3
Yorum
2
Beğeni
3,7
Puan
131
Okunma
Seyahat hobimdir, dünyanın bir çok ülkesini gezdim. "Piyango’dan büyük ikramiye sana çıktı, neyaparsın" deseler, dünya’yı gezerim derim. Şubat 2017 yılında iş seyahatı, bir haftalık Avustralya- Sydney seyahatımız başlamıştı. Müslüman bir körfez ülkesinin uçağıyla sefer duasından sonra, İstanbul’dan havalandık 18 saatlik aktarmalı uçuş ile varış noktasına Avustralya kıtasına, Sydney’e gelmiştik, bu ülkeyi ve şehri farklı kılan, ülkemizden oldukça uzak olması ve Güney yarım kürede olduğu, şubat ayında yaz ayları yaşanıyor olması, diğer ülkelerden farklı oluşu ilgimi çekmişti. Önünde eleği olan otobüs ile şehre doğru yol almaya başladık, bu arada otobüsün önündeki dikdörtgen eleğin amacı gece kanguruların zıplayarak yolda araçlara çarpmakta oldukları için koruma amaçlıymış. Cam kenarında ikişer katlı evleri izlemeye başladım, önü çim, evcil hayvan beslameye uygun resim gibi evlerdi. Ülkemde zemheri yaşanıyorken, ben yazlık giysilerimi valizimden çıkartıyordum, kısa kol tişortlarımı, mayomu, kısa çoraplarımı, şortumu, güneş gözlüğümü getirmiştim. Yedi günlük seyahat başlamıştı.
Gökyüzü masmavi, güneş yakıyor tam bir deniz havası vardı. Bu şehrin dünyada yaşanacak şehirler sıralamasında 4.sırada olduğunu biliyordum. Başkenti Melbourne ise 1. Sırada yer alıyormuş. Burası ülke olmasının yanısıra dünyanın 7 kıtasından biriydi. 2.gün tür otobüsü şöforunun Türk olduğunu ve adının Şevker olduğunu öğrendim fırsat buldukça şehir ve ülke hakkında bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Şevket bey , Avustralya’nın gelir düzeyinin bize göre çok yüksek olduğunu, toprağının yüz ölçümünün bizden 10 kat daha fazla olduğunu ancak nüfusunun üçte birmiz kadar 25.000.000 olduğunu açıkladı. Avustralya’da hayvancılık oldukça gelişmiş. Bir sığır çifliğinin; Belçika toprakları yüzölçümünden daha fazlaymış. Bu ülkede kültüründe;
İnsanlarda büyüklenme (kibir) olmadığını
Örneğin, belediye işçileri ile büroklatları, bakanların her kesimin aynı seviyede yaşadığını, kendisinin şöfor olmasının diğer meslek sahipleri ile farklı algılanmadıklarını belirttiler. Tam bir sosyal devlet olduklarını, boşanmış bir kadına devletin her ay 2.000 Avustralya doları ödemekte olduğunu, bu kadının evlenene kadar başkalarına muhtaç olmaması sağlanmaktaymış. Şevket bey kendinden bahsetti biraz, eşiye ve çocuklarıyla ayrı yaşadığını sadece Cumartesi ve pazar günleri ailesi ile görüştüğünü açıkladı. Neden hergün ailen ile birlikte değilsin diye sorduğumda, Devleti kandırmakta olduklarını bu sayede eşinin devletten 2.000 dolar almakta olduğunu açıkladı. Düşündürücü, doğru bulmadım tabiki. Avustralyada yaşayan bir beyefendi de söylediklerimi yorumu ile destekledi; Belli bir şirkette çok iyi pozisyondaymış, Çokta mutluken, yakınını döven başka ülke vatandaşlarını dövdüğü için işten atılmış. Bu tür durumlarda katı disiplin kuralları varmış, kimsenin gözünün yaşına bakılmıyormuş. Ortalıkta pek polis gözükmesede , her vadandaş polis görevi yapıyormuş. Orada yanlış bir şey olduğunda, vatandaşlar ilgili kurumlara bildiriyorlarmış ve cezası evinize geliyormuş. Bu ülkede hava sahasına girdiğinizden itibaren, her türlü sağlık hizmeti parasızmış. Ödemiş olduğunuz vergiler yıl sonunda hesaplanır, bir bölümü geri size iade ediliyormuş. Ev ve araba almak kolaymış, Aynı evde çalışan sayısı birden fazlaysa hayat daha güzelmiş, anlayacağınız yaşanacak bir ülkeymiş. Burada kanguru etinin yendiğini, sayısının 28.000.000 adet olduğunu bu sayıyı insan sayısına yakın tutmakta olduğu için 1.500.000 adedinin imha edileceğini belirttiler. Ülkenin orta bölümlerinin çöl olduğunu ve burada geçmişte kullanılan develerin yabani bir şekilde yaşadığını bunları yakalayarak, Suudi Arabistan’a satmakta oldukları öğrenildi. Burada yerlilere Aborjin dendiğini, Çanakkale şavaşında İngiliz ordusu altında şavaşa katılmış olduklarıda farklı bir konu, Çanakkale savaşı adına yerlileri mutlu eden ise; Çanakkale şehitliğinde yatan Aborjinler için: Mustafa Kemal Atatürk’ün "Sizin çocuklarınız bizim çocuklarımızdır" demesiydi. Fazla yerli bulunmadığınıda belirttiler. Bu kıtada çok canlı çeşidi varmış, cinsi belirlenmemiş, ismi konmamış bir çok sürüngen ve böcek çeşidi varmış.
Bu ülkedenin fiziksel yapısı, kültürü ve yaşam tarzından doğrusu çok etkilendim.
Ülke başta doktor, mühendis gibi göçmenleri kabül ediyor, herkesin mutlu olduğuna şahit oldum. ( Harbour) Sevgililer limanı; Demir köprüsü görülmeye değer, Çağdaş bir şekilde, sabahın güneşi ile birlikte; yürüyüş yapan insanlar, eşofmanları ile spor yapan insanlar, renga renk bisikletliler, kahve içen teyzeler, plaj gezisi yapanlar, yeni evli çiftler, çocuklarını güneşlendiren ailelerin mutluluğu dikkat çekiyordu. Hatra Türkçe konuşan bir abla grubuna rastlayınca biraz sohbet ettik, Yakınlarının burada yerleşik olduğunu ve ara sıra ziyaretlerine gelmekte oldukları anlaşıldı. Şehir planıda oldukça donanımlı ve dikkat çekiciydi, Dünyaca ünlü opera binası, Demir köprü, Sevgililer limanı ve televizyon kulesiyle süslenmiş bir körfez şehri. 3.gün Mavi dağları, eski maden ocağını gezdik, dağlar gerçekten masmavi gözüküyordu, bana Tokat Niksar’ı hatırlattı, Güneşin yansımasındandan Niksar’dada bunun benzeri mavi görüntü oluşmakmaktadır. Şehirde dikkatimi çeken hiç polis, dilenci, hırsız gibi varlıklar ile karşılaşmadık ve tanışamadım çünkü yoktu. Suç işleyen olur ise: yabancı ise dışarı, yerli ise içeri (hapis) şuçu çaydırıcı kuralları var. Gecenin saat 02;00 sinde üç güzel bayana rastladık, çok rahat özgüvenleriyle sohbet ederek yürüyorlardı.
Daha sonra geç saatlerde iki sevgiliye rastladık, bizden samimi bir şekilde, eğlenebilecekleri bir bar aradıklarını sordular, yabancı olduğumuzu ve bilmediğimizi söyledik. Bu arada hiç korna seside yoktu, bir kez ambulans sireni duydum. Arkadaşlarımdan biri bankta yatan birini görmüş o sırada oradan geçmekte olan genç kızlardan biri " Uyuyan adamı uyandırarak yanaklarından öpüp, cebinede para koymuşlar, kızlar yoldan geçen herkese ellerini kaldırıp çak yapıyorlarmış, benim arkadaşım bir kıza kolundan yavaş tutup siz melekmisiniz diye sormuş." Hayır ben genç bir kızım, olmam gerektiği gibi davarnıyorum" demiş."Sizlerede tavsiyem lütfen eşlerinizi aldatmayın" diyerek öneride bulunmuş. Ne dersinizbilmiyorum ama görmezsem bu kadar özgürlük olduğunu düşünemezdim. Tabiki devletin kuralları işliyor insanlar mutlu. Gerçekten güzel bir şehir, farklı ırklardan kültürlü insanların katkısı var diyebilirim. İster istemez insanlarda yaşam sevinci oluşuyor. İsteğim,
Özlemim kendi şehirlerimizin bu düzeyleri gemesidir. Sevgiyle hoşgörüyle kalın sağlıcakla...
5.0
67% (2)
1.0
33% (1)