1
Yorum
11
Beğeni
0,0
Puan
162
Okunma

Çocuklar bir gün evden giderler ve bu gidiş, çoğu zaman yüksek sesli bir vedaya benzemez bu takvimde işaretli bir gün değildir, sessizce gelip yerleşir bir yerde hayata. Önce bir çekmece boşalır, sonra bir oda sadeleşir. Çünkü hayat onlara evden biraz daha büyük bir şey fısıldar ve onlar da bu fısıltıya kulak verir.
Giderken gözlerinde hayata karşı bir heves vardır. Omuzlarında adını koyamadıkları ince bir ağırlık taşırlar. Cesaretle karışık bir korku. Sizin gözünüzde hala çocukturlar ama onlar çoktan başka bir yola bakmaya başlamışlardır artık ve kapı kapanır. Ses çıkarmaz belki ama evin içinden bir şey eksilir.
Çünkü çocuklar evden gidince, ev sadece sessizleşmiyor aynı zamanda ev boşalır.
Sesler hala vardır ama kime ait olduklarını şaşırırlar, sabah uyanırsınız kahvaltı hazırdır ama acele yoktur. Kimse geç kalmaz, kimse beş dakika daha demez. Antredeki ayakkabılar bile artık yol bilmez. Askıda duran montlar, mevsimi unutmuştur. Bir zamanlar şikayet ettiğiniz dağınıklık, şimdi yokluğuyla can yakar.
Zaman da değişir, saatler ilerler ama gün dolmaz. Öğleden sonraları uzar, akşamlar erken gelir. Mutfak masası dört kişilik alışkanlığını terk edemez. Bir tabak eksiktir, kaldırmaya eliniz varmaz. Çünkü bazı boşluklar toplanmaz.
Çocuklar evden gidince artık evin dili de değişir.
“Annem duymasın”lar, “Babamı idare et”ler, “Ben zaten biliyorum”lar…
“Ben çocuk muyum?”lar, “Beni anlamıyorsunuz!”lar, “Amma meraklısınız”lar…
Bir zamanlar sabrınızı zorlayan bu cümleler, el ele tutuşup hep birlikte giderler.
Onlar gidince, “Ne giyeceğim?”ler, “Arkadaşımda kalacağım”lar, “Arkadaşlarımla çıkıyorum”lar da peşlerinden sessizce kaybolur. Ev, kelimelerini yitirir.
Arka odadan yükselen müzik susar. Banyoda kalan parfüm kokusu bir süre daha direnir. Ortasından sıkılmış diş macunları, aynada unutulmuş saç tokaları… Eşya bile neye hizmet ettiğini şaşırır. Kareli yatak örtüsünde gençliğin izi kalmıştır, dokunmaya kıyamazsınız.
Bazen gece uyanırsınız. Bir ışık açık mı kalmış diye bakarsınız ama aslında aradığınız ışık değildir. Bir kapıyı aralarsınız, oda düzenlidir. Fazla düzenlidir. Ev, sizi kendi hafızasıyla sınar.
Çocuklar bir gün evden giderler.
Giderken, yüreğinizin bir parçasını da yanlarında götürürler. Ama geride kalan parça, onlara tutunacak bir iz bırakır.
O izde sizden çok şey vardır, bunu bilirler. Aldıkları her kararda, vardıkları her yol ayrımında, sevinçlerinde ve acılarında bu sessiz bilgiyi hissederler.
Yeter ki onların yaşam pınarlarına hayat veren kaynak berrak olsun.
Yeter ki sizden doğup hayata karışan bu su, hikmeti bol bir yol izlesin. Irmak olsun, nehir olsun, ama sonunda yönünü kaybetmesin.
Çocuklar evden gider evde kalan, zamanın artık onlara ait olmadığını öğrenir.
“Unutmayın çocuklar gider, ev susar, zaman içeri girer.”
*
Mehmet Demir
171123