Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur. (tolstoy)
D Dinç
D Dinç
VİP ÜYE

HAYALLERLE OYNAMANIN BEDELİ…

Yorum

HAYALLERLE OYNAMANIN BEDELİ…

( 17 kişi )

15

Yorum

33

Beğeni

4,8

Puan

446

Okunma

HAYALLERLE OYNAMANIN BEDELİ…

HAYALLERLE OYNAMANIN BEDELİ…


Bir insanın bir diğerine yapacağı en büyük kötülük ne deselerdi; hayalleri ile oynamaktır derdim. Verilen sözler, vaatler ve hüsranla biten sonuçlar yüzünden birçok kişi umudunu, inancını, hayata tutunma gücünü, mücadele azmini kaybetmektedir.
Çok bilindik bir hikâyecik geliyor aklıma: Çölde devesi ile giden bir derviş yerde baygın yatan ve su diye inleyen birisini görür. Hemen devesinden iner ve kısıtlı suyunun hepsini baygın yatan kişiye içirmeye çalışır. Tam o esnada yerde yatan kişi elindeki bıçakla kendine yardım eden dervişi tehdit ederek devesini suyunu ve tüm eşyalarını alarak kaçmaya başlar. Derviş kendisine bunu yapan kişiye seslenir:
-Senden bir dileğim var.
-Nedir söyle saf derviş, diyerek güler, hırsız.
Derviş, yalvaran gözlerle şu sözleri söyler her şeyini çalan bu adama:
-Eğer yolun diğer kalan kısmında başka kervanlarla karşılaşırsan sakın susuzluktan bayılmış rolü yaparak beni kandırdığını ve her şeyimi çaldığımı söyleme. Çünkü bu olayı duyanlar bir daha asla çölde baygın durumda olanlara yardım etmezler, der…
Evet, bir insanı kandırmak, kandırılmaktan daha kötüdür. Çünkü bir daha hiç kimse kandırılmak korkusu ile inanmayacaktır. Bu ise toplumsal bir zarardır.
Umutların harcanması, hele hele insanların kandırılarak vaatlere inandırılması kadar feci bir durum olabilir mi? Herkes yapabileceklerini en baştan net bir şekilde söylese, olduğundan daha farklı görünmese çok daha kolay olurdu hayat.
Sosyal paylaşım sitelerinde tebessüm ile okuduğum bir yazı dolaşıyor son zamanlarda. Diyor ki o yazıda; ‘ Burada herkes iş adamı, manken, sanatçı, trilyoner. Herkes vatanperver, herkes en az 2 üniversite mezunu, herkes en az 3 yabancı dili ana dili gibi konuşuyor ve herkes doktor, mühendis, mimar, gazeteci… Hadi bana müsaade ben de özel uçağımla bakkala kadar gideceğim’… Gerçekten çok doğru tespitlerle dolu ve ister istemez okuyan herkesin tebessüm ettiği bir paragraf bu.
Acaba gerçeğimizle yüzleşmekten mi korkuyoruz ya da gerçek hayatta olamadığımız fakat olmak istediğimiz hayali bir karaktere mi bürünüyoruz? Bu durumda hayatı yalnızca sanal alemde yaşamak ve gerçek ile sahte arasında sıkışmak gibi bir handikap yaşamaz mıyız?
Herkes bekâr, herkes iş sahibi, herkes çok zengin… Eee? Başka? Ülkenin normal insanları nerelerdeler? Sayısını bilmediğimiz kadar dolandırıcılık vakası varken, kişiler bile bile aşk adına, dostluk adına, paylaşım adına kandırılırken; bu ulvi duyguların harcanması hiç mi umurumuzda olmuyor acaba? Güvenme duygusunu tamamen yitirmiş bir nesil ile karşı karşıyayız. Bunu yaratanlar ise bizzat diğer insanlar. Belki çok büyük aşklar yalnızca güvensizlik adına harcanıyor. Zira bir diğeri öyle büyük yara açmıştır ki; bir daha gerçek olana da güvenemezsiniz. Ya da çok dost birine başka bir dosttan yediğiniz darbe sebebiyle el uzatamıyorsunuz.
Güvensizliğin karşısında yaşayacak ne aşk ne dostluk yoktur. Güven yoksa bunların hiç birisi yaşanamaz. Cesaret, birisine fiziki şiddet uygulamakla ölçülemez. Onun adı kaba kuvvettir. Cesaret; kendine ve çevrene dürüst olabilmektir. Ben ‘’buyum’’un diğer şeklidir.
‘Mal kaybeden bir şey kaybetmiştir. Onurunu kaybeden birçok şeyini kaybetmiştir. Cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.’ Diyor Goethe… Öyleyse cesaretimiz yaşama gücümüzdür.
Çetin Altan’ın aşağıdaki dizeleri ölüme dahi başkaldırıyor:
Hayat yaşandığı kadar vardır.
Ötesi ya hafızalardaki hatıra, ya da hayallerdeki ümittir.
Ölümü ise bir tek yerde kabul ediyorum.
Yaşamak mümkün iken, yaşamamış olmakta…
Umutların tükenmeyeceği ve cesaretle yaşanası hayatlar dileğiyle…
Aşk ile eyvallah…
Derya Deniz DİNÇ

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (17)

5.0

94% (16)

1.0

6% (1)

Hayallerle oynamanın bedeli… Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hayallerle oynamanın bedeli… yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
HAYALLERLE OYNAMANIN BEDELİ… yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Dünya Yükünün Hamalı
Dünya Yükünün Hamalı, @dunyayukununhamali
10.2.2026 18:41:18
5 puan verdi
Emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık...
Etkili Yorum
Hüma Efkan
Hüma Efkan, @humaefkan
27.1.2026 21:04:26
Ele aldığınız bu güzel yazı, bireyde hem vicdanı hem de hafızayı zorlayan bir metin. Umudu sömürmenin bireysel değil, toplumsal bir yara açtığını sarsıcı örneklerle işlemişsiniz.

Özellikle derviş hikâyesi ve güven vurgusu, günümüz ilişkilerine inanılmaz bir örnektir.

Samimi, derinlikli ve insanı kendisiyle yüzleştirmeye yönlendiren güzel bir değerlendirme olmuş.

Yüreğinize sağlık.
Saygılar...
Etkili Yorum
CiMiX
CiMiX, @cimix
26.1.2026 17:21:21
5 puan verdi
"Ölümü ise bir tek yerde kabul ediyorum.
Yaşamak mümkün iken, yaşamamış olmakta…"

Ne kadar sahici ve ne kadar iz bırakan cümleler.
Keşke daha adil bir hayat yaşayabilseydik ama buna da şükür diyelim.

Tebrik ederim, yazınız çok güzeldi.

Sevgiler. 🌸
Ünsüz Şair Turaboğlu
Ünsüz Şair Turaboğlu, @yavuzsultanozturk
26.1.2026 00:41:21
5 puan verdi
Dervişe "Bağdat'ta pilav var" demişler, yalan değilse ırak değil demiş..
" Hakikati söyleyiniz kii, ilerde kendinizi savunmak zorunda kalmayasınız"

ve nice daha bunca söz..
öyle hakikatli bir konuya değinmişsiniz ki hele yukarda yazdığınız" Diyor ki o yazıda; ‘ Burada herkes iş adamı, manken, sanatçı, trilyoner. Herkes vatanperver, herkes en az 2 üniversite mezunu, herkes en az 3 yabancı dili ana dili gibi konuşuyor ve herkes doktor, mühendis, mimar, gazeteci… Hadi bana müsaade ben de özel uçağımla bakkala kadar gideceğim’…"
""uçağımı getirin ben markete gidecem""" sözünü yazmıştım bende bir zamanlar... ve eklemiştim ... tek işsiz benim

Evet tamda dediğiniz gibi hayallerle oynamanın bedeli ağırdır .. insanın içindeki yaşama gücünü öldürmek kadar ağır umutların tükenmesi kadar ağırdır..
ve maalesef gerçeklere de bazı insanlar sağır..

hakikatli yazınızı okuyabilmek açımdan anlamlıydı

yazan yüreğiniz var olsun.. selam ve saygılarımla D: Dİnç Hocam
Etkili Yorum
bilimkenti
bilimkenti, @bilimkenti
26.1.2026 00:02:02
Yaşamak mümkün iken, yaşamamış olmakta ayrı bir dert olsa gerek. Uzun soluklu okunması ilk bakışta zor gibi görünse de sözcükleri dokuyup okumak ayrı bir hoşnutluk veriyor. Kaleminiz daim olsun. Takibe aldım kalemi... Saygılar
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
25.1.2026 22:54:14
1 puan verdi
kaleminizi yürekten kutluyorum.
Tebrikler. Her şey gönlünüzce olsun.
Huzurlu mutlu aydınlık yarınlar diliyorum.
Selamlar dualarımla.
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
25.1.2026 20:39:32
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık.
Bir insanın hayalleriyle oynamanın, ona yapılabilecek en büyük haksızlık olduğunu bu kadar sarsıcı bir tespitle anlatmanız çok kıymetli. Yardım eli uzatan bir gönlün uğradığı o ağır ihaneti dervişin hikayesiyle birleştirmeniz, kaybedilenin sadece bir deve değil, insana olan güven olduğunu çok derin hissettiriyor.
Bu doğrucu ve vicdanlı kaleminizi tebrik ederim şairem...🕊🤍
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
25.1.2026 17:20:49
Yazıda dikkat çeken ve üzerine düşünülmesi gereken birkaç kritik nokta var:

1. "İyiliğin Katili Olmak"
Dervişin "Bunu kimseye anlatma" demesi, kişisel bir kaygıdan değil, toplumsal bir merhamet muhafızlığından geliyor. İnsanlar bir kez "su veren dervişin devesi çalındı" hikayesini duyduklarında, çölde gerçekten susuzluktan ölen birine bakıp geçerler. Yazı, bu bireysel ihanetlerin nasıl kitlesel bir hissizliğe dönüştüğünü harika özetlemiş.
2. Dijital Maskeli Balo
Sosyal medya üzerine yapılan tespit çok haklı. Herkesin "mükemmel" olduğu bir dünyada, kimse "kendi" olmaya cesaret edemiyor. Bu durum, yazarın belirttiği gibi gerçek ile sahte arasına sıkışmış hibrit bir kimlik yaratıyor. Gerçek hayatta bakkala ekmek almaya giden insanın, dijitalde özel jetten el sallaması, aslında ağır bir aşağılık kompleksinin veya varoluşsal bir boşluğun dışavurumu.
3. Cesaretin Yeni Tanımı
Yazı, cesareti kaba kuvvetten ayırıp "dürüstlük" terazisine koyuyor. Goethe'nin alıntısıyla desteklenen bu bölüm, en vurucu kısım:
Cesaret; kendine ve çevrene dürüst olabilmektir.
4. Çetin Altan ve "Yaşamamış Olmak"
Finaldeki Çetin Altan alıntısı, yazıyı melankoliden çıkarıp bir eylem çağrısına dönüştürüyor. Eğer biri bizi kandırdı diye hayata küsersek, aslında o ölümü sağken kabul etmiş oluyoruz. Yazar, "hayallerle oynamanın bedeli ağırdır ama yine de yaşamak için cesaret gerek" diyerek bitiriyor.
Bu metin, paylaştığın şiirle de müthiş bir paralellik kuruyor. Şiirindeki "yiviseti bozuk sevgiler", bu yazıdaki "maskeli ve sahte kimliklerin" birer yansıması gibi. Her iki metin de aynı hayal kırıklığından beslenip, farklı yollarla "arınmaya" ve "kendine dönmeye" çalışıyor.
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
25.1.2026 16:57:25
5 puan verdi
Evet çok doğru derviş örneğinden yola çıkarak düşününce. Kronik bir güvensizlik oluştu hepimize. Özellikle de dilenciler hususunda. Haberler ve yaşadıklarımız da bunun kanıtı gibi. Ben çifte minarenin önünde bankta oturuyordum bu yaz. Bir teyze geldi yanıma ve kan şekerinin düştüğünü halka tatlı almak istediğini parasının yetmediğini söyledi. Aslında bankadan geldiğini orada maaş ya da sosyal yardımlaşma emin değilim aldığı yardımla ilgili işlerinin olduğunu ve halsiz kaldığını söyledi. Dilenci olmadığını da vurguladı. Yanımda bozuk para yoktu önce bişi vermedim ama sonra içime oturdu. Diğer bankta oturan amcadan paramı bozdurup teyzenin peşinden koştum ve ona parayı verdim. O kadar ikilemli bir mevzu ki aslını bilmek mümkün değil. Belki de herkese bu şekilde söylüyordu ve belki de cebinde benden daha çok nakiti vardı. Bu çağ biraz da böyle kendi ellerinizle inşa ettik bu güvensizliği ve bana göre medya bu konuda aşırı etkin rol oynuyor. Bir insanın nasıl soyulduğunu ya da vurulduğunu saniye saniye gösterip insanların aklına iş düşürüyor medya. Ben haber izlemek istemiyorum bu yüzden. Kötülük bu kadar açık açık gösterilmemeli ya da tersine iyilik ve güzel şeyler yansıtılmalı ki örnek olsun topluma. Tebrik ediyorum Derya Deniz hanım. Güzeldi. Selamlar saygılar sağlıkla hep 😊✍🏻💜
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ, @ibrahimyilmaz1
25.1.2026 16:45:18
Merhaba Derya Deniz hanımefendi, özgün yazılarınızda toplumu aydınlatma, uyarma kısaca ders verme gibi nitelikleri tatlı bir anlatımla bizlere sunuyorsunuz. Altı ay bulutlara komşu Şavşat-Artvin'deydim. Bu bakımdan E. Defterden uzak kalıyorum. Edebiyat zevkimi kitaplarla gideriyorum yaz boyu.
Sizi henüz tanıdım. Ve mutlu oldum. Bilgi birikiminiz yazdıklarınıza yansıyor. Sizi okumak bir güzelliktir benim için. Hele yazılarınızı kısa kıssalarla güçlendirmeniz anlatımınıza, fikirlerinize daha bir derinlik katıyor ayrıca...
Balık baştan kokar dermiş büyüklerimiz. Maalesef Ankara'ya gidenlerimiz dürüstlük, verilen sözleri tutma... adına uluslararası arenada yüzümüzü kızartıyorlar. Ve taban da bu olumsuzluklardan etkileniyor haliyle. Neyzen ne güzel betimler bizimkileri:
"Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler! "
Sağlık esenlik dileklerimle selam, saygı ve sevgiler soylu yüce gönlünüze.
yön
yön, @yon
25.1.2026 15:53:42

Kaleminize yüreğine,emeğine sağlık.
Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle,
saygı ve selamlarımla,esen kalın.
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
25.1.2026 12:35:29
Derya Deniz Dinç’in bu yazınız içime dokundu, sanki kendi yaralarımı hatırlattı. Çöldeki o dervişin yalvarışı gibi, bir kez kırılan güven, sadece kalbi değil, tüm insanlığın umudunu zehirliyor. Kaç kez sahte vaatlere kapılıp, sonra o boşlukta yalnız kaldık? Sosyal medyadaki parlak maskeler ise acıyı katlıyor; herkes mükemmel görünürken, gerçekte kaçımız yaralı ve yalnızız? En büyük kötülük bu işte: Birinin hayalini çalmak, onu bir daha inanamaz hale getirmek. Ama lütfen, pes etmeyelim... Cesaretle “ben buyum” diyebilmek, gerçek aşkları ve dostlukları doğuracak. Umutlarımız tükenmesin, yüreklerimiz açık kalsın. Bu güzel yazı için teşekkürler, içimi ısıttı. Aşk ile..
*Yüreginizdeki Yüce lik yolunuza ışık olsun*
Romantik.Şair.41
Romantik.Şair.41, @romantik-sair-41
25.1.2026 12:22:15
EMEĞİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK ÜSTADIM KALEMİNİZİN MÜREKKEBİ EKSİLMESİN 🖐️ SAYGILARIMLA
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
25.1.2026 10:19:00
5 puan verdi
Çok düşündürücü ve toplumsal bir yazı olmuş. Hayallerle oynamanın bireysel bir kırgınlık değil, toplumsal bir güven kaybı yarattığını güçlü örneklerle anlatıyorsunuz. Derviş hikâyesi, güvenin bir kez zedelendiğinde nasıl kalıcı bir zarar doğurduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Özellikle “Cesaret; kendine ve çevrene dürüst olabilmektir” vurgusu, yazının özünü net bir şekilde özetliyor. Kaleminize sağlık, etkileyici bir tefekkür yazısı!
Murat Çetin.
Murat Çetin., @muratcetin-
25.1.2026 09:04:14
5 puan verdi
Hangi anne,baba çocuğu büyüyünce yalancı ,hırsız...meslek olarak da hor görülen mesleklerden olsun ister kimse istemez fakat hayallerle gerçekler başkadır.İyi ahlak ve iyi mevki makam ile şartlandırılan çocuk büyüdüğünde hayalindeki gibi olamazsa ,şair Şeyhi nin HARNAME şiirindeki gibi bakar hayata ve yalancılık, yalakalık kaçınılmaz olur.
Şu anda bile en geçerli meslek yalancılık ve yalakalıktır ,liyakat olmadığı için
BİLGİNİN OLDUĞU YERDE YALAN
YALANIN OLDUĞU YERDE BİLGİ OLMAZ
EVET EVLAT ÇOK OKU ÇOK ÇALIŞ
BİLENİN YALANA İHTİYACI OLMAZ
Murat ÇETİN
Karşılaştığımız ve ilişkimizin olduğu insanlardan beklentimiz ne kadar az ise o kadar mutlu oluruz
Nesiminin KULA MİNNET EYLEMEM şiirindeki gibi
Selam ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL