7
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
232
Okunma
İnsan olmak kolaydır; adam olmak ise pahalı bir erdem…
Cenâb-ı Hak herkese bir can, bir nefes vermiştir. Aynı göğün altında, aynı toprağın üzerinde yürürüz. Doğarız, büyürüz, çalışırız, bir düzen kurarız; aile oluruz, toplum oluruz. Yaşımız el verdiğince, ömrümüz el verdiğince bu bedeni taşır, bu hayata karışırız. Ama bütün bunlar, adam olmak için yetmez. Çünkü insan olmak bir başlangıçtır; adam olmak ise bir imtihan.
Adamlık, nüfus cüzdanında yazmaz. Ünvanla, makamla, servetle ölçülmez. Adamlık; vicdanla başlar, ahlakla derinleşir, merhametle kemale erer. Sözünle durabilmek, gücün varken incitmemek, hakkın yokken susabilmek… İşte adamlık, tam da burada kendini gösterir. Herkes konuşur ama azı sözünün ağırlığını taşır. Herkes yürür ama azı ardında iz bırakır.
Bugün yeryüzünde çok insan var, ama adam kıtlığı çekiyoruz. Çünkü adamlık fedakârlık ister. Bedeli vardır. Bazen yalnız kalmayı, bazen kaybetmeyi, bazen de susarak direnmeyi göze almayı gerektirir. Adam olan, çıkarına değil doğrusuna bakar. Menfaati için eğilip bükülmez; eğilse bile şahsiyetini kırmaz. Adamlık, rüzgâra göre yön değiştirmemektir.
İnsanım demek kolay; insan kalmak zordur. Daha da zoru, adam kalabilmektir. Zira adamlık, başkasının acısını kendi kalbinde duyabilme hassasiyetidir. Güçlüyken adil olabilmek, haksızlığa uğradığında bile zulme razı olmamaktır. Adamlık, intikam değil adalet duygusuyla yürümektir. Kimse görmezken de doğru kalabilmektir.
Bu çağda nice insanlar, adamlık vasfını yitirdiği için insanlığa ağır bedeller ödetiyor. Adı insan olan ama insani vasıfları taşımayan hâller görüyoruz. Bu hâlleri tarif ederken dili sertleştirmek kolaydır; ama mesele suçlamak değil, yüzleşmektir. Çünkü aradığımız adam, başkası kadar kendimiziz de. Bu deneme, bir başkasını yargılamak için değil; aynaya bakmak içindir.
Kendimize sormalıyız:
Sözüm, kalbimle bir mi?
Hakkı savunurken cesur muyum, menfaatim zedelendiğinde suskun mu?
Güç elimdeyken adil miyim, güç karşıdayken eğiliyor muyum?
Ben ne kadar adamım?
Adamlık, öğrenilen bir bilgi değil; yaşanan bir hâl, taşınan bir yüktür. Omuz ister, yürek ister. Herkes taşıyamaz. Bu yüzden adamlık pahalıdır. Ama değeri de oradan gelir. Adam olan, az bulunur; bulunduğunda ise çoğalır. Çünkü adamlık bulaşıcıdır; göreni düşündürür, dokunanı değiştirir.
“Adam adam ola” derken, bir temenniden fazlasını söylüyoruz aslında. Bir çağrıdır bu: Kendimize, birbirimize, insanlığa… Yeryüzünde gezinmek yetmiyor; iz bırakmak gerekiyor. Yaşamak yetmiyor; yaşatmak gerekiyor. İnsan olmak başlangıçtır; adam olmak hedeftir.
Ve belki de bu satırların asıl muradı şudur:
Okuyan herkes, bir an durup düşünsün…
“Ben bu adamlık vasfının neresindeyim?”
Eğer bu soru kalpte yankı buluyorsa, deneme amacına ulaşmıştır. Çünkü adamlık, önce soruyla başlar.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (13)