0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
184
Okunma
Türkiye’de her sabah yeni bir ölüm haberiyle uyanıyoruz.
Bir genç daha “aşırı doz”dan hayatını kaybetti.
Bir çocuk daha sentetik bir maddenin kurbanı oldu.
Bir aile daha sessizce dağıldı.
Ve biz hâlâ “neden?” sorusunu sormaktan çok, alışmaya çalışıyoruz.
Bu bir tesadüf değil, bu bir sonuçtur
Uyuşturucu kullanımı Türkiye’de artık marjinal bir sorun değil.
Bu mesele ne “birkaç kötü çevre”, ne de “ahlaki zaaf” meselesi.
Bu, sistemli bir çöküşün sonucudur.
Bugün çocukların bile rahatlıkla ulaşabildiği sentetik maddeler,
okul önlerinde, mahalle aralarında, sosyal medya mesajlarında dolaşıyor.
Peki soralım:
Bir ülkede uyuşturucu bu kadar yaygınlaşmışsa,
Güvenlik nerede?
Sosyal politika nerede?
Eğitim nerede?
Gelecek umudu nerede?
İktidarın sorumluluğu: Görmemek mi, görmezden gelmek mi?
Yirmi yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten iktidar, bu tablonun doğrudan sorumlusudur.
Gençlere sürekli “ahlak”, “sabır” ve “şükür” öğütleyenler;
Genç işsizliği rekor kırarken,
Eğitim sistemi her yıl değişirken,
Hayat pahalılığı umutları ezerken,
Psikolojik destek neredeyse lüks hâline gelmişken,
bu gençlerin neden kaçacak bir yol aradığını hiç sormadı.
Uyuşturucuya karşı “sert cezalar”dan bahsetmek kolaydır. Ama asıl soru şudur:
Bu çocuklar bu maddeye neden ihtiyaç duyuyor?
Bir gencin hayata tutunacak dalı yoksa,
gelecek tahayyülü yoksa,
adalete güveni yoksa,
o genç zaten çoktan kaybedilmiştir.
Sessizlik de bir tercihtir
Daha acı olan şu:
Bu ölümler karşısında siyasetin dili neredeyse tamamen suskun.
Bir tweet yok.
Bir Meclis gündemi yok.
Bir ulusal seferberlik yok.
Çünkü uyuşturucu meselesi;
Reyting getirmiyor,
Oy kazandırmıyor,
“Beka” kadar kolay slogan üretmiyor.
Ama her sessizlik, bir çocuğun daha hayatına mal oluyor.
Muhalefet: Peki siz neredesiniz?
Bu tablo karşısında sadece iktidarı eleştirmek yetmez.
Muhalefet de uzun süredir bu meseleyi ikincil bir başlık olarak görüyor. Uyuşturucu, gençlik politikalarının merkezinde değil; kenarında duruyor.
Seçim dönemlerinde vaatler havada uçuşuyor ama:
Mahalle temelli rehabilitasyon merkezleri nerede?
Okullarda gerçek psikolojik destek nerede?
Ailelere yönelik koruyucu sosyal politikalar nerede?
Gençlerin ölümünden sonra yapılan “taziye açıklamaları”, bir politika değildir.
Muhalefet, sadece iktidarın hatalarını saymakla değil, umut inşa etmekle yükümlüdür.
Bu sadece gençlerin meselesi değil
Uyuşturucu kullanan çocuklar “başka ailelerin çocukları” değil. Bu mesele ne bir sınıfın ne bir mahallenin sorunu.
Bu, ülkenin geleceğinin sorunu.
Bir toplum gençlerini kaybediyorsa, sadece bireyler ölmez; gelecek de ölür.
Son söz
Türkiye’de gençlik nereye gidiyor sorusunun cevabı acı ama açık:
Sahipsizliğe.
Ve bu sahipsizlik, iktidarın ihmaliyle, muhalefetin yetersizliğiyle, toplumun alışkan sessizliğiyle derinleşiyor.
Uyuşturucu bir sebep değil, bir sonuçtur. Asıl bağımlılık, adaletsizliğe, umutsuzluğa ve sessizliğe olan bağımlılıktır.
Bu düzen değişmeden, her gün yeni bir ölüm haberi duymaya devam edeceğiz.
Ve her ölüm, hepimizin ortak utancı olarak kalacak.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.