8
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
195
Okunma
Bir terazinin önünde durduğumda aklıma hep aynı soru gelir: Hangi ölçü, hangi tartı? Pazarda sebze meyve tartan kantar mı adaleti öğretir insana, yoksa vicdanın görünmez kefesi mi? Demirden yapılmış teraziler şaşabilir; ayarı bozulur, dili yamulur. Peki ya insanın içindeki terazi… Onu kim ayarlar, kim mühürler?
Eskiden ölçü belliydi. Bir kilo bir kiloydu; eksik çıkarsa mahcup olunurdu. Şimdi her şey tartılıyor ama hiçbir şey tam gelmiyor. Sözler hafif, vaatler eksik, emek ucuz. Bir cümle kuruyoruz, ama tartmadan. Bir hüküm veriyoruz, ama ölçmeden. Sonra şaşırıyoruz: Neden bu kadar kırık, neden bu kadar yorgunuz?
Hayatın terazisi sessiz çalışır. Kefelerine altın koymaz; niyet koyar, merhamet koyar, adalet koyar. Ama biz onu depoya kaldırdık. Onun yerine hızlı tartılar aldık: Görünürlük, kazanç, alkış. Kısa sürede çok şey tartıyorlar; fakat hakikati ölçemiyorlar. Çünkü hakikat ağırdır, sabır ister.
Bir insanı tartmak isteseniz ne koyarsınız kefeye? Kaç kitap okuduğunu mu, kaç kez düştüğünü mü? Kaç kere vazgeçmediğini mi, kaç kez susarak iyiliği seçtiğini mi? Biz çoğu zaman yanlış ağırlıkları seçiyoruz. Parayı koyuyoruz kefeye, ama alnın terini unutuyoruz. Ünü koyuyoruz, ama emaneti çıkartıyoruz. Sonra terazi doğru gösteriyor sanıyoruz.
Dünya ölçüleri keskin ve acımasızdır. Sığmayanı keser, ağır geleni dışarı atar. Oysa insan dediğin ölçüyle büyür, tartıyla olgunlaşır. Herkesin yükü kendine ağırdır. Birinin taşıyamadığı, diğerine hafif gelebilir. İşte tam burada bozulur terazilerimiz: Kendimize geniş, başkasına dar tartarız.
Bir de kaybolan ölçüler var. Ayıp duygusu mesela… Eskiden bir gramdı belki ama çok şey dengelerdi. Şimdi tartıdan düştü. Hakkaniyet, vefa, kanaat… Hepsi tek tek eksildi kefelerden. Sonra “neden bu çağ bu kadar dengesiz?” diye soruyoruz. Çünkü ölçüyü kaybeden çağ, yönünü de kaybeder.
Belki yeniden başlamak gerekir. Önce kendi terazimizden. Dili tartarak, yüreği ölçerek. Bir söz söylemeden önce tartmak; bir hüküm vermeden önce ölçmek. Kârı değil hakkı, sonucu değil niyeti koymak kefeye. O zaman dünya terazisi de şaşmaz belki.
Soruyu yeniden sormalı: Hangi ölçü, hangi tartı? Cevap dışarıda değil. İçeride. Vicdanın ayarında. Orası doğruysa, gerisi bir şekilde dengelenir. Çünkü en doğru terazi, insanın kendine karşı kurabildiği terazidir.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (13)