7
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
295
Okunma

Mahzun bir gülüş konakladı: şehrin ayrık yakasına kondu tüm gidişler ve geç kalışlar.
Tüneyendi umut belki de tükenendi insan.
Türetendi yine insan ama en çok yalanlarını öyle ki kendi dahi inanmıştı ağzından çıkanlara öylesine ruhu satılmıştı ki şehir eşkıyalarına.
Sadece şehri İstanbul da değildi mağdur olan nice şehir nice insan nice şair ve çoğunun yok saydığı en çok da yaktığı sayısız şiir.
Muhatap alınmadı kimisi hele ki çocuk hele ki kadın hele ki yalnızsa insan.
Müdavimi iken güzelliklerin ve işte bozguna uğrayanlar uğratanlarsa hem k/ayıp hem zalim.
Göktü gürleyen ama içine tıpkı masumiyet gibi ya da anne karnında kıvrılmış o cenin:
Doğmamış çocuğa dahi kıyılabilirken…
Doğmamış hayallere dahi…
Türeyendi hüzün yakasından da düşmedi gitti mazlumun ve şehrin.
Huzura biat bir açılım iken en çok istenen ve dünya nüfusu hızla büyüyüp hızla da iyilik tükenirken.
Alaya alınandı en çok:
Aşkın bakaya kaldığı misal…
Ruhun fıtratı ve isyanı hak bilen nasıl da edilmişken ziyan.
Oysaki güzelliklerle hemhal olmalıydı cihan.
Suskular dinmezken sesler duyulmazken ve hıçkırıklar arşı alaya çıkan lakin tüm cihanın da sessiz kaldığı.
Uzak addedilen coğrafyalarda kısa menzilli silahlar ablukaya da almışken masum halkı masum vicdanları ve işte duyarsızlığın tavan yaptığı şiirlerin kanadığı şairlerin yüreklerinin aldatıldığı ama kalemin susmadığı.
Zılgıt yiyen evren ve doğa.
Kirlenen ruhlar ve kirletilmeye çalışılan bedenler.
Nüfuz eden o isyan ki…
Nasıl da aşikâr ölü insan izlekleri…
Ama vicdanların uzaktan kumanda ile yönetildiği uzaktan uzağa kulağa gelen siren sesleri.
Renklerse solgun.
Rivayet o ki: insanlık uykuda.
Solungaçları kayıp tüm kıtaların tüm diyarların…
Rivayet o ki:
Rehavet geviş getirmekte.
Huzura bulaşan hüzün damlacıkları.
Akla zarar yüreklerin içine yerleştiği ufacık tabutları.
Kayıplar revaçta lakin ayıp addedilen en ufak bir şey yok sadece örselenen masumiyet dışında.
Gölgeler firarda.
Karanlık pusuda.
Ve geceyi delen bombalar ya da suskuyu giyinmiş insanlar en çok da paranın gücü ve dokunulmazlığında tepeye yerleşmiş gaipten gelen komutlar.
Çöken omuzlar.
Çökertme oynayan namlular.
Hidayetin sırrına vakıf her kim ise her şeye rağmen nasıl da şükretmekte hele ki Kandil gecesine eşlik ederken dualar ve gönülden dökülen yaşlar yasına itaat eden ve de kabullenen ama doğrudan ve Allah yolundan sapmayanlar…
Sevgili Peygamberimizin, Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksaya, oradan semaya, yüce âlemlere ve İlahi Huzura yükseldiği gece olarak kabul eden Miraç Kandilimiz tüm İslam âlemine ve sevgili dostlarıma hayırlı kutlu olsun.
5.0
100% (9)