9
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
269
Okunma
Akşam çökerken bir köy odasını düşün… Duvarlarda is tutmuş yıllar, ortada közün dili çözülmüş bir soba, diz dize oturmuş insanlar. Bir yerde mutlaka bir saz durur. Ve adını biri fısıldar:
Aşık Şenlik…
İşte bu divan, tam da o anda açılmak içindir.
Şenlik Baba’yı anlamak için yüksek cümlelere gerek yok. O, zaten yüksekten konuşmaz. Sazını dizine koyar, sözü gönlüne alır. Ne diyorsa halkın anlayacağı dilden, ama kolay kolay unutulmayacak yerden söyler.
“Sözüm odur, özü birdir, Eğrilik bilmez bu dilim.”
Bu mısralar söylenirken mecliste sessizlik olur. Çünkü herkes bilir: Bu söz, laf olsun diye söylenmiş söz değildir. Şenlik Baba’nın kelamı, köy odasında tartılır; ağır gelirse susulur, doğruysa baş sallanır.
Kars’ın ayazı vardır bu sazın telinde. Ardahan’ın rüzgârı vurur her perdesine. Çıldır’ın gölü gibi bazen durulur, bazen buz kırılır. Şenlik Baba’nın şiiri coğrafyadan kopuk değildir; ayağı toprağa basar, yüzü halka dönüktür.
“Yiğit olan meydan ister, Meydan erden nişan ister.”
Bu dizeler söylenince ihtiyarlar yerinde doğrulur. Gençler başını önüne eğer. Çünkü bu söz, korkağın değil; meydan görmüş olanın sözüdür. Şenlik Baba, sözünü rüzgâra göre eğenlerden olmamıştır. Gerekirse yalnız kalmış, ama sazını kimsenin önünde susturmamıştır.
Halk arasında anlatılır: Bir gün bir mecliste, sözü uzatıp boş konuşan birine Şenlik Baba sadece sazın telini bir kez çekmiş. Telin sesi odayı doldurunca şöyle demiş: “Bak, bu bile senden daha dolu konuştu.” Meclis gülmüş, ama ders yerini bulmuş.
Onun şiirlerinde sevda vardır elbet. Ama bu sevda sadece bir güzele değildir. Toprağa, insana, Hakk’a olan sevdayla karışır. O yüzden bir dizesi yâre dokunur, öbürü duaya durur.
“Hak deyince titrer sazım, Boş söze yoktur niyazım.”
Bu sözler okunduğunda insan ister istemez sesini kısar. Çünkü Şenlik Baba’nın meclisinde yüksek sesle konuşulmaz; söz, edebiyle söylenir.
Çıldır’da bir kış gecesi anlatırlar: Göl buz tutmuş, dışarıda tipi var. İçeride saz çalınır, Şenlik Baba’dan bir şiir söylenir. Kimse üşümez. Çünkü söz, odun gibi yakar insanın içini.
Aşık Şenlik Divanı, raf için yazılmış bir metin değildir. Bu divan; daraldığında açılacak, sustuğunda dinlenecek, haksızlık gördüğünde hatırlanacak bir söz meclisidir.
Bugün de biri sazı eline aldığında, söze başlamadan önce durup derin bir nefes alıyorsa, bilin ki Şenlik Baba hâlâ o meclistedir.
Saz susar, söz konuşur. Ve Şenlik Baba yine köşede sanki sessizce dinler.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (12)