0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
205
Okunma
Orta yaş, insana bazı gerçekleri bağırarak değil, usulca fısıldayarak öğretir.
Mesela şunu: Kahramanlar geçicidir, ihanet kalıcı.
Bir Kürt olarak bunu öğrenmek için tarih kitabı okumaya gerek yok; aynaya bakmak yeterlidir.
Gençken direniş bir destandı.
Dağ gibi dururduk kelimelerin önünde,
Her slogan geleceği biraz daha yaklaştırıyordu sanki.
Liderler vardı; sesleri gür, vaatleri bol, fotoğrafları duvarlarda.
Hepsi “son kez” diyordu,
Hepsi “artık farklı” diye başlıyordu.
Sonra orta yaş geldi.
İnsan hem hafızasını hem beklentilerini törpülüyor.
O duvardaki fotoğrafların yerini rutubet alıyor,
Liderlerin cümlelerini ise dipnotlar.
Meğer destan dediğimiz şey,
Hep aynı yerden kaybetmenin edebi adıymış.
İhanet bizde sürpriz değildir.
Sadece zamanlaması değişir.
Bazen seçimden sonra gelir,
Bazen bir masanın altından,
Bazen “daha uygun bir dönem” bahanesiyle.
Alışkınız.
Can yakan tarafı ihanetten çok,
Her seferinde şaşırmış gibi yapmamız.
Direniş ise hâlâ anlatılır.
Anlatılır çünkü yaşandı.
Çünkü gerçekten yüründü o yollar,
Gerçekten gömüldü gençlik.
Ama orta yaş şunu ekler hikâyeye:
Direnen hep halktı,
Kazanan çoğu zaman başkası.
Bugün liderleri dinlerken sesini kısıyorum.
Sözler tanıdık, ton aynı, sonuç belli.
Artık alkışlamıyorum,
Ama yuhalamıyorum da.
Bu da orta yaşın getirdiği bir yorgunluk sanırım:
Öfkeye bile tasarruflu davranmak.
Ve evet,
Sonunda yine kaybediyoruz.
Toprak kaybediyoruz,
Zaman kaybediyoruz,
İnsan kaybediyoruz.
Ama en çok da
“Bu kez farklı olacak” cümlesine olan inancımızı.
Yine de tamamen umutsuz değilim.
Sadece daha sade bir umudum var artık.
Lidersiz, afişsiz, büyük lafsız.
Birbirine yalan söylemeyen insanlar kadar küçük,
Ama ihanet etmeyecek kadar gerçek.
Orta yaş, bir Kürt için şunu kabullenmek demek:
Kaybetmek kader değil belki,
Ama tekrar tekrar aynı yerden kandırılmak
Artık bizim hatamız.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.