6
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
358
Okunma
Toplumumuzda sıkça söylenen bir söz var;
“Büyüklük sende kalsın.”
Çoğu zaman kavga çıkmasın, huzur bozulmasın diye söylenir. Ancak bu söz, yerinde kullanılmadığında bir erdem olmaktan çıkar, yanlışa sessiz kalmanın mazereti haline gelir.
Bugün birçok haksızlık bu cümlenin arkasında saklanıyor, hak gasp ediliyor; ama itiraz eden değil, susan “olgun” sayılıyor. Oysa suskunluk her zaman büyüklük değildir. Bazen susmak, yanlışın büyümesine katkı sağlamaktır.
Kur’an bu konuda açık bir ölçü kayar;
“Ey iman edenler! Kendinizin, anne-babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa adaleti ayakta tutan kimseler olun.”
(Nisa, 4/135)
Bu ayet bize şunu öğretir: Adalet, susarak değil; doğruyu söyleyerek ayakta tutulur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurur;
“Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin.”
( Müslim, İman, 78)
Demek ki yanlışı görüp hiçbir şey yapmamak, mümin duruşuyla bağdaşmaz.
Gerçek büyüklük; haksızlık karşısında susmak değil; edep ve hikmetle itiraz edebilmektir.
Toplumlar, kötüler yüzünden değil; iyilerin “büyüklük sende kalsın” diyerek sustuğu zaman çürür.
Belki de artık şu cümleyi yeniden düşünmeliyiz:
Büyüklük bazen susmakta değil, doğruyu söyleme cesaretindedir.
Fevzi GÜLTUNA
5.0
100% (5)