5
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
296
Okunma

Bugünlerin güzelliğini yaşarken, geçmişin bıraktığı izlerde dolaşmadan edemiyorum.
Çocukluğumda tüm şehire narlıca suyu dediğimiz içme suyu , üç günde bir verilirdi. O da tüm gün değil sabahtan akşama kadar! Kilis kurak bir şehirdi.
Deposu olan doldurabildiği kadar depolardı. Olmayanlar ise kap kacak , bidon ne bulursa doldururdu.
O suyu üç gün yetirmeye çalışırdık.
Çiçek sulamaya, havuş (avlu) yıkamaya kullanmazdık o suyu.
Onun için kuyudan kova kova su çekerdik.
Öyle bir iki kova ile iş bitmezdi. Kollarım ağrırdı su çekmekten.
Lastik kovanın lastikten ipinden damlayan kara kara sular kollarımız boyunca sızar dururdu.
Havuş temizliği, dereclerin (taş merdiven) yıkanması,tuvalet temizliği, ekinlikteki çiçeklerin sulaması biter ama iş bitmezdi. Sıra dış kapının önünün sulanması süpürülmesine gelirdi.
Hış ter içinde kalırdık.
Dam başına (debbelerin)bidonların içine koyduğumuz sular ısınmışsa , onlarla duşumuzu alırdık. Yaz günü banyo sobası yakılmazdı. Güneşte ısıtılan sular işimizi görürdü.
Güneş enerjisinden biz de böyle yararlanırdık.
Narlıca suyu biterse, debbeler elimizde Kurdağa Kasteli ‘ne gider sıraya girer suyumuzu doldurur evimize taşırdık. Kuyu suları içilmezdi.
Kış günlerinde ise anam , banyodaki sobayı, içine doldurduğu odunlarla yakar, ısıtır orada yıkanırdık.
İdare ederdik suyu!
Önce suyu idare etmeyi öğrendik. Sonra hayatı!
Hayat bize öyle farklı süprizler hazırlamıştı ki !
Ne kaçabiliyor, ne de değiştirebiliyorduk.
İyi ki idare etmeyi öğrenmiştik.
Pes etmedik böylece!
Kendimizi hayatın girdabına bırakıp kaybolmadık.
Çalıştık, çırpındık!
Hem de hiç durmadan!
“Kader! “ dedik.
Ama , o kaderin yönünü , bir nebze olsun değiştirmek için canla başla çalıştık.
Hala devam ediyoruz çalışmaya!
Kaplıca otellerinin sıcak havuzlarında vücudumu dinlendirirken, geçmişteki o yaşam çırpınışları aklıma geliyor .
Gülümsüyorum kadere!
“Nereden nereye?” diyorum.
“Nereden nereye?”
Bu yazıyı kaleme almamdaki gayem hava atmak değil.
Sakın ha sakın!
Aman ha aman!
Yanlış anlamayın beni.
Mütevazılık benim edep gömleğimdir.
Demem o ki, hayatta insanoğlunun başına her şey gelebilir. Yokluk yoksulluk da bizim için, varlık da bizim için.
Önemli olan , sabretmek, çalışmak , pes etmemek ve en önemlisi şükür etmek!
Sağlıcakla, selametle kalın!
17.01.2026
Tülay Sarıcabağlı Şimşek
5.0
100% (9)