1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
191
Okunma
Bir sıgralık ömür
Sıgara sağlığa zararlı. Ne slogan ama ne yazık ki öyle, kimseye içmeyi tavsiye etmem. Ben içiyorum. Notumu bıraktıktan sonra…
Babam hoca idi (Melle Hesen) gençliğinde iyi bir içiciymiş. Ben içtiğini hiç görmedim. Benden önce bırakmış. Boğazında et pişmiş nefes almasını zorlaştırıyormuş. Halep e gitmiş orda aldırmış o günde sonrada bırakmış. Bizim orda o zamanlar Halebe nerdeyse günü birlik gidilip gelinirmiş. Babam medrese okumuş Arapça iyi okuyan konuşan biriydi. Dayım Hamit ağa köy ağasıydı. Üç dayımın ortancası olan Hamit ağa ben daha küçükken öldürüldü. Beni çok severdi rahmetli. Akşamları babamla köy odasında giderdik. Hamit ağanın köşkünde toplanırdı köylüler, köy meseleleri orda konuşulurdu. Köşk dedim de gerçekten köşktü, dayım şehirden ustalar malzemeler getirerek yaptırmıştı. Şimdiki villalara eş bir yapıydı.
Nerdeyse her akşam orda toplanır çaylar içilir sohbetler uzardı. Ben hep ordaydım. Dayım beni dizinin dibine oturur tütününü keyfle sarar yakardı. Haydi çoçık der dudaklarıma verirdi. Ben de mutlu mutlu çekerdim, kah öksürerek kah gözlerimden yaş gelerek. Köylüler kahkahayla gülerdi. Çoçık benim lakabımdı. Hikayesi uzundur. Oturma odamızda tahtadan seki vardı. Babam ya da misafir gelindiğinde orda oturulur orda çay yemek yenirdi. Bir gün orda çay içilirken. Demlikle oynamışım ellerimin üstüne devrilmiş. Ellerim yanmış. Ellerimi sıgara kağıtlarıyla sarmışlar uzun zaman. Parmaklarım bükük kepçe şeklinde kalmış. Bana kepçe anlamında çoçık diye hiap etmişler. İşte sıgarayla tanışıklığım ordan geliyor.
Daha öncede demiştim ya, evden hep kaçardım. Büyük şehir hayallerim vardı. Son kaçtığımda Ankarda büyük abimin yanında okula başladım. Tek şartım vardı sıgara içmeme karışmayacaklardı. Tabi bana sıgara parası da vereceklerdi. Yaş onbir ben artık tiryakiydim. O gün bu gün sıgara paketi cebimde eksik olmadı. İki kısa dönem hariç.
İlki Ulucanlara düşmemdi. Arkadaşlar tek tük te olsa bir iki dal ayarlamalarına rağmen çok sıkıntı çektim. Ziyaretime gelen eşim, şaşırmıştı. Burası sana yaramış deyince gülmüştüm. Gerçekten de yüzüme renk gelmiş gözlerim kocaman ve parlak olmuştu tabi sıgarasızlıktan. İkincisi gittiğim son göğüs doktoru oldu. Hoş daha önce gittiğim bir göğüs doktoru beni kovmuştu. Kulakları çınlasın (vefat etti) Sadettin bey sıgara içersen bir daha gelme bana demişti. Kendisi Gülhane askeri doktoru çok değerli bir hekimdi. Tabi ki onu dinlemedim. Devam ettim. O bayan doktora gideli. Beni ikna etti öyle bir hoş anlatımı vardı. Sıgara içmeyenler ölmüyor içenler ölüyor dedi, sen üç beş sene sora duvarlara tutunarak yürürsün nefes alamazsın dedi. Sanırım üç ay kadar içmedim ama dayanamadım yine başladım. Hoş on beş sene oldu hala içiyor bir yerlere tutunmadan da yürüyorum. Şükür nefes almakta da sıkıntım yok ama koah var. İlaç kullanıyorum aksatmadan.
Dedim ya sıgara bende bir tarih demek, bir ömür demek. Şimdi ıvır zıvır bir şeyler yazıyorum. Masaya çayı koymadan bir sıgara yakmadan edemıyorum. Benim için ilhamın yarısı ne yapayım. Bu arada yaşıtlarımın çoğunu kaybettim sıgara içen içmeyen dahil efendim. Ben onbir yaşımdan beri sırgara içiyorum. Elli sekiz yıldır sıgara içiyorum yaşımı siz hesaplayın. Beni görenler hala elli civarında yaşı derler. Kulaklar az işitse, gözler net görmese, ayaklar eski hızında olmasa da iyiyim ya yaşamaya dört ellle…
Coşkûnî
5.0
100% (5)