7
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
271
Okunma
Zaman geçti, çağ değişti. Bir zamanlar köyden kente doğru dur durak bilmeyen bir yolculuk vardı. Her giden, arkasında bir ocak söndürdü; bir harman yeri sustu, bir çeşme yetim kaldı. Köyler boşaldı, şehirler doldu. Uzun yıllar boyunca herkes aynı cümleyi kurdu: “Köyde hayat kalmadı.”
Ama bugün geldiğimiz noktada bu sözün ne kadar eksik olduğunu acı tecrübelerle görüyoruz. Kentler büyüdükçe insan daraldı. Beton yükseldi, gökyüzü uzaklaştı. Gürültü çoğaldı, iç ses azaldı. Her şeyin hazır olduğu ama hiçbir şeyin huzur vermediği bir hayatın içine sıkıştık. Çalışmak hayatın tamamı, emekli olmak ise hayatın sonu sanıldı.
Köyler neden terk edildi? Mazot pahalıydı, gübre pahalıydı, üretmek zahmetliydi. Çiftçi tarlada alın teri döktü ama emeğinin karşılığını alamadı. Bu şartlar köy hayatını zayıflattı, toprağı sessizliğe mahkûm etti. Ancak bugün çok açık bir gerçek var: Köy yoksa kent de yok. Toprak üretmezse şehir doymaz.
Bu hakikati yıllar önce bir cümleyle dile getirmişti Mustafa Kemal Atatürk: “Köylü milletin efendisidir.” Bu söz, bir övgüden ibaret değildir; bir devlet vizyonudur. Çünkü bu milletin geleceği, toprağı işleyen ellerde saklıdır. Köy; geçmişin yükü değil, yarının teminatıdır.
Modern hayat insanı hareketsiz bıraktı. Doğadan kopan bedenler hastalığa teslim oldu. Yediklerimiz doyurdu ama beslemedi. Hareketsizlik, hazır gıda ve stres; felçten kronik hastalıklara kadar pek çok derde kapı araladı. İnsan, yaratıldığı düzenden uzaklaştıkça hem bedeni hem ruhu yoruldu.
Oysa köy sadece bir yaşam alanı değildir; bir dengedir. Mevsimi beklemeyi, emeğin kıymetini, azla yetinmeyi öğretir. Toprağa basan ayak, güneşle uyanan beden kolay kolay yabancılaşmaz hayata. Köy, insana yavaşlamayı değil; doğru hızda yaşamayı öğretir.
Bir zamanlar radyolardan bir türkü yükselirdi: “Hadi gel köyümüze geri dönelim…” O türkü sadece bir hasreti değil, bir hakikati fısıldıyordu. Bugün dönüp baktığımızda anlıyoruz ki bu çağrı, bugünün dünyasına da sesleniyor.
Belki her şeyi bırakıp hemen dönmek mümkün değil. Ama yönümüzü çevirmek mümkün. Toprağa, emeğe, sadeliğe… Köyler yeniden canlandırılmalı, üretim desteklenmeli, gençler toprağa küstürülmemelidir. Çünkü şehir, insana çok şey vaat eder ama ruhunu yorar. Köy ise az şey sunar gibi görünür; insanı kendine geri verir.
Hadi gel köyümüze geri dönelim. Bir nostalji için değil; yeniden insan kalabilmek için.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (7)