Akıl hiçbir zaman duyguları yönetmez, sadece onun suç ortağı olur. (mignon mclaughlin)
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun

Aşık Şenlik Divanı

Yorum

Aşık Şenlik Divanı

( 12 kişi )

9

Yorum

18

Beğeni

5,0

Puan

269

Okunma

Aşık Şenlik Divanı



Akşam çökerken bir köy odasını düşün… Duvarlarda is tutmuş yıllar, ortada közün dili çözülmüş bir soba, diz dize oturmuş insanlar. Bir yerde mutlaka bir saz durur. Ve adını biri fısıldar:

Aşık Şenlik…

İşte bu divan, tam da o anda açılmak içindir.

Şenlik Baba’yı anlamak için yüksek cümlelere gerek yok. O, zaten yüksekten konuşmaz. Sazını dizine koyar, sözü gönlüne alır. Ne diyorsa halkın anlayacağı dilden, ama kolay kolay unutulmayacak yerden söyler.

“Sözüm odur, özü birdir, Eğrilik bilmez bu dilim.”



Bu mısralar söylenirken mecliste sessizlik olur. Çünkü herkes bilir: Bu söz, laf olsun diye söylenmiş söz değildir. Şenlik Baba’nın kelamı, köy odasında tartılır; ağır gelirse susulur, doğruysa baş sallanır.

Kars’ın ayazı vardır bu sazın telinde. Ardahan’ın rüzgârı vurur her perdesine. Çıldır’ın gölü gibi bazen durulur, bazen buz kırılır. Şenlik Baba’nın şiiri coğrafyadan kopuk değildir; ayağı toprağa basar, yüzü halka dönüktür.

“Yiğit olan meydan ister, Meydan erden nişan ister.”



Bu dizeler söylenince ihtiyarlar yerinde doğrulur. Gençler başını önüne eğer. Çünkü bu söz, korkağın değil; meydan görmüş olanın sözüdür. Şenlik Baba, sözünü rüzgâra göre eğenlerden olmamıştır. Gerekirse yalnız kalmış, ama sazını kimsenin önünde susturmamıştır.

Halk arasında anlatılır: Bir gün bir mecliste, sözü uzatıp boş konuşan birine Şenlik Baba sadece sazın telini bir kez çekmiş. Telin sesi odayı doldurunca şöyle demiş: “Bak, bu bile senden daha dolu konuştu.” Meclis gülmüş, ama ders yerini bulmuş.

Onun şiirlerinde sevda vardır elbet. Ama bu sevda sadece bir güzele değildir. Toprağa, insana, Hakk’a olan sevdayla karışır. O yüzden bir dizesi yâre dokunur, öbürü duaya durur.

“Hak deyince titrer sazım, Boş söze yoktur niyazım.”



Bu sözler okunduğunda insan ister istemez sesini kısar. Çünkü Şenlik Baba’nın meclisinde yüksek sesle konuşulmaz; söz, edebiyle söylenir.

Çıldır’da bir kış gecesi anlatırlar: Göl buz tutmuş, dışarıda tipi var. İçeride saz çalınır, Şenlik Baba’dan bir şiir söylenir. Kimse üşümez. Çünkü söz, odun gibi yakar insanın içini.

Aşık Şenlik Divanı, raf için yazılmış bir metin değildir. Bu divan; daraldığında açılacak, sustuğunda dinlenecek, haksızlık gördüğünde hatırlanacak bir söz meclisidir.

Bugün de biri sazı eline aldığında, söze başlamadan önce durup derin bir nefes alıyorsa, bilin ki Şenlik Baba hâlâ o meclistedir.

Saz susar, söz konuşur. Ve Şenlik Baba yine köşede sanki sessizce dinler.

ALİ RIZA COŞKUN

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (12)

5.0

100% (12)

Aşık şenlik divanı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Aşık şenlik divanı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Aşık Şenlik Divanı yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tigem0663
Tigem0663, @tigem0663
24.2.2026 05:36:26
Akşam çökerken bir köy odasını düşün… Duvarlarda is tutmuş yıllar, ortada közün dili çözülmüş bir soba, diz dize oturmuş insanlar.

Ali Rıza Coşkun

Mübarek ramazanlarınızın hayırlara ve yeni başlangıçlara vesile olmasını temenni ederim her insan bir uçurumdadır ancak Allah Tealanın uzattığı ele tutunabilirse o uçurumdan kurtulur
Hasbin Allah nimel vekil o ne güzel bir dosttur
Tigem0663
Tigem0663, @tigem0663
28.1.2026 10:54:10
Ne mutlu şehitlik mükâfatı alanlara

Kars’ın ayazı vardır bu sazın telinde. Ardahan’ın rüzgârı vurur her perdesine. Çıldır’ın gölü gibi bazen durulur, bazen buz kırılır. şiiri coğrafyadan kopuk değildir ayağı toprağa basar, yüzü halka dönüktür.

Ali Rıza Coşkun

Değerli okuyucu Murat ONUR Ateş bilmez ki nasıl yaktığını diyerek ateşin ilahi bir emirle insanı yaktığını ifade ediyor o ateş ibrahim olanlara serinlik firavunlara ise nardır kordur kars bugün efendimiz SAV
in duasında can bulur Allah’ım! Günahlarımı kar ve dolu suyu ile yıka evet cenabı Hakkın üzerimize yağdırdığı o bembeyaz kar kars sarıkamışta şehitlere bembeyaz bir kefen ve rahmet olmuştur
Değerli kitap ehli Ali Rıza Coşkun kars ilinden şu sözlerle bahsediyor Kars’ın ayazı vardır yüzü Allaha dönük gülüşleri ile içteki buzlarımızı kıran insanlar şiirleri coğrafyadan kopuk değildir Kuraan hitabı
ile yöre insanı ayağı toprağa sabit ve kararlı basar abdest ile dua ile çıldırda buz tutan göl yine sözün ateşi ile ısınır karsta saz çalan aşıklar aşıkların atışması meşhur şiir peygamberimizden mirastır
Karsa geldiğinizde Allahu ekber dağlarına çıkın Hz ibrahim gibi ateşte yanmayan gül bahçelerinde yaşayan şehidi şühedaya bir fatiha okuyun ateş bilmez nasıl yaktığını ilahi fermanla hareket eden ateş iman
ehline gül ateş ehline züldür küldür Sarıkamış Şehitleri Yıl 1914…Yer Sarıkamış kars işte bir şehitlik diyarı 60 bin kişi Allahu ekber dağlarında yurdu yaşatmak için can verdiler Allah katına ne mutlu şehitlik mükâfatı alıp ona kavuşana


Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
27.1.2026 16:01:36
Kutluyorum. Güzel bir şiir.
akeolog
akeolog, @akeolog
27.1.2026 15:19:00
5 puan verdi
''Akşam çökerken bir köy odasını düşün… Duvarlarda is tutmuş yıllar, ortada közün dili çözülmüş bir soba, diz dize oturmuş insanlar. Bir yerde mutlaka bir saz durur. Ve adını biri fısıldar'':
--------------------------------

-Akşam çökerken köy odası sadece dört duvardan ibaret bir mekân değil, zamanın durduğu bir dergâhtır. Duvarlardaki is, sadece yanan odunların değil, o odada anlatılan binlerce hikâyenin, dökülen dertlerin ve çekilen hasretlerin tortusudur. Yıllar, o kerpiç duvarların çatlaklarına sızmış, hatıraları oraya mühürlemiştir.

-Odanın kalbinde duran soba, sadece ısıtmaz; közün dili çözüldüğünde en büyük anlatıcıya dönüşür. Sobanın üzerindeki güğümün ince fısıltısı, odadaki insanların suskunluğuna eşlik eder. Diz dize oturmuş insanlar arasındaki o sessiz bağ, modern dünyanın gürültüsünde kaybolan "hâl dili"dir. Kimse konuşmasa da herkes birbirinin gönlündekini duyar.

-Bir kenarda asılı duran ya da mindere yaslanmış o saz, odanın sessiz tanığıdır. Adı fısıldandığında—ister bir bozlak olsun, ister bir deyiş—tellerine dokunulduğu an odadaki tüm isli kokular dağılır. Sazın perdesinden dökülen her nota, köylünün toprağa olan sevdasını, gurbete olan sitemini ve ömür dediğimiz o kısa yolculuğu özetlemiş adeta...

-Bu sahne, Anadolu insanının samimiyetinin ve sadeliğinin resmidir. İnsanların diz dize, gönül gönüle olduğu bu odada ne zenginlik kavgası vardır ne de zamanın acelesi. Sadece közün parıltısı, sazın tınısı ve insan olmanın o en yalın, en sıcak hali...

Yüreğinize gönlünüze sağlık, tebrik ve selamlarımla.
Doku.z
Doku.z, @doku-z
27.1.2026 09:52:18
5 puan verdi
Tebrikler hocam. Harikaydı...
Şa
Şair Ahmet1, @sairahmet1
27.1.2026 08:48:45
5 puan verdi
Yüreğine gönlüne emeğine sağlık
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
27.1.2026 01:36:19
5 puan verdi
Âşık Şenlik Baba’nın o vakur ve samimi duruşunu bir köy odasının sıcaklığıyla ne güzel anlatmışsınız. 'Közün dili çözülmüş bir soba' gibi derin imgelerle geleneğin kalbine dokunmuşsunuz.
Sözü özüyle bir olanların kelamını böylesine zarif bir üslupla hatırlattığınız için teşekkürler. Kaleminize sağlık tebrik ederim üstadım...saygılarımla...✨👏🏻
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
27.1.2026 01:04:03
5 puan verdi
Aşık Şenlik Divanı, halk şiirinin samimi ve toprağa bağlı ruhunu hissettiriyor.

“Sazın teli kadar duru, sözün kadar güçlüdür Şenlik Baba’nın divanı.
Her dize hem yüreğe hem de toprağa dokunur.
Boş laf değil, hayatın kendisi vardır bu sözlerde.”

Okuyana hem kültürel bir hazineyi hem de yaşanmış bir geleneği hissettiriyor.

Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Mehmet Salih Demirsoy
Mehmet Salih Demirsoy, @olumunesevenler
27.1.2026 00:54:15
5 puan verdi
Fazla zamanim yok sadece tebrikler le yetineceğiz.. kutlarım iyi geceler
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL