1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
183
Okunma
Bazen bir an gelir, şehrin kalabalığında yürürken veya gecenin sessizliğinde yıldızlara bakarken, bir düşünce sızar zihne: "Bilmemek, belki de en lüks sığınaktır." Çünkü bilmek, özünde bir yük taşımaktır. Evrenin devasa mekanizmasına dair en ufak bir çarkı görmek, insanı sonsuz bir soru labirentinin içine çeker. Bu labirentte, her gerçek, bir duvar, her kavrayış, bir çıkmaz sokağa dönüşebilir. Oysa cehalet, kollarını açar ve insanı kör eder bir rahatlık sunar. Bu karanlıkta soru yoktur, sadece basit ve dolaysız bir "var olma" vardır. Kıyıdaki balıkçı, denizin derinliklerindeki tehlikelerden habersiz, dalgaların şarkısıyla mutludur. Şehrin gürültüsünde koşturan insan, dünyanın döndüğü uzay boşluğunun anlamını düşünmeden, günlük telaşına gömülmüştür. Onların mutluluğu, bilginin keskin bıçağıyla bölünmemiş bir bütünlüktür. Cahil mutluluk, sorgulamayan bir teslimiyetin çiçeğidir.
Fakat bir kez bilgi tohumu ekilirse, kök salar. Kökler, zihnin toprağını yararak, bilinmeyenin karanlık suyuna ulaşır. Bu su, berraktır ama içindeki gerçekler acıdır. Sokrates’in "bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir" itirafı, bu yüzden önemlidir. Çünkü bilmek, aslında bilmediğimizin sınırlarını çizmektir. Her cevap, yeni sorular doğurur. Bu sonsuz sorgulama, insanı giderek yalnızlaştırır. Çevrendekiler basit inançlarla, geleneksel tatminlerle yaşarken, sen bir uçurumun kenarında durmuş, boşluğun derinliğini ölçmeye çalışırsın. Bu uçurum, seninle diğerleri arasına inen bir settir. Konuşursun ama kelimelerin, anlamadıkları bir dilde yankılanır. Gülümsersin ama içindeki bilginin gölgesi, yüzüne vurur. Bu yalnızlık, bir seçim değil, bilginin kaçınılmaz vergisidir. İnsan, anladığı ölçüde yabancılaşır.
Tarih, bu döngünün kanıtlarıyla doludur. Prometheus, ateşi (bilgiyi) çalarak insanlığı aydınlattı ama bir kayaya zincirlendi, bir kartal tarafından iç organları kemirildi. Bilgi, bedel ister. Oedipus, kaderinin gerçeğini öğrendiğinde, gözlerini oyarak kör oldu. Bazen hakikat, görmemek için ödediğimiz bedeldir. Cehennem, belki de hakikatin ta kendisidir; cehalet ise cennetin unutulmuş kapısı. İnsan, Adem ile Havva gibi, yasak meyveyi (bilgi ağacının meyvesini) tatmış ve cennetten (kör mutluluktan) kovulmuştur. Bilincin laneti budur.
Peki, bu durumda bilmek bir hata mıdır? Cehalete özlem duymak doğal mıdır? Burada bir ironi yatar .Cehaletin mutluluğunu fark etmek bile, onu yok eden bir bilgidir. Artık o saf, sorgusuz mutluluğa geri dönüş yoktur. Körlüğün ne olduğunu bilen biri, bir daha asla gerçekten kör olamaz. Bu bilinç, insanı bir labirentin ortasında bırakır. Bir yanda, rahat ve sığ karanlığa dönme arzusu ,diğer yanda, içgüdüsel bir hakikat açlığı. Bu açlık, insanın özündeki merak ateşidir. Bu ateş, bazen yakıcıdır ama aynı zamanda insanı insan yapan şeydir. Cehaletin mutluluğu, bir taşın mutluluğuna benzer. Taş, acı çekmez ama aydınlığı da görmez, büyümez, dönüşmez.
Sonuçta, bilgi bir seçim değil, bir kaderdir. Ruhu bu ateşle yanmaya başlayan biri, onu söndüremez. Gerçek mutluluk belki de, bilginin getirdiği acıyı kucaklamakta ve bu acının içinde bile anlam arayışını sürdürmekte yatar. Okyanusun dibindeki inci, karanlıkta ve basınçta oluşur. İnsan ruhunun incisi de, hakikatin ağırlığı altında, yalnızlığın soğuk sularında parıldayabilir. Bu, naif bir mutluluk değil, derin ve sarsılmış bir huzurdur. Bilginin karanlık ışığı, nihayetinde, kendi anlamımızı yaratma cesaretimizi aydınlatır. Cehaletin sığ sularından, bilginin derin ve tehlikeli okyanusuna açılmayı göze alanlar, belki asla "mutlu" olmayacaklardır ama "uyanık" olmanın, "anlamış" olmanın o tuhaf ve acılı asaletini taşıyacaklardır. Ve belki de bu, cehaletin oyun bahçesinde asla bulunamayacak bir tür özgürlüktür: Acıyı bilerek, yine de ileriye bakma özgürlüğü.
Bilgi ateştir. Ateş elimizi yaksa da, onu taşımaya devam ederiz. Çünkü insan, ateşle oynayan çocuktur. Yanar ama ışığından da asla vazgeçemez.
Çağdaş DURMAZ
Tüm sayfa dostlarımın , değerli şair ve yazar arkadaşlarımın yeni yılını en içten dileklerimle kutlarım. Bilginin ışığından ayrılmadığımız bir yıl dileğimle.
5.0
100% (2)