Onu (dostunuzu) bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin. (chilon)
D Dinç
D Dinç
VİP ÜYE

HÜKÜMSÜZÜM…

Yorum

HÜKÜMSÜZÜM…

( 7 kişi )

3

Yorum

14

Beğeni

5,0

Puan

298

Okunma

HÜKÜMSÜZÜM…

HÜKÜMSÜZÜM…



Yaşamı yaşarken çoğu zaman ıskaladığımız en önemli şey yaşamın kendisi oluyor. Hikâyeyi tam olarak hatırlamamakla birlikte aklımda kaldığı kadarı şu şekildeydi:
Adam 60’ lı yaşlarında hayat ile ilgili tespitlerini aktarıyordu: Lisede hangi üniversiteye gideceğimi belirlemem gerekiyordu. Üniversiteye girersem artık gerisi çok kolaydı ve hayatımı yaşayacaktım. Sporla yakından ilgiliydim ve mutlaka burs almalıydım. Bursu kazandım ve harika bir üniversiteye girdim. Üniversiteyi bitirdiğimde gerisi kolaydı artık hayatımı yaşayacaktım. Üniversite de tanıştığım büyük aşkım, canım sevgilim, can yoldaşım… Onunla hayatımı birleştirip mesleklerimize de devam edecektik ve evlenir evlenmez hayatımızı yaşamaya başlayacaktık. Evlendik. Bu kez harika ikizlerimiz oldu. Bir erkek ve bir kız… Onları büyütürken hemen ev ve araba kredisine girdik. Borçlarımız biter bitmez hayatımızı yaşamaya başlayacaktık. Borçları bitirir bitirmez çocukların eğitim harcamaları ve hangi okula gidecekleri sorunlarımız çıktı. Bu sorunları çözer çözmez hemen hayatımızı yaşamaya başlayacaktık. İkizlerimiz harika birer üniversiteye yerleştiler. Okullarını bitirip yurt dışına dahi açıldılar. Şimdi 60 yaşındayız. Hep çözelim de; hayatımızı yaşayacağız dediğimiz sorunların hayatımızın ta kendisi olduğunu henüz keşfedebildim. Ne garip değil mi?
Söze başlarken demek istediğim tam da bu idi. Mücadeleler, sıkıntılar, çözümsüzlükler, içerisinde boğuşurken aslında hayatın kendisini yaşamaktayız. Canımın parçası gibi hissettiğim rahmetli anneannemin hiç unutamadığım sözlerinden birisi de şuydu: Dert bitmez sadece değişir, derdi… Büyüdükçe anladım bu sözün ne kadar yerinde bir tespit olduğunu.
Gökyüzüne bakıyorum. Uçsuz bucaksız bir mavilik. O maviyi seyrederken içimde hissettiğim en güçlü duygu huzur oluyor. Her birimizin huzur adına neleri feda edeceğimizi tahmin bile edemiyorum. Ne var ki; yine her birimiz kendimizi huzursuz etmek adına ne varsa yapmaktan geri durmuyoruz, bilerek ya da bilmeyerek…
Oysa hayatın provası yok ki… Ben bunu beğenmedim, yeniden yaşayacağım deme hakkımız olsa idi; kim bilir ne harika yaşamlar yaşardık. Zira edinilmiş tecrübeler, kazanılmış galibiyetlerdir.
Kalbimizin atışlarını dinleyelim. Tik tak, tik tak, tik tak… Sorunsuz atan bir kalbin sızısı olamaz mı? Olur elbette… Kalp yaraları sesli olmaz. Kanadığı da gözle görülmez. Ancak içiniz de kopan fırtınaları bilirsiniz. Yerinizde duramadığınız, bazen kimselere izah edemediğiniz; hani yaşanır anlatılmaz dediklerinden ne kıyametler kopar yüreğimizde. Nedense kimseler bu fırtınaların sebepleri ve kat ettiğimiz mesafe ile ilgilenmez. Herkes marinaya demir atıp atamadığımızla ilgilidir. Limana gelişimizden tek sorumlu isek o halde hayatlarımıza bu müdahale nedir diye sormaktan alamıyorum kendimi… Başkalarına da, kendimize de büyük haksızlıklar yapmaktayız. Ne adına peki? Başkalarının başarısızlıklarından ve mağlubiyetlerinden yeni zaferleri kendimize mal etmek isteyişimiz midir bu pervasızlık?
Bilmek erdemdir. Anlaşılmak nimettir. Sadakat fazilettir. Sevmek emektir.
İlkay AKKAYA okuyor fonda; ‘Sevgi güzellik ister gülüm, güzellik emek ister, güzellik tende değil gülüm, yürekte ateş ister’… O söyledikçe; türkü beni benden alıyor, götürüyor engin denizlerin hırçın dalgalarının koynuna. Seviyorsak özgür bırakmalıyız. Öyleyse madem; özgür bırakıyorum içimdeki tüm sevdaları… Halkımı, yavrumu, anamı, dostumu, yârimi… Herkesi; hepinizi…
O halde ben şunu tüm kalbimle haykırmak istiyorum. Kalbimi en ıssız kıyıya çektim, tüm marinalara inat… Ve su almasından korkmuyorum. Hatta su aldıkça batışını izleyeceğim karşısına geçip. Artık kim ne diyorsa desin, kim ne söylüyorsa söylesin, kim hangi yemini ediyorsa etsin; dediği, söylediği, ettiği yerde kalsın… Ben yeni ufukları açtım önüme… Sessizce değil haykırarak gidiyorum. Sesimi duyun. Benim ettiğim hiçbir yemine de itibar etmeyin artık. Tıpkı benim sizin yeminlerinize etmeyeceğim gibi. Ne mazinin, ne eski yaşanmışlıkların, ne yaşanmamışlıkların hiçbir manası yok hayatımda. Ben hayatımı yeniden kurmak istiyorum. Ve bu süreçte; kendime gelene kadar, kanayan yerlerimi iyileştirene kadar, bilmediklerimi öğrenene kadar, sırlarımı çözene kadar, yorgunluklarımı dinlendirene kadar, kirlerimden arınana kadar, aradığımı bulana kadar hayatımla birlikte HÜKÜMSÜZÜM…
Aşk ile eyvallah…
Derya Deniz DİNÇ

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Hükümsüzüm… Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hükümsüzüm… yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
HÜKÜMSÜZÜM… yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Dünya Yükünün Hamalı
Dünya Yükünün Hamalı, @dunyayukununhamali
2.2.2026 19:00:53
5 puan verdi
“Hükümsüzüm” yazınız, yaşamın ertelenmiş hayaller değil, yaşanan anların toplamı olduğunu çok etkileyici bir dille anlatıyor. Gökyüzüne bakarken huzuru bulmanız ve ardından kalbin sessiz yaralarını dile getirmeniz, metne hem içsel bir derinlik hem de evrensel bir duygu katmış. “Seviyorsak özgür bırakmalıyız” vurgusu, yazının en güçlü doruk noktası; sevginin sahiplenmek değil, özgürleştirmek olduğunu hatırlatıyor. Son bölümde “sessizce değil haykırarak gidiyorum” ifadesi ise bir özgürleşme manifestosu gibi duruyor. Kaleminize sağlık; hem düşündüren hem de okuyucunun yüreğine dokunan bir metin olmuş.
Etkili Yorum
turgaykurtulus
turgaykurtulus, @turgaykurtulus
6.1.2026 15:44:14
Sevgili Derya Deniz DİNÇ,

"Borçlarımız biter bitmez hayatımızı yaşamaya başlayacaktık..." Bu cümle, modern insanın o büyük yanılgısını öyle çarpıcı özetliyor ki. Anneannenin "Dert bitmez, sadece değişir" sözü ise hayatın ta kendisiymiş gibi çınladı kulaklarımda.

"Kalbimi en ıssız kıyıya çektim" diyerek başlayan o özgürleşme çığlığın ise yazının ruhunu taçlandırmış. "HÜKÜMSÜZÜM" ilanın, her okuyanda yankılanacak türden bir cesaret manifestosu.

Kalemine, yüreğine sağlık. Bu içsel yolculuğun ve özgürleşme arzun ilham verici.

Sevgiyle kal...
Onur Altınok
Onur Altınok , @onuraltinok
5.1.2026 21:30:41
5 puan verdi
gerçekten de çok garip..
kırık dökük baharlar var bunun içinde
yüreğine sağlık saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL