2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
409
Okunma

HAY DUT – BAN DİT
2026’NIN “02 OCAK’I - 03 OCAK’A BAĞLAYAN GECESİ.
Tarih tekerrür mü ediyor, yoksa haydutluk mu geri geldi?
Ne güzel kelimeler değil mi?
“DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, TERÖRLE MÜCADELE, HALKA REFAH VE HUZUR GETİRME, ÇEŞİTLİ KARTELLERLE MÜCADELE, DİKTATÖRLÜKLERE SON VERME”
ABD’nin Orta Amerika’da Guatemala, Nikaragua, Honduras ve Panama’ya müdahaleleri sonucunda binlerce insan katledildi. Bu ülkelere “ÖZGÜRLÜK” getirmek vaadiyle girilerek, yönetimleri ABD’ye hizmet eden “DİKTATÖRLER”e devredildi. (Özgürlük, demokrasi, adalet, eşitlik vaadine rağmen)
Biz, biraz daha yakın tarihimize bakalım.
AFGANİSTAN’IN İŞGALİ
11 Eylül 2001’de ‘İkiz Kuleler’e saldırının ardın El Kaide’yi barındıran Taliban yönetimini devirmek için 7 Ekim 2001’de ABD öncülüğündeki NATO koalisyonu Afganistan’a girdi.
ABD ve müttefikleri Afganistan’da 20 yıl kaldı.
El Kaide kurucusu ve lideri Usame bin Ladin, ABD’nin düzenlediği operasyonla etkisiz hale getirildi.
Kaldı ki, görünürde olmasa bile Rusya’ya karşı El Kaide’yi kuran, destekleyen de ABD idi.
Ağustos 2021’de ABD askerleri tamamen çekildi. Bu tarihten sonra Taliban yeniden ülkenin kontrolünü ele geçirdi.
Afganistan hâlâ dağılmış, perişan ve güçsüz.
. . .
IRAK’IN İŞGALİ
20 Mart 2003’te ABD ve İngiltere öncülüğündeki koalisyon Irak’a kara harekâtı başlattı.
Gerekçe, Saddam Hüseyin’in ‘KİTLE İMHA SİLAHLARI’ bulundurduğuydu.
22 Eylül 1980 tarihinden 29 Ağustos 1988’e kadar devam eden bu işgal boyunca, Irak yerle bir edildi. Bir milyon beş yüz bin (1.500.000)civarında insan katledildi. (vikipedia.org)
Aralık 2011’de ABD askerleri Irak’tan tamamen çekildi.
Irak bölündü. Genel olarak aşiretler yönetime hakim oldu. Dini gruplar keskinleşti. Birlik ve huzur kalmadı.
. . .
LİBYA’YA MÜDAHALE
ABD’ye boyun eğemeyen, ülkesini daha zengin ve müreffeh yapmak için uğraşan, (“Arap Birliği” zirvesine katılan tek Avrupalı lider İtalya Başbakanı Berlusconi, Libya lideri Kaddafi’nin elini öpmüştü. Berlusconi, “Ülkem için el de öperim, diz de çökerim” demişti.) ABD’nin defalarca operasyon yaptığı ancak başarılı olamadığı liderdi Kaddafi.
Ülkesinde birlik, bütünlüğü sağlamış, geliştirmiş, zenginleştirmiş, bayındır kılmıştı.
Zamanla iç ayaklanmalar başlatılmış, ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ, REFAH vaatleriyle halk ayaklandırılmış ve sonrasında da müdahalenin düğmesine basılmıştı.
2011 yılında ABD ve NATO, BM’nin “SİVİLLERİ KORUMA” kararına istinaden hava operasyonları başlattı ve Kaddafi’yi devirdi.
Kaddafi, görünüşte kendi halkı tarafından acımasızca katledildi.
Müdahale eden ülkeler petrollerine çöktü.
Ülke bölündü, parçalandı, aşiretler hortlatıldı. Uzun süreli iç savaşlarla yıprandı, güçsüz, çaresiz, tükenmiş bir Libya haline döndü.
. . .
MISIR VE MURSİ’YE DARBE
Mısır’da 2012 seçimlerinde ‘Müslüman Kardeşler’in adayı Muhammed Mursi, cumhurbaşkanı seçildi
Mursi, Mısır tarihinde ilk kez demokratik seçimle gelen bir liderdi.
Mursi’nin İslamcı politikaları, anayasal düzenlemeleri ve asıl İsrail’e karşı oluşu, belli grupları ve Siyonistleri rahatsız etti. İsrail’e yakın durmaması ABD tarafından, Ortadoğu’da İsrail aleyhine dengelerin bozulması olarak algılandı. Ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve bazı hususlar (laiklik gibi) bahane edilerek halk ayaklanmaları başlatıldı. İnsan hakları ihlalleri bahane edildi. Zaten ABD’nin güdümünde olan Mısır’a ve seçimle gelen Mursi’ye 2013’te, Mursi’nin Genelkurmay Başkanı olan SİSİ öncülüğünde darbe yapıldı. Darbenin lideri Sisi, cumhurbaşkanı oldu.
Mursi, mahkemelerde süründürüldü ve 17 Haziran 2019’da, Kahire’deki bir mahkeme salonunda yargılanırken fenalaşarak öldü.
ABD enerji kaynaklarına hükmetmeye başladı. İsrail için olması muhtemel tehlike bertaraf edilmiş oldu.
Donald Trump, 2019’da BM Genel Kurulu sırasında, Sisi ile görüşmeye hazırlanırken zihinlere kazınan şu meşhur sözü söylemişti:
“WHERE’S MY FAVORİTE DİCTATOR? / EN SEVDİĞİM DİKTATÖR NEREDE?"
MISIR’A DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, İNSAN HAKLARI, REFAH GETİRİLMİŞ OLDU(!).
. . .
SURİYE’YE MÜDAHALE VE SON DURUM
Yıllarca baş ağrımız oldu Suriye. İlk PKK kamplarının kurulduğu ve büyütüldüğü yer Suriye.
Avrupa ve Rusya’nın dolaylı desteklediği, “Kürt Devleti” kurdurma vaadiyle ”ABD’nin “Vekil Güçlerim” diyerek binlerce tır silah ve mühimmat verdiği ve bize karşı kullandığı terör örgütü PKK.
Diğer yandan, Ürdün’de tohumu atılan ve IŞİD (DAEŞ /DEAŞ) lideri Zerkavi tarafından, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra Irak’a taşınan, sonra da ABD tarafından sözde terör örgütü sayılan ve Suriye’de iç çatışmalara giren bir örgüt.
ABD bu örgüte Irak’ta hem göz yumdu, hem barındırdı, hem silahlandırdı. Suriye’de yüzlerce insanı acımasızca, canice katlettirdi ve sonra “Terör Örgütü” diyerek hem PKK’ye yardım eti, hem de Suriye’ye girmek için bahanesi oldu.
Böylece 2014’te ABD, IŞİD’e karşı hava saldırıları ve kara operasyonları başlattı.
İran nüfuzu ve Rusya deniz üssü ve nüfuzu giderek azaltıldı ve sonunda Avrupa’nın da desteklediği ABD’nin vekil güçleri SDG’ye Türkiye’nin hassasiyetine rağmen destek verilmekte.
Beşar Esad bir iç ayaklanma ile devrildi. İran ve Rusya etkisi azaldı.
Günümüze kadar 600.000 civarında insanın öldürüldü.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre 6.800.000 Suriyeli ülke dışına çıktı.
Ülke içinde yerinden edilenlerin sayısı: 7.000.000 civarında oldu.
ABD, vekil güçlerim dediği PKK+YPG+PYD+SDG vasıtasıyla petrol bölgesi olan Deyr ez-Zur (Deyru Zor )‘da sözde IŞİD’e karşı operasyonlarını sürdürüyor.
ABD’nin varlığı görünüşte sınırlı ama stratejik. Suriye adeta, güçler mücadelesine dönüşmüş bir arena. Türkiye, komşusunda, yıllardır kendine yönelen terörist olmasını istemiyor. Rusya ve İran etki alanlarını kaybetmemek için uğraşıyor.
Sonuç: Terörü yok etmek için ülkelerin müdahale ettiği kaynayan kazan Suriye.
Türkiye’nin de desteği ile 2025’te Suriye’de Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara yeni bir hükümet kurdu.
Ülke bölündü, parçalandı, aşiretler birbirine düşman edildi, petrol bölgeleri yönetimlerin elinden alındı.
Yüz binlerce insan acımasızca katledildi, Milyonlarca insan yersiz yurtsuz ve vatansız kaldı.
Bütün bu yaşananların adına "DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK ve TERÖRLE MÜCADELE (!)" dediler.
. . .
VENEZUELA ve MADURO
Şimdi gelelim Venezuela’ya ve devlet Başkanı NİCOLAS MADURO’ya.
Güney Amerika ülkesi Venezuela devlet Başkanı Maduro, gerek İsrail’in Gazze katliamına ve Siyonizm’e karşı söylemleriyle, gerek ABD’nin yaklaşımına kesinlikle karşı çıkan bir lider. Türkiye’yle dost ve yakın ekonomik ilişkiler içindeydi.
ABD’nin petrol, doğal gaz ve madenlerle ilgili isteklerine karşı çıkmaktaydı…
2026’nın “02 Ocak’ı - 03 Ocak’a bağlayan gecesi.
Maalesef, ‘tarih tekerrür ediyor’ dedirten ve haydutça operasyon düzenleyen bir ABD var dünyamızda. ABD uçakları başkent CARACAS’ı (Karakas) bombaladı. Bir ülkenin devlet Başkanı’nı ve eşini, CIA ajanları ve Özel Kuvvetleri marifetiyle yatağından aldıran ABD BAŞKANI DONALD TRUMP…
Halkın seçtiği başkanı tanımayıp Venezuela’ya DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK ve REFAH getireceğini, düzeni yeniden kuracağını söyleyen Trump.
Bir yandan da Venezuela petrollerinde ve doğalgazında hak iddia eden bandit (haydut) Trump.
Dünya hukukuna, devletlerin bağımsızlığına saygı...
BM sözleşmeleri, İnsan Hakları…
Bütün bunlar kimin için, kime göre?
HAYDUTA HUKUK SORULUR MU?
GÜÇLÜNÜN HUKUKU MU, HUKUKUN GÜCÜ MÜ?
.
Hikmet Çiftçi
06 Ocak 2026
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.