklarınızın “annemiz diyorsa doğrudur” cevabı ise ayrı bir pencere açıyor.

Güvenin en saf hali.
Ama sizin hemen ardından gelen iç hesaplaşmanız (“sorgulamayan bireyler mi yetiştirdim?”) bence bir annenin en güzel erdemlerinden biri: kendini sürekli sorgulaması, çocuklarını putlaştırmaması, onları insan olarak görmesi.Ve o son kısım… “Pişmanlık yaşanabilecek en kötü ruh halidir.

Çünkü pişmanlıklarda öfke, kendimize döner ve kendimize duyduğumuz öfke yenemeyeceğimiz tek öfkedir.”
Bu cümle tek başına bir duvar yazısı olmaya yeter.

Çoğu insan ömrünün yarısını başkalarına kızarak, diğer yarısını da kendine kızarak geçiriyor. Siz bunu çok net yakalamışsınız.Kısa yorumum şu:
Bu yazı sadece sizin çocuklarınız için değil, okuyan herkese yazılmış bir mektup gibi. “Hayatı erteleme, bugün son gününmüş gibi sev, saygı göster, yürü” diyor.

Ve bunu yaparken ne ukalalaşıyor ne de vaaz veriyor; sadece kendi yüreğini masaya koyuyor.

Çok teşekkür ederim bu metni paylaştığın için.
İçimi ısıttı, aynı anda da dürttü.
Aşk ile eyvallah…

İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ, @ibrahimyilmaz1
28.1.2026 13:07:22
5 puan verdi
Merhaba saygın meslektaşım Derya Deniz hanımefendi,
Evet, ne mutlu; muhatap olduğunuz insanlara ve çevreye, doğaya. Bilgi birikiminizle yine güzel bir konuyu, yarınlarımızın güvencesi çocuklarımızı yetiştirme konusunu işlemişsiniz. İlk öğretmenimiz aile özellikle annelerin olduğu gerçeğiyle insanımızın bu konuda gerekli bilgileri öğretmen duyarlılığı ve tatlı sular gibi akıcı üslubunuzla aktarmışsınız.
Yetiştirdiğiniz, yetiştireceğiniz öğrencileriniz ve de eserlerinizle ölmezliği seçmeniz ölümlü bir insan için ne güzel bir yaklaşım.
Öğretmenler, çağın gerektirdiği bilgi birikimleri, kılık kıyafetleri, konuşmaları ve tüm davranışlarıyla topluma örnek olmak durumundadırlar. Kısaca öğretmen alnına ışık ilk vuran sanatçıdır. Yazılarınızdan edindiğim intiba siz anlatmaya çalıştığı öğretmenliğe yakışan tüm nitelikleri taşıyan saygın bir öğretmensiniz.
Meslek yaşamınızda, yayın hayatınızda size sağlık ve esenlikler dilerim.
Emeğe ve sanata saygımla güzelliklerle kalınız.
HüznünŞairi
HüznünŞairi, @huznunsairi
28.1.2026 01:50:06
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık üstadım, kaleminiz kavi olsun.👏👏👏👏👏
bilimkenti
bilimkenti, @bilimkenti
27.1.2026 22:19:28
Nasıl yazılmış niçin yazılmış sorgusuz sualsiz bilinmekte. Gerçek hayattan esinlenerek mi yazılmış, yoksa hayal ürünü mü bir kez daha d/okuyacağım. Tek bildiğim kalemin güçlü d/oluşu ve sözcükleri iyi kullanması. Burada da bize tebrik etmek düşer. Daimi olsun kaelminiz. Aşk ile Selamlar/Saygılar
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
27.1.2026 22:04:33
5 puan verdi
Ölüm gibi sarsıcı bir konuyu, gençlerin o bitmek bilmeyen heyecanları, planları ve "dünyalık" dertleriyle harmanlamanız metne muazzam bir canlılık katmış. Kızınızın gelecek hayalleri ile oğlunuzun o tatlı "sevgili" telaşı, aslında yaşama sevincinin ne kadar güçlü bir direnç olduğunu çok güzel özetliyor.
Okurken hem gülümseten hem de "iyi ki öleceğimiz anı bilmiyoruz" dedirten çok samimi bir kalem olmuş.
Bu hayat dolu ve içten kaleminiz için sizi gönülden tebrik ederim şairem..sevgilerimle...
Do
Doğan Çeçen, @adlbendesakli
27.1.2026 21:43:07
5 puan verdi


Yazınızı okurken hem derin bir hayranlık hem de kalpten gelen bir takdir hissettim. Çocuklarınıza “ömrümün son günü” diye seslenme sebebinizi, o küçük ama anlam yüklü sözlerin ardındaki felsefeyi paylaşmanız, sadece bir ebeveynlik hikayesi değil, aynı zamanda insanlığa bırakılmış kıymetli bir yaşam dersi gibi.

Metniniz, hem anne bakış açısını hem de evlatlara aktarılmak istenen yaşam felsefesini öylesine zarif ve etkili bir şekilde harmanlamış ki, her satırda hem ruhunuzu hem de kalbinizi hissettim. Çocukların doğal tepkilerini, telaşlarını ve hayata dair küçük ama büyük detayları anlatışınız, metnin içtenliğini ve samimiyetini daha da güçlendirmiş. Onlarla yapılan o konuşma, sadece bir açıklama değil; bir rehber, bir uyanış, bir farkındalık çağrısı olmuş.

“Ömrümün son günü” metaforunu kullanmanız, yaşamın değerini, her anın kıymetini ve keşkelerle dolu bir hayatın getirdiği ağır yükü o kadar güzel anlatıyor ki, okuyucu ister istemez kendi hayatına bakıyor ve farkına varmadan yaşadığı küçük detayların, pişmanlıkların ve mutlulukların önemini yeniden hatırlıyor.

Ayrıca hayatın kendisi, öfke, pişmanlık, sorumluluk ve insanlığa dair yaptığınız felsefi vurgular, metne derinlik kazandırmış ve okuyucuyu düşünmeye, sorgulamaya, hissetmeye davet etmiş. Diliniz akıcı, üslubunuz samimi ve öğretici ama asla didaktik değil; anlatımınız doğallığı ve içtenliğiyle ruhlara dokunuyor.

Böylesine derin, düşündürücü ve duygusal bir yazıyı kaleme aldığınız için sizi tebrik ederim. Sadece çocuklarınıza değil, tüm insanlığa yaşama dair değerli bir miras sunmuşsunuz. Her satırda hissettirilen sevgi, saygı ve yaşam bilinci, okuyucuya yol gösterici bir ışık gibi parlıyor.

Yaşamı, ölüme dair farkındalıkla ve her anın kıymetini bilerek anlatmanız, metni sıradan bir yazıdan öte, insan ruhuna dokunan bir eser hâline getirmiş. Bu eser, hem kendi çocuklarınıza hem de tüm okuyuculara ilham kaynağı olacaktır.
Aşk ve saygıyla,
Doğan
Etkili Yorum
Onur Altınok
Onur Altınok , @onuraltinok
27.1.2026 21:29:26
okurken bir annenin yüreğindeki
o derin okyanusa misafir olduk.
başarmak bitirmek değil, o yolda
yürüyebilmektir' diyerek, hırslarımızın
gölgesinde unuttuğumuz insanlığımızı
bize geri verdiniz canlı çiçek
buketlerine olan duruşunuzdan,
evlatlarınıza olan o eşsiz seslenişinize
kadar her şey çok duru, çok insan.
yolunuzun nur, kaleminizin
daim olmasını dilerim."

saygılarımla.."
mehpare gökçe
mehpare gökçe, @mehparegokce
27.1.2026 21:24:44
5 puan verdi
İlginç bir sesleniş olmuş. Çocuklarımız canlarımızdır. Büyüklerini dinleyip ders alıyorlarsa ne âlâ... Tebrik ederim.
Etkili Yorum
Orhan Gülaçar
Orhan Gülaçar, @egemavi
27.1.2026 21:12:19
5 puan verdi
Yazınızı iki kere okudum .
Anneni çocuklarına ömürlerinin son günü gibi yaklaşmalarını öğretiyor ve bu sayede hayatın kıymetini anlamalarını sağlıyor.
Aslında bu yaklaşım, çocuklara hayatın değerini öğretmenin güzel bir yolu. Çocuklar, annelerinin neden böyle davrandığını sorguladıklarında, anne de onlara hayatın anlamını ve önemini anlatma fırsatı buluyor. Bu sayede çocuklar, hayatlarını daha bilinçli ve değerli bir şekilde yaşamayı öğreniyorlar.
Sorgulamayan bireylerin, hayatlarını tam olarak yaşayamayacaklarını vurgulayan anne, çocuklarına çok önemli bir ders veriyor. Hayatın her anının kıymetli olduğunu ve bu anları değerlendirmek gerektiğini öğretiyor....
Ancak yine de siz lütfen (ün son günü ) kısmını kaldırın direk ÖMRÜM diyin ...

İçten yazınıza teşekkürler .
Selamlar Sevgiler Dost Kalem
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL