Ne hoş mırıldanıyorsunuz ey sular! ama duyduğum bu ses daha da güzel... ossian
TİLHABEŞLİ FİLOZOF
TİLHABEŞLİ FİLOZOF

Hesapsız Yaşamın Sonu Yönetimler İçin Kaçınılmaz Hesap Günü

Yorum

Hesapsız Yaşamın Sonu Yönetimler İçin Kaçınılmaz Hesap Günü

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

276

Okunma

Hesapsız Yaşamın Sonu Yönetimler İçin Kaçınılmaz Hesap Günü

Hesapsız Yaşamın Sonu Yönetimler İçin Kaçınılmaz Hesap Günü


Bu yazı, insanlık tarihinin tekrar tekrar ispatladığı kaçınılmaz bir gerçekliğin kayda geçirilmiş hâlidir.
Şunu herkes beynine bir defa daha yazsın: Hesapsız yaşamayı kendine hedef edinen her yönetim, eninde sonunda hesaplaşarak hesap ödemek zorunda kalır.

Bu bir kehanet değil; bu bir tarih yasasıdır.
Bu yasa ne ideolojiden korkar ne dinden çekinir ne ordudan ürker ne de propagandayla geri adım atar. Bu yasa sessiz çalışır, yavaş ilerler ama asla şaşmaz. Bugün İran’ın yaşadığı durum tam olarak budur. Âmâ mesele yalnızca İran değildir. İran, bu gerçeğin görünür hâle geldiği son duraktır; yolun kendisi çok daha uzundur ve bu yolda yürüyenler sadece İran yöneticileri değildir.

Atalar ne demiş: “Birileri yer, birileri bakarsa orada kıyamet kopar.”
Bu söz bir ahlâk öğüdü değil yalnızca; bu söz bir sosyolojik kırılma eşiğinin tarifidir. Bir toplumda üretimle tüketim, emekle rant, fedakârlıkla ayrıcalık arasındaki denge bozulduğunda; birileri doya doya yerken birileri açlığa bakmak zorunda bırakıldığında; artık mesele siyaset olmaktan çıkar, hayatta kalma meselesine dönüşür. Ve hayatta kalma meselesinde ne ideoloji dinlenir ne kutsal metinler ne de resmi söylemler.
Burada asıl yanılgı şudur: Bazı yöneticiler ve onların etrafında kümelenmiş turşu misali varlıklar, her suya bir hıyar olabileceklerini zannederler.
Her krizde çıkarlar, her çöküşte konuşurlar, her felakette “fırsat vermeyeceğiz” derler. Âmâ fırsat vermemek, kendini değiştirmemekle mümkün değildir. Sosyal adaleti tesis etmeyen, ekonomik adaletsizliği normalleştiren, hukuku iktidarın sopası hâline getiren, yoksulluğu kader diye pazarlayan, lüksü ise hak gibi yaşayan her yönetim; kendi savurganlığının bir daha devam edemeyeceği yolları bizzat kendisi açar. Bu bir dış komplonun sonucu değildir. Bu, içeriden çürüyen bir yapının doğal çöküşüdür.
Hesapsız yaşamayı bir ayrıcalık sanan her zihniyet, hesabı ödemeye başladığında ilk şaşkınlığı yaşar.
Çünkü kendini hep dokunulmaz zannetmiştir. Çünkü çevresinde hep “olmaz efendim”, “mümkün değil”, “bu halk ayaklanmaz” diyenler vardır. Çünkü gerçeği söyleyenler ya susturulmuş ya sürülmüş ya da itibarsızlaştırılmıştır. Âmâ gerçeğin şöyle bir huyu vardır: Susturulsa da birikir. Devenin yardan yuvarlanmasına sebep olan şey koskoca bir dağ değildir; bir tutam ottur. Açlık, insanı yalnızca isyan ettirmez; inançlarından bile eder.
Bugün bölgede yaşanan toplumsal patlamaları yalnızca “dış güçler”, “provokasyon”, “ajan faaliyetleri” ile açıklayan herkes kendini kandırmaktadır. Bu patlamalar organize planların sonucu değildir; ama organize ihmallerin, kurumsallaşmış adaletsizliklerin, yıllarca biriktirilmiş yoksulluğun doğal sonucudur. Kitleler, o yola etki eden rüzgârların nereden geldiğini düşünmez. Aç kalan insan jeopolitik hesap yapmaz. İşsiz kalan genç küresel strateji okumaz. Çocuğuna ekmek götüremeyen baba ideolojik sadakat tartışmaz. Deve, yarın olup olmadığını düşünmez, o yarda başına ne geleceğinin hesabını yapmaz. Eğer yarının öbür yakasında bir tutam ot varsa, onun önceliği yalnızca o otu almaktır.
İşte bu yüzden bu tür toplumsal hareketler genellikle örgütsüz başlar. Âmâ bu, etkisiz oldukları anlamına gelmez.
Tam tersine, öngörülemez oldukları için daha tehlikelidirler. Çünkü bu noktada artık devreye kimlerin girip körükleri nasıl üflediğini kestiremezsiniz. Bir kıvılcımın nerede, ne zaman, kim tarafından büyütüleceğini kontrol edemezsiniz, o ateşin alevini kimlerin artıracağını, hangi güçlerin bundan faydalanacağını, hangi hesapların masaya sürüleceğini belirleyemezsiniz.

İşte “iş işten çıkmak” tam olarak budur. Bu nedenle diyorum ki — ve bunu bir düşmanlıkla değil, bir insanlık sorumluluğuyla söylüyorum: Bölge olarak zulümde sınır tanımayan, adaletsizliği yönetim biçimi hâline getirmiş tüm iktidarlar sosyal adaleti sağlamak zorundadır.
Bu bir lütuf değildir. Bu bir reform süsü değildir. Bu bir propaganda malzemesi hiç değildir. Bu, var olmanın ön koşuludur. Çünkü hiç kimse, kendi biyolojik varlığından önce sosyal uyarıcıyı dikkate almaz.
Açlık, korkudan güçlüdür. Yoksulluk, itaati bozar. Umutsuzluk, en sadık görünen kitleleri bile çözer. Bugün İran’da olan biteni yalnızca bugünün haberleriyle okuyanlar yanılır. Bu, yılların birikimidir. Bastırılmış taleplerin, ertelenmiş adaletin, ötelenmiş onurun patlamasıdır. Ve bu patlama bir ülkeyle sınırlı kalmaz. Dalga dalga yayılır. Örnek olur. Cesaret verir. Korkuları çözer. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Fransız Devrimi bir ekmek meselesiyle başladı. Arap Baharı bir seyyar satıcının kendini yakmasıyla. Sovyetler Birliği tanklarla değil, boş raflarla çöktü. Hiçbir imparatorluk “biz çok güçlüydük” diye yıkılmadı. Hepsi “biz bunu beklemiyorduk” diyerek çöktü.

Bugün de aynı körlük sürmektedir. Aynı kibir, aynı inkâr, aynı sorumsuzluk. Bu yazı, işte tam bu noktada bir kayıt olsun diye yazılmıştır. Yarın birileri “bilmiyorduk”, “öngöremedik”, “bu kadarını tahmin etmemiştik” dediğinde, bu metin çıksın ve denilsin ki: Söylendi. Uyarıldı. Yazıldı. İnsanlık, yöneticilerinin vicdanına terk edilemeyecek kadar ağır bedeller ödemiştir. Ve artık dünya, hesapsız yaşamaya tahammül edecek bir yer değildir.
Son sözüm şudur: Adalet ertelenebilir sananlar yanılır. Hesap ötelenebilir sananlar yanılır. Zulüm sürdürülebilir zannedenler, tarihin en büyük gafletini yaşar. Çünkü hesapsız yaşam olmaz. Olursa da sonu hep aynıdır.
Erol Kekeç/13.01.2026/Sancaktepe/İST

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Hesapsız yaşamın sonu yönetimler için kaçınılmaz hesap günü Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hesapsız yaşamın sonu yönetimler için kaçınılmaz hesap günü yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Hesapsız Yaşamın Sonu Yönetimler İçin Kaçınılmaz Hesap Günü yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL