0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
120
Okunma
Gün, bizim üzerimize doğar.
Ömürden giden her günün bir de ömre kattıkları vardır.
Ömrümüz; gelen günden umudu, giden günden hatırayı ve deneyimi kazanç hanesine yazarak tükenir. Bunun için ise umudu, deneyimi ve hatırayı kazanca çevirmeyi bilmek gerekir.
Şüphesiz hayat içinde her elde etmenin de, her elde tutmanın da bilinci ve zahmeti vardır.
Genellikle sanılır veya öyle kabul edilir ki, sadece başarılar kazançtan sayılır. Kaybettiklerimizin yüzüne bile bakmayız. Oysa gelenler kadar gidenlerin de bir gelir-gider muhasebesi ve sonuç olarak bize kattıkları vardır.
İnsan, kendi zamanını tüketen yolcu, ömür ise bu yolun yıllarla ölçülen vadesidir. Zamanda yolculuk, herkesin kaderine ayrı yazılmıştır. Kiminin kısmetine düz, aydınlık, zahmetsiz bir yol çıkarken, kimine de engebeli, yokuşu bol ve risklerle dolu bir yol düşer. Yolu ve yolculuğu tüm zorluklarına karşın nispeten kolay edecek ise, insanın iradesidir. İrade doğru bir akılla desteklenirse, masat görmüş bıçak kadar keskinleşir. Timsahın çenesinden, aslanın pençesinden daha güçlü olabileceği gibi, en basit bir engel karşısında güneş görmüş kar gibi eriyip dağılabilir de. Büyük ölçüde kişiye bağlıdır; aklın, iradenin, sağduyunun etki alanı, başarısı... Önemli olan sizin yol tercihlerinizdir. Yol boyunca kendinizle ve dış dünyayla kurduğunuz doğru ve sağlam ilişkiler yolun zahmetini azaltabileceği gibi, yolculuğunuzu eğlenceli ve kazançlı bir hâle de dönüştürebilir.
Dünyada hiçbir nimet insana altın tepside sunulmadı, sunulmuyor. Dünya döngüsünün gecesi, gündüzü ve mevsimleri gibi ömrün de yazı var, kışı var. Sürgit sağlık ve mutluluk inanın masallarda bile yok! Bu hükümden hareketle sürgit zarar ve kazanç da söz konusu değil hayatta... Ama her zararı kazanca çevirmenin yolu ve yöntemi var. Zarardan kârlı çıkmak mümkün yani! Tek yapmanız gereken ise, zarardan ders çıkarmak... Bunu sadece kendiniz için değil, yakın çevreniz için de yapmalısınız. Yapmalı ve akıldan çıkarmamalısınız ki, benzer hatalar tekrarlanmasın... Mutsuzluğunuz, başkalarının mutsuzluğuna dönüşmesin... Üzerinize doğan gün, aydınlığını ve bereketini cömertçe dünyaya indirsin diye... Üstelik bunu bir insanlık görevi ve sorumluluk gereği olarak gönüllü yapmalısınız ki yolunuz zahmetsiz, yolculuğunuz değerli olsun.