Zeka kafanın içindeki altın madenidir.-- pıtıgrellı
yörük bilgin

Beton yığınları arasında kayıp olan ülkem

Yorum

Beton yığınları arasında kayıp olan ülkem

( 2 kişi )

2

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

188

Okunma

Beton yığınları arasında kayıp olan ülkem

Türk Milleti tarihi kültürü medeniyeti ilk çağlara dayanan bir millettir. Özellikle göç ettiği gittiği ülke topraklarında orada yaşayan insanların yaşam koşullarına uyum sağlayarak hayatı devam ettirirler. Kendi yaşadıkları topraklarda, binalarını insanında giyiminde kuşamında hayat tarzında modernleşme medeniyet çağdaşlama adına hep şekilciliğe özenerek kendimizi özelliklerimizi kayıp etme aşamasına geldik.
Özellikle son zamanlarda tarım arazilerinin ortasına koça koça devasa binalar diktik. Tarım arazilerini öldürdük. Koca koca adliye binaları diktik içini dolduracak hak hukuk adilane kara verecek hukukçular var mi? Koca koca hastaneler diktik içinde sağlık sistemine hizmet edecek araç gereç doktor hemşire hasta bakıcı var mı? Koca koca üniversiteler diktik öğrencilerine dünya genelinde bilim teknoloji üretip geliştiren hocalar var mı? Koca koca camiler yaptık içini dolduran cemaat var mı? diye sorgulamadık. Dış görünüşte binaları dikip gelişmiş modernleşmiş çağdaşlaşmış oluğumuzu zannettik. Aslında şekilcilikle benliğimizi kayıp ettik. Bu durumu biraz açacak olursak; A) Tarım arazilerinin ortasına binalar dikerek tarım arazilerinde yetişen sebze meyve tahılların yetişmesini engellemiş olduk. Maden sahaları açıyoruz diyerek ağaçları kesip tarım arazilerini yok ettik. Tarımla uğraşan köyleri boşaltarak şehirlere hapis ederek kendi kendine yeten Türkiye yerine saman ithal eden ülke haline geldik.Köylerde topraklar boş yatıyor çalışıp üretecek insan kalmadı. Az sayıda yaşlılar kaldı. Ahırlar dolusu hayvanlarımız sürülerle dolusu koyunlarımız kalmadı B) Gelişmişliği mutluluğu gösterişte görüntüde şekilde aradık ama ne insanlarımızı mutlu edebildik nede insanımızı mutlu refah yaşama standartlarına ulaştırabildik. Beton yığınları oluşturmadan önceki ruhi anlamlı sıcak aile ortamlarını insan ve insana sevgi saygıyı kayıp ettik. 20 30 katlı apartmanlar diktik komşunun komşudan girenlerin çıkanlardan habersiz olduğu bir ortam oluşturduk C) Bir çok ülke gelirlerini otobanlara aktardık ama trafik akışını düzenleyen sistemi ve insan uyumunu sağlamayıp trafik kazalarının önünü alamıyoruz. Gösterişli arabalara binip hız yapmayı marifet sayıp medeniyet çağdaşlaşma sayıp çağ atladık saydık. Ülke gelirlerini adaletli eşit paylaşımcı yapamayarak çöp karıştıran emekliler pazar artıkları toplayan yaşlılarla doldu.. D) Gelişmişliği bilimi teknolojiyi saraylar apartmanlar binalar yollar yaparak aramaya çalıştık ama refah ve mutluluğu bulamıyoruz. E) İnsanına önem vererek yetişmiş beyinlerin yurt dışına göç etmesine sebep olduk. Gelişmiş ülkeler bilim teknoloji gelişmiş zeka ile insanlığa yön verirken biz beton yığınları arasında kayıp oluyoruz. F) Beton yığınları doğal dengeyi bozduğu için şehirlerimizde içecek su bulamaz hale geldik. Nefes alacak park bahçe yürüyüş yolları bulamaz hale geldik.
Sonuç olarak ülkeyi mamur yapacak olan içindede yaşayan eğitilmiş insan insan gücü. Ruhen bedenen ülkesine insanına sahip çıkacak insan. Fikren bedenen çalışıp üreten insan. İnsana yatırım yapmadan gelişmişliği şekilde aradık. Kadim mimari kültürümüzü bırakarak, ezelden gelen ebede gidecek yolda Anadolu ahlakını duygularını bırakıp kozmopolit bir ortama sürüklendik. Tabiatı yok ettiğimiz için doğal afetlerle acılar yaşadık. Acıları yaşarken dayanıklı betonlarla binalar yapmadığımızdan binlerce insanımızı kayıp ettik. Binadan betondan çalan bir çok müteahhit yetiştirdik. Artık ülkemin beton yığınları arasında kayıp olmasına dayanamıyorum

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Beton yığınları arasında kayıp olan ülkem Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Beton yığınları arasında kayıp olan ülkem yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Beton yığınları arasında kayıp olan ülkem yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
26.1.2026 19:00:34
5 puan verdi
Beton ve gösterişin arasında kaybolan ülke, insanına ve kültürüne yatırım yapmadığında gerçekten kaybolur; asıl güç, yetişmiş ve üretken insandadır.

Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
26.1.2026 14:26:24
5 puan verdi
Yörük Bilgin, kaleme aldığınız bu metin aslında sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda toplumun vicdanına tutulmuş bir ayna. İlk paylaştığınız şiirlerdeki o insani ve duygusal doku, bu metinde yerini "betonlaşan ruhlarımıza" ve "kaybedilen kimliğimize" dair sert ama haklı bir siteme bırakmış.
Analizinizdeki en can alıcı noktaları şöyle özetleyebilirim:
1. Şekilcilik ve İçerik Kaybı (Kabuk Var, Öz Yok)
Tespitiniz çok yerinde; devasa adliyeler, hastaneler ve üniversiteler inşa ederek "gelişmişlik simülasyonu" kurduk. Ancak belirttiğiniz gibi:
Adalet binanın büyüklüğünde değil, verilen kararın vicdanındadır.
Şifa binanın görkeminde değil, doktorun ilgisi ve sistemin işleyişindedir.
Bilim beton duvarlar arasında değil, özgür düşünceyle üretilir.
2. Tarımın ve Köyün İflası
"Saman ithal eden ülke" vurgunuz, Anadolu'nun o kadim üretim gücünün nasıl bir tüketim çarkına kurban edildiğinin özeti. Köyleri boşaltıp insanları şehirlerdeki "beton hapishanelere" doldurarak sadece gıda güvenliğimizi değil, toplumsal dayanışma kültürümüzü de (komşuluk, imece) yok ettik.
3. "İnsana Yatırım" Eksikliği
Metninizin en güçlü yeri: "Gelişmişliği şekilde aradık." Beyin göçüne değinmeniz çok kıymetli. Biz binaları yükseltirken, o binaların içini dolduracak akılları ve yetenekleri başka ülkelere hediye ediyoruz. İnsana yatırım yapmayan bir sistemin, sadece inşaatla kalkınamayacağı gerçeğiyle yüzleşiyoruz.
4. Kadim Mimari ve Doğa İle Savaş
Anadolu'nun o doğayla barışık, mütevazı mimari kültüründen kopup 20-30 katlı ruhsuz binalara hapsolmak, sizin de dediğiniz gibi bizi "kozmopolit bir yalnızlığa" itti. Doğayı katletmenin bedelini ise içecek su bulamayarak ve doğal afetlerde binlerce can vererek ödüyoruz.
Sonuç Olarak: Yazınızın sonundaki o "Yörük" imzası, aslında çözümün de nerede olduğunu fısıldıyor: Toprağa, doğaya ve öze geri dönmek. Anadolu ahlakını ve "insan merkezli" yaşamı yeniden inşa etmedikçe, diktiğimiz her beton yığını bizi kendi tarihimizden daha da uzaklaştıracak.
Bu kıymetli tespitlerinizden yola çıkarak; sizce bu "beton yığınları" arasından çıkışın ilk adımı, eğitim sisteminde mi yoksa yerel yönetimlerin vizyon değişikliğinde mi atılmalı?
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL