0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
177
Okunma
Basın toplantısı kısa sürdü ama yankısı uzun oldu.
Çünkü Fönlü Başkan bu kez cümleleri uzatmadı.
Liste yaptı.
Beş ülke.
Beş kısa cümle.
Beş tane “bir şey”.
İlk olarak Küba geldi.
— Düşmeye yakın görünüyorlar, dedi.
Ne düşüşü, ne zaman, nereye…
Açıklamadı.
Ama “yakın” dedi.
Yakın kelimesi piyasaları ürkütmeye yetti.
Danışmanlar not aldı:
Yakın = müdahale mesafesi
Sonra Kolombiya.
— Askeri operasyon kulağıma iyi geliyor.
Kulağına.
Operasyonun kendisi değil, sesi.
Tank değil, tını.
Harita açılmadı, sadece ses yükseldi.
Üçüncü sırada Meksika vardı.
— Orada bir şeyler yapılmalı.
En tehlikeli cümle buydu.
Çünkü “bir şey” sınırsızdı.
Duvar olabilir.
Anlaşma olabilir.
Tweet olabilir.
Ya da sadece “yapılmış gibi” durmak.
Dördüncü başlık İran’dı.
Ses tonu sertleşti.
— Protestocuları öldürürlerse, onları sert şekilde vururuz.
Kim vuracak, neyle, ne zaman?
Belli değil.
Ama “sert” kelimesi özellikle vurgulandı.
Basın o kelimeyi manşete taşıdı.
Diplomatlar o kelimeden kaçtı.
Son olarak Danimarka.
Herkes rahatladı sandı.
Ama cümle geldi:
— Grönland’a ihtiyacımız var.
Ne için?
Kim için?
Kimin ihtiyacı?
İklim mi, strateji mi, ego mu?
Sorular sorulmadı.
Çünkü Fönlü Başkan sorulardan hoşlanmazdı.
Cevapları severdi.
Kendi verdiği cevapları.
Toplantı bittiğinde dünya şunu anladı:
Ortada plan yoktu.
Ama niyet boldu.
Haritalar yeniden çizilmedi.
Ama oklar çizildi.
Yönleri tam belli değildi, ama hepsi dışarı bakıyordu.
Bir danışman fısıldadı:
— Efendim, bu söyledikleriniz politika mı?
Başkan aynaya baktı, fönünü düzeltti.
— Hayır, dedi.
— Bu bir ruh hâli.
Ve dünya bir süre daha,
“bir şeyler yapılmalı” cümlesinin
ne anlama geldiğini tahmin ederek yaşadı.
5.0
100% (2)