12
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
310
Okunma

Bizi biz yapan neydi? Bu soru, basit bir merakın değil; yorgun bir çağın, aceleye getirilmiş hayatların ve giderek birbirine benzeyen yüzlerin içinden yükselen derin bir arayışın sorusu. Bugün bu soruyu sormamız bile aslında bir şeyleri kaybettiğimizin en açık göstergesi. Çünkü insan, sahip olduklarını değil; yitirdiklerini sorgular.
Bir zamanlar bizi bir arada tutan değerler vardı. Adını koymadan yaşadığımız, tarif etmeden bildiğimiz değerler… Büyüklerin sözüne hürmet, küçüğün başını okşayan merhamet, komşunun kapısını çalmadan önce kalbini yoklayan edep, sofraya otururken payı düşünen vicdan… Şimdi soruyoruz: Ne oldu da bunlar eksildi? Ne zaman “ben” dedik de “biz” geride kaldı?
Değerler kaybolmaz aslında; ihmal edilir. Unutulmaz; üzeri örtülür. Biz, hız çağında yavaşlığın kıymetini unuttuk. Faydanın peşinde koşarken vefayı yorduk. Konuşmayı çoğalttık ama dinlemeyi azalttık. Hak aramayı öğrendik belki ama hakka riayet etmeyi ihmal ettik. İşte tam da burada, “bizi biz yapan” şeylerin izi silinmeye başladı.
Türk’ün töresinde insan, yalnızca kendinden ibaret değildir. O; atasının duasını sırtında taşıyan, anasının emeğini alnında hisseden, soyunun hatırasını davranışında yaşatandır. Toy, sadece bir eğlence değil; birliktir, paylaşmadır, sözün ve sofranın ortaklığıdır. Yöre, sadece bir coğrafya değil; aidiyettir, köktür, hatırlamaktır. Bu topraklarda insan, kim olduğunu unutmadan yürürdü; çünkü arkasında bir tarih, omzunda bir sorumluluk vardı.
Tarihsel süreç boyunca bizi ayakta tutan da buydu. Zor zamanlarda bile çözülmememizin sebebi, maddi güçten çok manevi omurgaydı. Edep, sabır, kanaat, adalet ve merhamet… Bunlar insan olmanın gerekleriydi. Bugün hâlâ öyledir. Değişen çağ, bu gerekleri geçersiz kılmaz; aksine daha da gerekli kılar.
Peki yeniden kazanmak mümkün mü kaybolan değerleri? Evet, ama önce birey olarak başlamalıyız. Kendimize şu soruyu sormadan olmaz: Ben ne haldeyim? Hangi değeri en son ne zaman yaşattım? Ailede, dilimize dikkat ederek; toplumda, farklı olana tahammül ederek; fert olarak, sorumluluk alarak… Büyük devrimler küçük niyetlerle başlar. Bir selamla, bir özürle, bir vazgeçişle.
Biz kimiz sorusunun cevabı, aynaya bakarak değil; davranışlarımıza bakarak verilir. Nereye gidiyoruz sorusu ise, neyi ihmal ettiğimizi fark ettiğimizde anlam kazanır. Eğer yolumuzu kaybettiysek, pusula yeniden değerlere dönmektir.
Ve evet… Sonunda şuna inanıyoruz: Biz hep iyi olacağız. Çünkü buna inanan bir ruh hâlâ var. Ve bir millet, ruhunu kaybetmedikçe yolunu da kaybetmez.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (15)