0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
223
Okunma

Balat’ın o zamana direnen dar sokaklarında, bir cami köşesine ilişmişken başladı her şey. İnsan, kendi kibir kalesinden çıkıp da bir örümceğin sabrına nazar eylediğinde, aslında ne kadar "hiç" olduğunu anlıyor. Anne karnındaki o aciz cenin misali; bazen kıymeti bilinmez bir nefes kadar mahkûm, bir nefes kadar muhtacım O’na…
Evrende her zerre, bu eşsiz nizamın içinde kendine has bir secde halindedir. İzlediğim o örümcek, ilmek ilmek ördüğü o ağla bağlıdır bu düzene. Sanmayın ki o ağ, sadece mahlukat için kurulmuş bir tuzaktır. Görebilene bin bir gizli hakikat fısıldar; basireti bağlanana ise sadece bir av partisi… O ağa düşüp kanat çırpan sineğin beyhude çırpınışı, aslında dünya hırsının peşinde yorulan biz insanoğlu için en büyük ibret değil midir?
Kâinat, birbirine görünmez halkalarla bağlıdır. Bu muazzam nizamı, bir saatin dişlileri gibi işlerken izlemek… İşte o an, karşısında küçülüyorum. Acizliğim ayna oluyor bana; içimdeki o sahte "ben" duvarlarını tek tek yıkıyor.
Bir zamanlar göbek bağım kesilmişti; beni dokuz ay on gün canında taşıyan annemden ayrılmıştım. O manevi bağ, öteki aleme kadar kopmadan sürecek, biliyorum. Lakin beni Yaratanla olan bağım nerede gizli? Beni bu dünyada var kılan gerçekten su mu, yoksa ekmek mi?
"Ne?" sorusunu sordukça, başımdaki o benlik fesi eğiliyor O’nun yoluna. Ne-Fes… İşte bu! Benimle olan, benden son anıma kadar ayrılmayacak olan o ruh, nefesimde gizli. Ben bu dünyaya O’nun bahşettiği bir "bağ" ile, yani nefesle bağlıyım. Söyleyin bana; hangi ikram bu kadar lezzetli, hangi bağ bu kadar hayati olabilir?
Bir işverenin, yanında çalışan işçiye emeği karşılığında verdiği o kısıtlı ücreti düşünürüm bazen… Sonra kendime döner sorarım: "Ben, aldığım tek bir nefesin bedelini nasıl öderim?"
Bana o nefesi bahşedenin sayesinde yürüyor, çalışıyor, özgürce seyahat edebiliyorum. Peki, merhametlilerin en merhametlisini ne zaman hatırlayacağım? Hakikatin içine gizlenen o mucizeleri ne zaman fark edeceğim?
Dünya meşguliyetleri içinde çırpınıp dururken; bedenim ve ruhum, farkında bile olmadığım o nefesin şükrünü eda edebilir mi? Bazen sudan çıkmış bir balık gibi şaşkınım; sağa sola yalpalıyor, manevi bir can çekişi yaşıyorum. Ama biliyorum ki; her şeyin bir bedeli var, bu güzelliğin bedeli de ancak "farkındalıkla" ödenir.
Gece gündüz hiç bitmeyecekmiş gibi bir alış-veriş bu… Son nefese kadar sürecek bir devir daim. Kalp ritimlerim bozulsa da, bir dağcının zirveye tırmanışı ve inişi gibi devam edecek bu akış. Bir terzinin kumaş üzerine attığı zikzak dikişler gibi; o en kıymetli ikram olan nefesim, hayat kumaşımı dokuyor her an.
Farkında mıyız ciğerlerimizde her an yapılan o mucizevi hamlenin? Nefes al! Nefes ver!
Ve hatırla ey can; aldığını verememek, verdiğini alamamak kadar yakınsın O’na… Kâinatın korosuna katılmak için önce durmak, bakmak ve nefesin o görünmez bağını fark etmek gerekiyormuş.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.