4
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
219
Okunma

Zor olan neydi?
Bu soruyu bugün sormak bile insanın içini burkuyor. Çünkü ortada bir yorgunluk var; bedenden önce ruhta başlayan, kalpten akla yayılan bir yorgunluk. İnsanlar ya çok aceleci ya da çok kayıtsız. Ya her şeye saldırıyorlar ya da hiçbir şeye dokunmuyorlar. Hiza bozulmuş. Kimileri çizgiden sapmış değil, çizginin varlığını dahi unutmuş gibi.
Oysa zor olan neydi gerçekten?
İnsan olmak mıydı?
İnsan kalmak mıydı?
Yoksa insanlığını koruyarak yürümek mi?
Kemal dediğimiz şey, ulaşılması imkânsız bir zirve değildi eskiden. Bir hâldi. Edep, merhamet, ölçü, utanma… İnsan bunlarla büyürdü. Yanlış yapardı ama yanlışta ısrar etmezdi. Hata vardı, kötülük değil. Bugünse taşkınlık sıradanlaştı. Ses yükseltmek cesaret, kırmak güç, incitmek hak sayılır oldu. Merhamet zayıflık, susmak yenilgi, anlayış kayıp gibi görülüyor.
Zor olan neydi peki?
Bir cana kıymamak mıydı?
Bir hayvana el kaldırmamak mıydı?
Yolda gördüğün bir garibe sırtını dönmemek mi?
Sokak hayvanlarına yönelen öfke, aslında sadece onlara değil; içimizde çoktan kurumuş bir yere yöneliyor. Merhamet duygusu çekildikçe, vicdan da sessizleşiyor. Bazı yüzlerde artık o bakışı göremiyoruz. Acıyı fark eden, incineni kollayan o eski insan bakışını… Zor olan neydi de bu hâle geldik?
İnanç, sadece dilde kalan bir kelimeye dönüştüğünde; insan da içinden boşalmaya başlıyor. Çünkü inanç, insanı hizaya çağırır. Kendine gel der. Haddini bil der. Kul olduğunu hatırlatır. Bu hatırlayış terk edildikçe, insan merkezini kaybeder. Her şey mubah, her yol serbest, her söz haklı zannedilir. Oysa ölçü kaybolduğunda, adalet de merhamet de yolunu şaşırır.
Ekonomik sıkıntılar mı? Elbette insanı zorlar. Yoksulluk ağır bir imtihandır. Ama her zor şart, insanlıktan çıkmayı meşru kılmaz. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Açken paylaşanlar, yokken utananlar vardı. Demek ki mesele sadece geçim değil; geçerken neyi kaybettiğimizdir.
Zor olan neydi?
Kanaatkâr olmak mıydı?
Helali gözetmek mi?
Başkasının hakkını kendi rahatına tercih etmemek mi?
İslam, insanı yormak için gelmedi. İnsanı insan kılmak için geldi. Merhameti emretti, ölçüyü hatırlattı, edebi öğretti. “İncinsen de incitme” diyen bir yolun yolcusuyduk biz. Şimdi incindiğinde yakmayı seçen bir dile dönüştük. Çünkü sabır ağır geldi, ahlak zor geldi, insan kalmak zahmetli bulundu.
Belki de asıl soru şu:
Zor olan neydi, yoksa kolay olan mı bizi bu hâle getirdi?
Kolayı seçtik. Susmak yerine bağırmayı, anlamak yerine yargılamayı, onarmak yerine kırmayı… Ve şimdi şaşkınız. Çünkü kolay sandığımız her şey, bizi biraz daha insandan uzaklaştırdı.
Oysa zor olan şuydu:
İnsan kalabilmek.
Bu kadar mı zordu?
Belki de hâlâ değil.
Belki hâlâ soruyu sormak, cevaba giden ilk adımdır.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (6)