7
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
229
Okunma

Değerli vatansever,
Millî duyguları güçlü, onurlu Türk Milleti;
Bugün sizlere, bu vatanın bayrağını yalnızca göklerde dalgalanan bir sembol olarak değil, yüreğinde bir emanet gibi taşıyan bir insan olarak sesleniyorum.
Ortak tarihimizin, ortak kaderimizin ve omuzlarımızda taşıdığımız ortak sorumluluğun bilinciyle bu satırları kaleme alıyorum.
Bizi biz yapan değerlerin başında, uğruna ağır bedeller ödenmiş bayrağımız gelir. O bayrağın rengi rastgele seçilmemiştir; hangi cephelerde, hangi direnişlerde, hangi can pahasına bedeller ödeyerek, bugünlere taşındığını bilen bir milletiz. O kırmızı, yalnızca bir renk değil; şehidin kanı, gazinin onuru, bir milletin diz çökmeyi reddeden iradesi ve anaların duasıdır.
Bu bilinci taşıyan insanlar olarak, damarlarımızda dolaşan asil kanın farkındayız. Bu farkındalık, övünçten değil; sorumluluktan doğar. Çünkü tarih bize yalnızca bir geçmiş bırakmamış, aynı zamanda korunması gereken bir gelecek de emanet etmiştir.
Bizler, bayrağa bakarken sadece bugünü değil; dünün mücadelesini ve yarının sorumluluğunu da görürüz. İşte bu yüzden bu seslenişim, bir anlık duygunun değil; köklü bir aidiyetin, sarsılmaz bir duruşun ifadesidir.
Nusaybin’de Türk bayrağımıza uzanan el, yalnızca bir kumaşa değil; bir milletin onuruna, tarihine ve ortak hafızasına yönelmiş açık bir meydan okumadır. Bu topraklarda bayrak, sıradan bir sembol değil; bin yıllık mücadelenin, şehitlerin, gazilerin ve ayakta kalma iradesinin adıdır.
Bayrağa uzanan her el, karşısında yalnızca devleti değil, seksen beş milyonun vicdanını bulur. Çünkü bu bayrak, sınır karakollarında tutulan nöbettir; depremde enkaz başında dalgalanan umuttur; cephede, dağda, şehirde verilen mücadelenin sessiz ama en güçlü tanığıdır.
Nusaybin’de yaşanan hadise, millî birlik ve beraberliğin, ne denli hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Provokasyonlar gelip geçicidir; ancak millet olma bilinci kalıcıdır. Bu bilinç, bayrağa uzanan eli durdurur, niyeti boşa çıkarır ve gereken cevabı vakur bir kararlılıkla verir.
Türk milleti, bayrağına yapılan her saygısızlığı kendisine yapılmış kabul eder. Bu refleks, öfkeyle değil; tarihsel sorumlulukla, devlet aklıyla ve sarsılmaz bir duruşla şekillenir. Nusaybin’de yaşananlar karşısında gösterilen tepki de tam olarak budur; Sessiz ama sert, kararlı ama kontrollü.
Unutulmamalıdır ki; bu coğrafyada bayrak yalnızca dalgalanmaz, korunur. Ve Türk bayrağı, kendisine uzanan her eli geri çekecek kudrete, bu milletin yüreğinde fazlasıyla sahiptir.
Bu gerçek, yalnızca bugünlerin değil, yüzyılların bize bıraktığı ortak bir mirastır. Türk bayrağı; varlıkla yokluk arasına sıkıştığında geri adım atmayanların, umudu en zor zamanda bile diri tutanların mirasıdır. O bayrak, savaş meydanlarında yere düşmesin diye göğsünü siper edenlerin; barış zamanında ise onu başının üzerinde taşıyanların emanetidir.
Nusaybin’de yaşanan provokasyon, bir kez daha göstermiştir ki Türk milletinin hafızası diri, refleksi güçlüdür. Bu hafıza, geçmişi unutan bir kalabalık değil; bedeli hatırlayan bir millettir. Çünkü bu topraklar, sözle değil, fedakârlıkla vatan olmuştur. Bu bayrak, masa başında değil, cephede yükselmiştir.
Bayrağa yönelen her saygısızlık, aynı zamanda milletin geleceğine dair kurulan hesapların bir parçasıdır. Ancak bu hesaplar, her defasında Türk milletinin sarsılmaz duruşuna çarpmıştır. Zira bu millet, neyi ne pahasına koruduğunu çok iyi bilmektedir. Bayrak, bu bilincin en görünür hâlidir.
Millî birlik ve beraberlik, sloganlarla değil; işte tam da bu anlarda ortaya çıkar. Kimliğin, aidiyetin ve ortak kader duygusunun sınandığı zamanlardır bunlar. Nusaybin’de yaşananlar, bu sınavdan bir kez daha geçildiğini ve milletin bu sınavdan alnı açık çıktığını göstermiştir.
Türk bayrağına uzanan her el şunu bilmelidir: Bu millet için bayrak, asla tartışma konusu değildir. Türk Bayrağı, kırmızı çizgimizdir. Bayrak, egemenliğin, bağımsızlığın ve ortak geleceğin teminatıdır. Ona yönelen her girişim, karşısında yalnızca kurumları değil; milleti bulur. Ve bu millet gerektiğinde vakur durur ama o duruşun arkasında asırlık bir irade vardır. Türk bayrağı, bu iradenin gökyüzüne çekilmiş hâlidir.
Bu yüzden bu topraklarda, bu milletin bayrağı kolay kolay düşmez. Düşmesin diye omuz verenler eksik olmaz. Gerekirse gövde olur, gerekirse kefen olur, ama bayrağı yere bırakmaz. Ve Türk milleti, emanetine uzanan her eli, iradesiyle geri çektirir.
----------------------------
haberton.com/turk-bayragina-el-uzatan-karsisinda-bir-milleti-bulur/
5.0
100% (5)